boğulacak ile cümle

boğulacak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Birisi onu kurtarmalı, ya da o boğulacak.Someone needs to save him, or he'll drown.
Sana tokat atsam bütün şehir makyaj pudrasından boğulacak.If I slap you, the whole city will suffocate from face powder.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”And they will shudder."
Yani hissetmezse boğulacak öyle değil mi?So if it doesn't feel, it will be drowned, OK?
Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.The (pursuing) hosts will surely be drowned,"
Zulmedenler konusunda Bana hitapta bulunma. Çünkü onlar suda- boğulacaklardır."Do not plead for those who have been wicked, for they shall certainly be drowned."
Çünkü suda boğulacak bir ordudur."The (pursuing) hosts will surely be drowned,"
"Denizi sakin iken geride bırak, doğrusu onlar suda boğulacak bir ordudur."(Cross and) leave the sea undisturbed. The (pursuing) hosts will surely be drowned,"
Deniz açılmışken öylece bırak, şüphe yok, onlar bir ordudur ki boğulacak.(Cross and) leave the sea undisturbed. The (pursuing) hosts will surely be drowned,"
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma. Onlar, mutlaka boğulacaklardır.Do not plead for those who have been wicked, for they shall certainly be drowned."
Zulüm yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar kesinlikle suda boğulacaklardır.Do not plead for those who have been wicked, for they shall certainly be drowned."
Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur."The (pursuing) hosts will surely be drowned,"
Çünkü onlar suda boğulacaklardır.” [23,27; 71,26; 54,10]So grieve not for what they are doing.
Zalimler için bana baş vurma; onlar suda boğulacaklardır."Do not plead for those who have been wicked, for they shall certainly be drowned."
"Denizi durgun ve açık bırak. Çünkü suda boğulacak bir ordudur."“And leave the sea as it is, parted in several places; indeed that army will be drowned.”
Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.“And leave the sea as it is, parted in several places; indeed that army will be drowned.”
Karşıya geçince denizi olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur."“And leave the sea as it is, parted in several places; indeed that army will be drowned.”
O zulmedenler hakkında bana yalvarma; onlar, mutlaka boğulacaklardır!And address Me not in favour of those who have done wrong. Verily, they are to be drowned.
Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır."And address Me not in favour of those who have done wrong. Verily, they are to be drowned.
Onlar kesinlikle boğulacaklardır."Verily, they are to be drowned.
Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır.Verily, they are to be drowned.
Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!Verily, they are to be drowned.
Çünkü onlar suda boğulacaklardır.”Verily, they are to be drowned.
Zalimler adına benimle konuşma; onlar boğulacaklardır."And address Me not in favour of those who have done wrong. Verily, they are to be drowned.
Zulmetmiş olanlar hakkında bana yakarıp durma. Onlar kesinlikle boğulacaklardır."And do not speak to me concerning those who did wrong; for they are to be drowned.”
Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır.And do not speak to me concerning those who did wrong; for they are to be drowned.”
Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!And do not speak to me concerning those who did wrong; for they are to be drowned.”
Zalim ve kâfirler hakkında sakın Bana başvurma! Çünkü onlar suda boğulacaklardır.”And do not speak to me concerning those who did wrong; for they are to be drowned.”
Çünkü onlar suda- boğulacaklardır."They are doomed to be drowned.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.They are doomed to be drowned.
Onlar mutlaka boğulacaklardır!They are doomed to be drowned.
Çünkü onlar kesinlikle suda boğulacaklardır.They are doomed to be drowned.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Dann werden ihnen ihre Sünden vergeben werden".
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Et bien, ils seront emmenées (au Châtiment).
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”И главное - они вырваны из своей среды» .
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Zo zouden zij geweld tegen zich uitlokken.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Służyły one do rzucania (miotania).
Cersei prense sunulduğu zaman, neredeyse prensin mor renkli hüzünlü gözlerinin içinde boğulacaktı.Cũng vì lý do đó, khi vừa mới được sinh ra, Công chúa Christina đã gần như bị mù hoàn toàn.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”牠們估計已經滅絕。
Cersei prense sunulduğu zaman, neredeyse prensin mor renkli hüzünlü gözlerinin içinde boğulacaktı.문을 열면 슬픈 공주는 눈앞에 있다.
Ama şükür eşarp takmamıştı, bir başka kız eşarbıyla boğulacaktı neredeyse,Maar gelukkig draagt ze geen sjaal zoals het andere meisje die er bijna in was gestikt,
Ama şükür eşarp takmamıştı, bir başka kız eşarbıyla boğulacaktı neredeyse,אבל למזלה היא אינה לובשת צעיף כי אז הייתה נחנקת מה שקרה עם בחורה אחרת שנקלעה לנסיבות דומות
Ama şükür eşarp takmamıştı, bir başka kız eşarbıyla boğulacaktı neredeyse,لكن لحسن حظها انها مش لابسة كوفية زي البنت التانية اللي كانوا هيخنقوها بيها
Ama şükür eşarp takmamıştı, bir başka kız eşarbıyla boğulacaktı neredeyse,またはナイフで侵入していた第三の少女のような、
Evet! Yani hissetmezse boğulacak öyle değil mi?네! 만약 감지를 못한다면, 익사하겠죠?
Evet! Yani hissetmezse boğulacak öyle değil mi?כן! אז אם היא לא מרגישה, היא תטבע, אוקי?
Evet! Yani hissetmezse boğulacak öyle değil mi?نعم! فإذا لم تشعر، ستغرق، حسنا؟
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Av rus og sorg skal du bli full - et ødeleggelsens og herjingens beger er din søster Samarias beger.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.budeš naplnená opilosťou a zármutkom; bude to pohár hrôzy a spustošenia, pohár tvojej sestry Samárie.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.De embriaguez e de dor te encherás, do cálice de espanto e de assolação, do cálice de tua irmã Samária.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.det er fuldt af Beruselse og Stønnen, et Bæger med Gru og Rædsel er din Søster Samarias Bæger.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.네가 네 형 사마리아의 잔 곧 놀람과 패망의 잔에 넘치게 취하고 근심할지라
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Mầy sẽ phải đầy sự say sưa và buồn rầu; vì chén của chị Sa-ma-ri mầy, là chén gở lạ và hoang vu.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Mầy sẽ phải đầy sự say_sưa và buồn_rầu ; vì chén của chị Sa-ma-ri mầy , là chén gở lạ và hoang_vu .
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Opilstvím a zámutkem naplněna budeš, kalichem pustiny a zpuštění, kalichem sestry své Samaří.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Pijaóstwem i boleścią napełniona będziesz, kubkiem spustoszenia i smutku, kubkiem siostry swej Samaryi!
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Polna bodeš pijanosti in žalosti; ker čaša groze in otožnosti je sestre tvoje Samarije čaša.
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Részegséggel és bánattal megtelsz; pusztaság és elpusztulás pohara a te nénéd, Samaria pohara!
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Te llenarás de embriaguez y de dolor; copa de horror y de desolación es la copa de tu hermana Samaria
Sarhoş olacak, umutsuzluğa boğulacaksın, Kızkardeşin Samiriyenin kâsesi Yıkım, perişanlık kâsesidir.Te vei umplea de beţie şi durere; căci potirul sorei tale Samaria este un potir de groază şi spaimă!
İlgili Sayfalar