O bizim en büyük endişemizdir.That's our biggest concern.
Tom bizim mekanımızda kalabilir.Tom can stay at our place.
Bizim genellikle yaptığımız budur.That's what we usually do.
Bizim kursu değiştirmeye ihtiyacımız var.We need to change course.
Bizim ıslanacağımız kesin.We're bound to get wet.
Bizim dikkatli olmamız gerekiyor.We need to be careful.
Tom bizimle gidemez.Tom can't go with us.
Tom bizim yardımımızdan faydalanabilir.Tom can use our help.
Tom bizimle gelebilir.Tom can come with us.
Bizim biçtiğimiz pirinç boldur.The rice we harvested is bountiful.
Bizim seçeneğimiz yok.We have no options.
Bizim bile kafamız karıştı.Even we ourselves were confused.
O bizim gezegen.That's our planet.
Bizim bu gece akşam yemeği için körimiz olsaydı daha güzel olurdu.It'd be nice if we had curry for dinner tonight.
Bizim için oy verin.Vote for us.
Tom ziyarete geldi ve bizimle akşam yemeği yedi.Tom came over and had dinner with us.
Bizim kare şeklinde bir masamız var.We have a square table.
Önce göçmenler, sonra siz. Dayanışma sosyal yamyamlık için bizim cevabımızdır.First the emigrants, then you. Solidarity is our response to social cannibalism.
Bay Jackson bizim öğretmenimizdir.Mr. Jackson is our teacher.
Bugün bizim çok yiyeceğimiz var.Today we have a lot of food.
Tom bizim erkenden ayrılmamıza hiçbir itirazı olmadığını söyledi.Tom said he had no objection to our leaving early.
Tom Jackson bizim tek şüphelimiz.Tom Jackson is our only suspect.
Biz bizim restoranda pilav, lo mein ve kebap yeriz.We have pulao, lo mein and kebabs in our restaurant.
Bize en kötü şekilde ihanet edenler her zaman bizim için gözde olanlardır.Those who betray us in the worst way are always those who are dearest to us.
Tom muhtemelen bizimle Boston'a gitmek istemiyor.Tom is unlikely to want to go to Boston with us.
O bizim sorunlara ilgisiz görünüyordu, bu yüzden ondan yardım istemeyi durdurduk.She seemed uninterested in our problems, so we stopped asking her for help.
Yaşam bizim en büyük zenginliğimizdir.Life is our greatest wealth.
Tom geçen yıl bizim şirket için çalışmaya başladı.Tom began working for our company last year.
Bu bizim evimizdeki en rahat sandalye.This is the most comfortable chair in our house.
Bizim için dans etmeni istiyoruz.We want you to dance for us.
Onlar bizim sempatimizi hak ediyor mu?Do they deserve our sympathy?
Taraftarlarımız bizim en iyimizi hak ediyor.Our fans deserve our best.
O bizimle yemek yemeye geldi.He came to dine with us.
Bizim de Tom'a ihtiyacımız var mı?Do we need Tom, too?
Bizim savaşmamıza gerek yok.We don't need to fight.
Bizim bazı seçeneklerimiz var.We do have some options.
Bizim herhangi bir kuralımız yok.We don't have any rules.
Şimdiye kadar bizim için ne yaptın?What have you ever done for us?
Lütfen bizim zekamıza hakaret etme.Please don't insult our intelligence.
Bizim içme suyumuz yok.We have no drinking water.
Hiç kimse bizim kazanmamızı beklemiyor.Nobody's expecting us to win.
Bizim başkanımız şimdi eskiden olduğu kadar popüler değil.Our president is not as popular now, as he was before.
Bizim hâlâ bitmemiş işimiz var.We still have unfinished business.
Bizim evde herkes iyi.At our place, everybody's doing fine.
Bizim ilk İtalyan sınıfımıza hoş geldiniz.Welcome to our first Italian class.
Bizim unuttuğumuz bir şey var.There's one thing we've forgotten.
Bizim gidecek yerimiz yok.We've got nowhere to go.
Bizim bir yerden başlamamız lazım.We've got to start somewhere.
Onlara bizim veri girişini verdik.We gave them our input.
Bizim onu yapmamız zor olacak.It's going to be difficult for us to do that.
Bizim patron planımızı onayladı.Our boss approved our plan.
Bizim tur rehberimizin ismi Tom'du.Our tour guide's name was Tom.
Bizim takımın kazanması ya da kaybetmesi umurumda değil.I do not care if our team wins or loses.
Bizim takımın kazanması ya da kazanmaması umurumda değil.I don't care if our team wins or not.
Bunun bizim hatamız olduğunu düşünüyorum.I think it's our mistake.
Bizim hakkımızda konuşur musunuz?Do you talk about us?
Bizim ilişkimiz istikrarlı.Our relationship is stable.
Bizim sporcular bitiş çizgisini en son geçtiler.Our athletes crossed the finish line last.
Bizimle yemeğe gel.Come eat with us.
O neden bizim işimiz?Why's it our job?