Bizimle biraz konuşup konuşmayacağını merak ediyorum.I wonder if you'd talk to us for a moment.
Tom bizimle poker oynamak istediğini söyledi.Tom said he wanted to play poker with us.
Bizi bekleyen kimse yok gibi görünüyor.There seems to be no one waiting for us.
Tüm dünyanın bizim hakkımızda bilmesini istiyorum.I want the whole world to know about us.
Hiç kimsenin bizi tanımadığını söylediğini düşündüm.I thought you said nobody knew about us.
Tom'un bunu bizim için yaptığını düşündüm.I thought that Tom had done that for us.
Tom bizim ondan hoşlanmadığımızı düşünüyor gibi görünüyordu.Tom seemed to think we didn't like him.
Tom'un bizi unutmadığından eminim.I'm sure Tom hasn't forgotten about us.
Tom'un bizim için akşam yemeği yapacağını düşündüm.I thought Tom would make dinner for us.
Zaten bizi yeterince yavaşlattın.You've slowed us down enough already.
Tom hemen dışarıda bizi bekliyordu.Tom was right outside waiting for us.
Ailem bizim evliliğimize karşıydı.My parents were against our marriage.
Eminim Tom bizimle gitmek isteyecek.I'm sure Tom will want to go with us.
Tom'un, bizim burada olduğumuzu bildiğine oldukça eminim.I'm pretty sure Tom knows we're here.
Ben sana Tom'un bizi hayal kırıklığına uğratmayacağını söyledim.I told you Tom wouldn't let us down.
Tom bizimle hiç poker oynamadı.Tom has never played poker with us.
Tom'um bizimle yaşamak istediğinden eminim.I'm sure Tom wants to live with us.
Bana bizim 2:30'a kadar zamanımız olduğu anlatıldı.I was told that we have until 2:30.
Bizim o okulda bir kızımız var.We have a daughter at that school.
Tom bizimle poker oynamayı reddetti.Tom refused to play poker with us.
Bizim hakkımızda konuştuklarından eminim.I'm sure they're talking about us.
Neden bizim evimizde bir köpek var?Why is there a dog in our house?
Ben bizim anlaşma içinde olmamızdan memnunum.I'm glad we're all in agreement.
Bizimle gitmeyi dileyeceksin.You'll wish you'd gone with us.
Tom bizimle poker oynardı.Tom used to play poker with us.
Jacksonlar bizim komşularımızdır.The Jacksons are our neighbors.
Tom'a bizi nerede karşılayacağını söyledim?I've told Tom where to meet us.
Tom dün gece bizimle değildi.Tom wasn't with us last night.
Tom bizim ne düşündüğümüzü umursamayacak.Tom won't care what we think.
Muhtemelen bizi duymuşsunuzdur.You've probably heard of us.
Sen bizim için çok önemlisin.You're very important to us.
Bizim onu yapmaya hakkımız yok.We have no right to do that.
Tom'un bizi duyabilip duyamadığını merak ediyorum.I wonder if Tom can hear us.
Lütfen bizi affeder misiniz?Would you please excuse us?
Bizim imzalı bir beyanımız var.We have a signed statement.
Bizim bir bulaşık makinemiz yok.We don't have a dishwasher.
Tom bizi bırakıp gitmez.Tom wouldn't run out on us.
Tom bizi dışarı fırlatırdı.Tom would've thrown us out.
Ben bizim konuşabildiğimizi umuyordum.I was hoping we could talk.
Bizim partner olduğumuzu sandım.I thought we were partners.
Tom artık bizimle değil.Tom's not with us anymore.
Onların bizi duyabileceğinden eminim.I'm sure they can hear us.
Onların bizi duyduğunu düşündüm.I thought they'd heard us.
Bizim çok az zamanımız var.We have very little time.
Bizim otuz tane çalışanımız var.We have thirty employees.
Bizim küçük bir arka bahçemiz var.We have a small backyard.
Tom bizimle poker oynadı.Tom played poker with us.
Bizi terk ettiremezsiniz.You can't make us leave.
Bizim farklılıklarımız var.We have our differences.
Bizim birkaç tane sorumuz var.We have a few questions.
Tom bizim bir arkadaşımızdır.Tom is a friend of ours.
Onların hepsi bizi izliyor.They're all watching us.
Onlar bizi izlemedi.They wouldn't follow us.
Siz bizim için iyiydiniz.You've been good to us.
Bizim bir randevumuz var.We have an appointment.
Bizim ilişkimiz var.We have a relationship.
Bizim her zaman seçeneklerimiz var.We always have options.
Tom bizimle kalıyor.Tom is staying with us.
Tom bizi yavaşlatıyor.Tom is slowing us down.
Bizim daha fazla şekerimiz yok.We have no more sugar.