Tom bizim misafirimiz.Tom is our guest.
Bizimle birlikte gelmek ister misin?Do you want to come along with us?
Bizim bir anlaşmamız var.We've got a deal.
Tom zaten bizim için çok şey yaptı.Tom has already done a lot for us.
Bizim kültürümüzde aynı anda iki kadınla evlenemezsin.In our culture, you cannot be married to two women at the same time.
Onlar neredeyse bizi yakaladılar.They almost got us.
O bizim İngilizce öğretmenimiz.He is our English teacher.
O İngiliz adam bizim öğretmenimizdir.He is the Englishman that is our teacher.
Bu zamanda, o bizim en iyi vuruşçumuz.At this time, he's our best batter.
Kaybetmek bizim için kaçınılmazdı.It was inevitable for us to lose.
Kesinlikle biziz.We certainly are.
Bizim evle karşılaştırıldığında, seninki bir saray.Compared to our house, yours is a palace.
Bizim evle karşılaştırıldığında, sizinki bir konak.Compared to our house, yours is a mansion.
Bizim düğün pastamızı beğeniyor musun?Do you like our wedding cake?
Bu bizim ilk tartışmamızdı. Umarım sonuncusudur.This is our first discussion. I hope it's the last.
Bizim her an ölebilir olduğumuzu bilmek üzücü.It's sad to know that we may die any moment.
Bozhena oldukça sarışın; o bizim okuldaki en güzel kızdır.Bozhena is a pretty blonde; she is the prettiest girl in our school.
Bizi görmeye gel!Come to see us!
Bizim için kayıp zamanı telafi etmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it isn't possible for us to make up for lost time.
Gelecek yıl bizimle Boston'a gidecek misin?Will you be going to Boston with us next year?
Bu bizim için.This one is for us.
Buharlı trenin düdüğü bizi şafakta uyandırdı.The whistle of the steam train woke us at daybreak.
Bizim toplumumuzda, hem onurlu insanlar hem de dolandırıcılar vardır.In our society, there are both honorable people and swindlers.
Bizi kaptan karşıladı.The captain welcomed us.
Bizim çocuğumuz köpekleri sever ama ben kedileri tercih ederim.Our child likes dogs, but I prefer cats.
Ne yazık ki bizimle seyahat edemezsiniz.It's a pity that you can't travel with us.
Sen bizi terk ettin, dostum.You left us, mate.
Büyükannem bizimle yaşadı..My grandmother lived with us.
Bizim için her şey bitti.It's all over for us.
Bizim için artık yolun sonu.It's all over for us.
Bizim ekstra paramız yok.We have no extra money.
Bizim büyük bir köpeğimiz var.We have a big dog.
Onun söylediği bizi öfkelendirdi.What he said made us angry.
Rezervasyonda bizim rezervasyonumuz hakkında hiç rezervasyonunuz var mı?Do you have any reservations about our reservation on the reservation?
Bizim yurdun ısıtma sistemi düzgün çalışmıyor.Our dorm's heating system isn't working properly.
Onun bizimle kiliseye geleceğini düşündüm ama o evde kalmaya karar verdi.I thought he would come to church with us, but he decided to stay home.
Bizim ilerleme kontrol altına alındı.Our progress was put in check.
Bizim öğretmenimiz serttir yine de o kibar.Our teacher is strict, and yet, he is kind.
Bizim gün ortasında öğle yemeğimiz var.We have lunch at midday.
Beni tanıyormuş gibi davranıyorsun; bu bizim ilk görüşmemiz!You're acting like you know me; this is the first time we're meeting!
Geceyi bizimle geçirebilirsin.You can spend the night with us.
Bizim elma ağacı çiçek açıyor.Our apple tree is blooming.
Bizimle birlikte öğle yemeği yemeyecek misin?Won't you eat lunch with us?
Bizim gazlı ısıtmamız var.We have gas heating.
Bizim tavsiyemizi hiç dinlemezsin.You never listen to our advice.
Allan bizi terk etti.Allan left us.
Jane bizim kararımıza itiraz etti.Jane objected to our decision.
Jane bizim kararımıza karşı çıktı.Jane opposed our decision.
Bizim hala eski tüplü televizyonumuz var.We still have an old tube television.
O bizim İngilizce öğretmenimizdir.He's our English teacher.
Ne altın ne de büyüklük bizi mutlu eder.Neither gold nor greatness make us happy.
Figaro bizi düğününe davet etti ama geldiğimizde herkes çoktan ayrılmıştı.Figaro invited us to his wedding, but when we arrived everyone had already left.
Bu bizim otelimiz mi?Is this our hotel?
Bizim konuşmamızın zamanımızdır.It's time for us to talk.
Büyük gün bizi bekliyor.A big day awaits us.
Onların yaşam biçimi bizimkinden farklı.Their lifestyle is different from ours.
Bizim köpek bahçede kemikleri gömer.Our dog buries bones in the garden.
Mary ve ailesi bizi uğurlamak için tren istasyonuna geldiler.Mary and her family came to the railway station to see us off.
Onu seviyorum ama o bizimkinin yalnızca arkadaşlık olduğunu söylüyor.I love her, but she says ours is just friendship.
Bizi alması için bir taksi çağır.Call a taxi to pick us.