biyoluminesans ile cümle

biyoluminesans kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
14
HARF
6
HECE
11
ORT. KELİME
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.Now, usually if people are familiar with bioluminescence at all, it's these guys; it's fireflies.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.French physiologist Raphael Dubois, asked about this bioluminescent clam.
Biyolüminesans bakteriler arası iletişimde (quorum algılama) önemli role sahiptir.Aangenomen wordt dat bioluminescentie een directe rol speelt in de communicatie tussen bacteriën.
Ayrıca onlardan farklı olarak biyolüminesans sonucu ışık saçamazlar.Cũng không có nguồn phát quang sinh học nào đủ sáng như nó.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.A különleges tulajdonsága, hogy fényt bocsát ki magából, azaz biolumineszcens, mint a szentjánosbogár.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.E' un batterio che ha la capacità di emettere luce quindi produce bioluminescenza come le lucciole.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.이 박테리아는 빛을 내는 특성을 가지고 있습니다. 즉, 생물발광을 합니다. 반딧불이 발광을 하듯이 말입니다.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.Njena posebnost je, da ustvarja svetlobo, torej bioluminescenco, tako kot kresnice.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.Tato bakterie má speciální vlastnost, vyzařuje světlo, takže vytváří bioluminiscenci, stejně jako světlušky.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.Тази бактерия има специалната дарба да произвежда светлина, тя прави биолуминисценция, също като светулките.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.Ця бактерія має специфічну здатність світитись, тобто створювати біолюмінесценцію. Як світлячки.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.לחיידק הזה יש תכונה מיוחדת - הוא מאיר; הוא יוצר ביו-לומינציה, כמו הגחליליות.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.生物発光するわけで 蛍と似ています 別に細胞に何かしたわけではありません
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.Den gnist man kan se er ikke luminiscence, det er bare elektronisk støj på disse superforstærkede kameraer.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.Diese Funken sind noch keine Biolumineszenz, das ist nur elektronisches Rauschen in der sensiblen Kamera.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.여러분이 보고 있는 불꽃은 발광이 아니라 강화 카메라에 찍힌 전기 노이즈입니다.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.Percikan yang anda lihat bukanlah luminesens; itu hanya noise elektrik dari kamera tersebut.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.To iskerenie, ktoré vidíte, nie je luminiscencia, je to len elektronický šum v týchto supercitlivých kamerách.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.Тази искра, която виждате, не е луминесценция; това е просто електронен шум на тези подсилени камери.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.הנצנוצים שרואים אינם פליטת אור; זהו רק רעש אלקטרוני של המצלמות החזקות האלו.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.الشرر اللدي ترونه ليس ضوءا متلأليء أنه مجرد ضوضاء الكترونية فوق هذه الكاميرات المكثفة.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.生物発光ではなくてカメラの 電子回路のノイズです 潜水艇が水中で前進を始めるまでは
Bu video, biyolüminesans bir plankton sürüsünün içinde yüzen bir yunusa ait, Scripps Enstitüsünden Dr.스크립스 연구소의 마이크 래츠 박사가 찍은 영상입니다. 돌고래가 생물발광 플랑크톤을 속을 헤엄치는 모습이죠.
Bu video, biyolüminesans bir plankton sürüsünün içinde yüzen bir yunusa ait, Scripps Enstitüsünden Dr.Toto je video Dr. Mikea Latza zo Scropps Institution delfína plávajúceho pomedzi svetielkujúci planktón.
Bu video, biyolüminesans bir plankton sürüsünün içinde yüzen bir yunusa ait, Scripps Enstitüsünden Dr.זהו סרט שצולם על-ידי ד"ר מייק לאצ ממכון סקריפס, של דולפין השוחה דרך פלנקטונים פולטי אור.
Bu video, biyolüminesans bir plankton sürüsünün içinde yüzen bir yunusa ait, Scripps Enstitüsünden Dr.هذا شريط مصور من قبل الدكتور مايك لاتز في مؤسسة سكريبس لدلفين يسبح عبر عوالق بحرية مضيئة حيوياً.
Bu video, biyolüminesans bir plankton sürüsünün içinde yüzen bir yunusa ait, Scripps Enstitüsünden Dr.生物発光するプランクトンの中を泳ぐイルカを捉えています 生物発光で有名なプエルトリコの湾などの
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.El fisiólogo francés Raphael Dubois se hizo acerca de esta almeja bioluminiscente.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.Franse fysioloog Rafael Dubois stelde over dit bioluminescente schelpdier.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.프랑스 생리학자 라파엘 두부와가 발광 조개를 보고 생각했습니다.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.Raphael Duboi im 19. Jhd. über diese biolumineszierende Muschel stellte.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.Raphael Dubois s'est posé au 19 ème siècle à propos de cette palourde bioluminescente.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.שאל פסיכולוג צרפתי בשם רפאל דובואה על יצורים מאירים הללו.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.العالم النفسي الفرنسي للقرن التاسع عشر رافيال ديبوا قد طرحه بخصوص البطلينوس ذو الضوء الحيوي.
Fransız bir biyolog olan Raphael Dubois bu biyolüminesans midye için sormuştu.貝類の生物発光を論じています 彼は貝をすりつぶして 2-3の化学物質を取り出すと
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.Biasanya orang yang tahu tentang bioluminesens sama sekali, mereka pasti membayangkan kunang-kunang.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.Bij bioluminescentie denken mensen meestal aan deze jongens: vuurvliegen.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.Dacă oamenii știu ceva despre bioluminiscență, știu despre ei, despre licurici.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.En général, si les gens ont entendu parler de bioluminescence, ils connaissent ces bestioles, les lucioles.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.사람들이 친숙한 생물 발광이 하나 있다면 바로 이 반딧불입니다.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.Men, normalt når mennesker overhovedet er bekendt med bioluminiscence, er det disse fyre; det er ildfluer.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.Wenn Menschen überhaupt mit Biolumineszenz vertraut sind, dann mit diesen Jungs hier, Glühwürmchen.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.Zvyčajne, ak ľudia vôbec niečo vedia o bioluminiscencii, tak ide tieto zvieratká: svetlušky.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.Обикновено, ако хората изобщо са наясно с биолуминесценцията, става дума за тези, светулките.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.Обычно, если люди имеют понятие о биолюминесценции, обычно они знают о светлячках.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.בדרך-כלל, אם אנשים מכירים בכלל פליטת אור ביולוגית, זה אלה, הגחליליות.
Genelde insanlar eğer biyolüminesans kavramını duydularsa bunu ateşböcekleri nedeniyle duymuşlardır.おそらく ホタルなどでしょうか 陸の生物で光るのは ムシやミミズや菌の
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Blikajúce svetlá, svet bioluminiscencie, ako svetlušky.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Blinkende lichtjes: een wereld van bioverlichting, zoals vuurvliegjes.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Cahaya-cahaya berpendar ini: sebuah dunia penuh dengan biopendar cahaya, seperti kunang-kunang
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Dessa blinkande ljus: en värld av bioluminescens, som eldflugor.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Diese blinkenden Lichter: eine Welt der Biolumineszenz, wie Glühwürmchen.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Disse blinkende lys: En verden af morild, som ildfluer.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Ezek a pislogó fények: a biolumineszcencia világa, mintha csak szentjánosbogarak lennének.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.마치 반딧불이처럼. 유기 발광의 세계입니다.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Le luci intermittenti, un mondo bioluminescente proprio come le lucciole.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Những ánh sáng lấp lánh ấy: một thế giới của sự phát quang sinh học, như những chùm pháo hoa.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.To świat bioluminescencji, jak u świetlików.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Unas luces intermitentes: un mundo de bioluminescencia, de luciérnagas.
Şu yanıp sönen ışıklar: biyoluminesans dünyası, tıpkı ateşböcekleri gibi.Utripajoče lučke, bioluminiscenčni svet, kot kresničke.

İlgili Sayfalar