Ben biyolojiyi hiç sevmedim.I never liked biology.
Bunun biyolojiye iyi bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.I don't think this is a good approach to biology.
Bu çalışma, biyolojinin anlaşılması için temeldir.This book is fundamental for an understanding of biology.
Dün biyolojide bir sınava girdik.We had an examination in biology yesterday.
Amacım Emmet'in teorisinin biyolojiye olan etkisini araştırmak değildir.It is not my purpose to investigate the impact of Emmet's theory on biology.
O, çok sıkı biyoloji çalışır.He studies biology very hard.
Harvard'ta bir biyoloji profesörüdür.He's a professor of biology at Harvard.
O biyoloji sınavında kopya çekti.He cheated on the biology exam.
Biyoloji alanında çalışıyor.He is working in the field of biology.
Onun biyolojide bir derecesi vardır.She has a degree in biology.
Ben biyoloji ve İspanyolca eğitimi alacağım.I'm going to study biology and Spanish.
Biyolojiden hep nefret etmişimdir.I've always hated biology.
Birçok insan okulda biyoloji eğitimi görür.Many people study biology in school.
Biyoloji birçok yaşam bilimlerini içerir.Biology includes many life sciences.
On yıldır kendini biyoloji çalışmalarına adadı.He dedicated himself to biology studies for almost ten years.
Ben biyoloji ve Fransızca öğretirim.I teach biology and French.
Duyduğuma göre, o biyoloji eğitimi görmek için Amerika Birleşik Devletlerine gitti.According to what I heard, he went over to the United States to study biology.
Biyolojik çeşitlilik dünya çapında hızla azalıyor.Biodiversity is declining rapidly throughout the world.
Bir biyolojik çeşitlilik krizi yaşıyoruz.We are living through a biodiversity crisis.
Biyoloji testi için çalışmak zorundayım.I have to study for a biology test.
Biyoloji testi için gözden geçirmek zorundayım.I have to revise for a biology test.
Biyolojik bir varlık olarak insan hayvan dünyasına aittir.Human as a biological being belongs to the animal world.
Bazı insanlar aşka inanmıyor. Onlar sadece biyolojiye inanıyor.Some people don't believe in love. They just believe in biology.
Biyolojide A almayı umuyordum ama sadece C aldım.I expected to get an A in biology, but I only got a C.
Tom'un biyolojik ebeveynleri hakkında daha fazla bilmek istiyor.I want to know more about Tom's biological parents.
Mary, Tom'un biyolojik annesidir.Mary is Tom's biological mother.
Tom Mary'nin biyolojik babası.Tom is Mary's biological father.
Bazen biyolojiden anlamıyorum.Sometimes I don't understand biology.
En büyük arzum biyolojik babamla tanışmaktı.My greatest desire was to meet my biological father.
O benim biyolojik babam.He's my biological father.
Babamın biyolojik babam olmadığını kesinlikle anladım.I just found out that my dad is not my biological father.
Tom biyolojide araştırma yapıyor.Tom is doing research in biology.
Tom biyoloji ile çok ilgileniyor.Tom is very interested in biology.
Mary donör tarafından tasarlanmış ve biyolojik babasını izlemeye çalışıyordu.Mary was donor-conceived and is trying to track down her biological father.
Tom biyolojik babam.Tom is my biological father.
En sevdiğim konu biyoloji.My favorite subject is biology.
Dan, Princeton Üniversitesi'nde bir grup biyoloji araştırmacısı ile bir araya geldi.Dan met a group of biology researchers at Princeton University.
Biyolojide öğrenciler genotip ve fenotip arasındaki farkı öğrenirler.In biology, the students learn the difference between the genotype and the phenotype.
Tom biyolojik babasını arıyor.Tom's searching for his biological father.
O, biyolojide iyidir.He is good at biology.
Biyoloji Tom'un en sevdiği ders değil.Biology isn't Tom's favorite subject.
Üç tane evlatlığımız var. Küçük olan ikisi biyolojik erkek kardeş.We have three adopted children. The younger two are biological brothers.
Bizim üç evlatlığımız ve iki biyolojik çocuğumuz var.We have three adopted children and two biological children.
İki biyolojik, üç evlatlık çocuğumuz var.We have three adopted children and two biological children.
"Biyolojik babam benim için bir hiç!" dedi."My biological father means nothing to me!", he said.
Yağmur ormanları dünya'nın en büyük biyolojik hazineleri biridir.Rainforests are one of the Earth's greatest biological treasures.
Biyoloji öğretmenine Sonia deniliyor.The biology teacher is called Sonia.
"Biyoloji" Yunanca bir sözcük, anlamı "canlı organizmaların çalışması."'Biology' is a Greek word that means 'the study of living organisms'.
Mary Tom'un biyolojik kızı değil.Mary isn't Tom's biological daughter.
Tom'un biyolojik ebeveynleri onu evlatlık verdi.Tom's biological parents gave him up for adoption.
Tom biyoloji konusunda uzmanlaşmayı planlıyor.Tom plans to major in biology.
Biyoloji hakkında hep çok tutkulu oldum.I have always been very passionate about biology.
O, biyolojiye gerçekten ilgi duyuyor.He's really interested in biology.
Tom biyolojide iyidir.Tom is good at biology.
Matematik, fizik ve biyoloji dersleri veriyor.She teaches lessons in math, physics, and biology.
Tom, biyoloji alanında dereceye sahiptir.Tom has a degree in biology.
Fizik ve matematiği seviyorum, biyoloji ve coğrafyayı sevmem.I love physics and math, but not biology and geography.
Biyoloji dersine daha fazla dikkat etmen gerekirdi.You should have paid more attention in biology class.
Biyoloji dersine daha fazla dikkat etmem gerekirdi.I should have paid more attention in biology class.
Tom Jackson benim biyolojik babamdır.Tom Jackson is my biological father.