Dün biryani yedim.I ate biryani yesterday.
Güney Asya'nın karışık bir pirinç yemeği olan Biryani, şimdi bir ritüel haline geldi.Serving Biryani, a South Asian mixed rice dish, is now becoming a norm.
Biryani de popüler mutfak ürünlerinden birisi olup en çok Hindistan ve Pakistanlılar arasında tutulmaktadır.シンディービリヤニはパキスタン料理のなかでとても人気のあるメニューであり、パキスタン全域はおろか世界中で食べられている。
Güney Asya'nın karışık bir pirinç yemeği olan Biryani, şimdi bir ritüel haline geldi.Podawanie biriani, mieszanego ryżu z Azji Południowej, staje się normą.
Güney Asya'nın karışık bir pirinç yemeği olan Biryani, şimdi bir ritüel haline geldi.Servir biryani, arroz mixto del sur asiático, se está convirtiendo en norma.
Güney Asya'nın karışık bir pirinç yemeği olan Biryani, şimdi bir ritüel haline geldi.Servir biryani, um prato de arroz misto do sul da Ásia, está se tonando comum.
Güney Asya'nın karışık bir pirinç yemeği olan Biryani, şimdi bir ritüel haline geldi.Servir un biryani, un plat de riz mélangé sud-asiatique, devient maintenant la norme.
Güney Asya'nın karışık bir pirinç yemeği olan Biryani, şimdi bir ritüel haline geldi.Το σερβίρισμα του μπιριάνι, ενός μικτού πιάτου ρυζιού της Νότιας Ασίας, γίνεται τώρα κανόνας.
Güney Asya'nın karışık bir pirinç yemeği olan Biryani, şimdi bir ritüel haline geldi.Подача бирьяни, смешанного рисового блюда из Южной Азии, сегодня становится традицией.
Güney Asya'nın karışık bir pirinç yemeği olan Biryani, şimdi bir ritüel haline geldi.بان هو مستحضر يجمع بين ورق التنبول مع جوز الأريقة وأوراق التبغ، بالإضافة إلى بعض التوابل الأخرى.
Kavurucu güneş ışığında, Biryani ile doldurulmuş dev çanaklar derme çatma tuğla ocaklara koyulurdu.Bajo el sol abrasador, enormes ollas llenas de biryani permanecían en improvisados hornos de ladrillo.
Kavurucu güneş ışığında, Biryani ile doldurulmuş dev çanaklar derme çatma tuğla ocaklara koyulurdu.No sol escaldante, havia grandes panelas com biryani sobre improvisados fogões de tijolos.
Kavurucu güneş ışığında, Biryani ile doldurulmuş dev çanaklar derme çatma tuğla ocaklara koyulurdu.W palącym słońcu na prowizorycznych palnikach stały wielkie garnki wypełnione Biriani.
Kavurucu güneş ışığında, Biryani ile doldurulmuş dev çanaklar derme çatma tuğla ocaklara koyulurdu.Στο καυτό φως του ήλιου, τεράστια δοχεία γεμάτα με μπιριάνι καθόταν στους αυτοσχέδιους φούρνους από τούβλα.
(Örneğin: Biryani)قطع اللحم (كاري حار)
Şimdi ise, Mughal mutfağı gibi daha zahmetli ve pahalı yemekler oldukça revaçta. (Örneğin: Biryani)Ahora, cada vez más eligen platos más complejos y abundantes como biryani, de la cocina mogol, para el menú.