Bir ara birlikte duvar tenisi oynamalıyız.We should play squash together sometime.
Tom ve ben çocukken birlikte beyzbol oynadık.Tom and I played baseball together as kids.
Tom ve Mary neredeyse bütün gün birlikte oynadı.Tom and Mary played together almost all day.
Biz çocukken her gün birlikte oynadık.We played together every day when we were kids.
Sen ve ben birlikte hiç tavla oynamadık, değil mi?You and I have never played backgammon together, have we?
Çocukken her zaman birlikte oynadık.When we were kids, we played together every day.
O bizimle birlikte sinemaya gelmek istiyor.He would like to come with us to the movie.
Tom ve Meryem'in birlikte çalışmayı öğrenmeleri gerek.Tom and Mary need to learn to work together.
Birlikte çalışmayı öğrenmemiz gerek.We need to learn to work together.
Dinleyicideki herkes birlikte şarkı söyledi.Everybody in the audience sang along.
Birlikte liseye gittiğim birisine benziyorsun.You look like somebody I went to high school with.
Onun Londra'da birlikte yaşadığı insanlar beni ziyarete geliyor olacaklar.The people he lives with in London will be coming to visit me.
Jane ile birlikte olmak zevkli.Jane is fun to be with.
Birlikte kalın.Stay together.
O, iki arkadaşıyla birlikte geldi.He came with two pals.
Bununla birlikte, sağduyu bize kolay bir çözüm olmadığını söylüyor.Common sense tells us, however, that there is no easy solution.
Birlikte gitmenin daha eğlenceli olacağını düşünüyorum.I think it would be more fun to go together.
Birlikte ingilizce öğreneceğim birine bakıyorum.I am looking for someone to learn English together.
Her zaman birlikteydik.We were always together.
Ailemle birlikte geri taşındım.I moved back with my parents.
Ailesi ile birlikte geri taşındı.He moved back with his parents.
Ben seninle birlikte gelemem.I can't come with you.
Bir takım olarak birlikte gelmek zorundayız.We have to come together as a team.
Biz yalnız birlikte biraz zaman umuyorduk.We were hoping for some time alone together.
Siz ikinizin birlikte yalnız olmak istediğiniz açık.It's obvious you two want to be alone together.
Tom Mary ile sonunda birlikte yalnız olduklarını fark etti.Tom noticed that he and Mary were finally alone together.
Tom ve Mary akşam yemeği için birlikte dışarı çıktıklarında, genellikle hesabı bölüşürler.Usually when Tom and Mary go out for dinner together, they split the bill.
Siz her zaman birliktesiniz.You're always together.
İş birliği yapmıyorsun.You're not cooperating.
Benimle birlikte dansa gitmek isteyip istemediğini merak ediyordum.I was wondering if you would like to go to the dance with me.
Onunla birlikte kayağa gitmek istiyorum.I want to go skiing with her.
Bahçede bir kızla birlikte yürüyorum.I'm walking with a girl in the garden.
Tom'la birlikte git.Go with Tom.
Tom'la birlikteyim.I'm with Tom.
Tom ve Mary'nin birlikte bir benzin istasyonları var.Tom and Mary have a gas station together.
Tom iş birliği yapmadı.Tom wouldn't cooperate.
Biz birlikte çalışıyoruz.We're working together.
Hâlâ birlikteyiz.We're still together.
Birlikte geri döndük.We're back together.
Birlikte bisiklete bineriz.We bike together.
Birlikte yemek yeriz.We eat together.
Birlikte koşarız.We jog together.
Birlikte dua ettik.We prayed together.
Birlikte çalışırız.We run together.
Birlikte olacağız.We'll be together.
Birlikte gideceğiz.We'll go together.
Birlikte yapıştıracağız.We'll stick together.
Birlik olacağız.We'll stick together.
Birlikte çalışacağız.We'll work together.
Onlar birlikte geldiler.They came together.
Onlar otomobili birlikte kullandılar.They carpool together.
Birlikte gittiler.They left together.
Onlar birlikte sıktılar.They squeezed together.
Onlar birlikte yürüdüler.They walked together.
Onlar birlikte gittiler.They went together.
Onlar birlikteydiler.They were together.
Onlar birlikte çalışırlar.They work together.
Birlikte geliyorlar.They're coming together.
Onlar muhtemelen birlikte.They're probably together.
Hâlâ birlikteler.They're still together.