bir zamanlar ile cümle
bir zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Zu einem Zeitpunkt führte Rom Austern aus Britannien ein.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Η Ρώμη στην πραγματικότητα εισήγαγε στρείδια από τη Βρετανία, σε κάποια φάση.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Рим [е внасял скариди от Британия], на един етап.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Рим импортировал устрицы из Британии.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Рим, фактично [імпортував устриці з Британії], на певному етапі.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.מה שאפשר את הייבוא של מזון ממרחקים ארוכים מאד. זו היתה הדרך היחידה האפשרית בעת העתיקה,
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.روما حقيقةً [إستوردت المحار من بريطانيا]
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.ある時代のことです たいへん驚くべきことだと思います
Sağlıklı olan her şeye deli olur. Ben de bir zamanlar Sara adında bir kadına aşıktım.Jag hade en ungdomskärlek som hette Sara.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi. BİR ZAMANLAR...その昔
Şimdiye kadar birinin tarafını mı tuttuk? Bir zamanlar ettiğimiz yemini hatırlıyor musun??לכן התגייסנו ?אתה זוכר למה נשבענו
Şimdiye kadar birinin tarafını mı tuttuk? Bir zamanlar ettiğimiz yemini hatırlıyor musun?لماذا يجب اخفائه؟ هذا ليس أسلوبنا
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.S0-hwa, chúng ta cũng từng là người sống.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.So-hwa, kdysi jsme byli lidé.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.So-hwa, kita pernah menjadi manusia.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.So-hwa, my także byliśmy ludźmi.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.So-hwa, nosotros también fuimos humanos una vez.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.So-hwa, nous avons tous été humains.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.So-hwa, suntem oameni o singură dată.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.So-hwa, tudi midva sva bila nekoč človeka.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.So-hwa, we waren ooit menselijke wezens.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.Со-Ха, и ние сме били хора преди.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.,סו-וואה .אנו היינו פעם בני אדם
Stratton ailesinin çiftliğinde; bahçesi, bir zamanlar tüm eğimi kapalıDomačija družine Stratton, katerih sadovnjak enkrat pokrita vsa pobočju
Stratton ailesinin çiftliğinde; bahçesi, bir zamanlar tüm eğimi kapalıHeimstätte des Stratton Familie, deren Obstgarten bedeckte einst alle die Steigung der
Stratton ailesinin çiftliğinde; bahçesi, bir zamanlar tüm eğimi kapalıHomestead on Stratton perhe, jonka hedelmätarha aikoinaan kattoivat kaikki rinnettä
Stratton ailesinin çiftliğinde; bahçesi, bir zamanlar tüm eğimi kapalıthe 스트래튼 가족의 농가, 그의 과수원 한의 모든 경사를 적용
Stratton ailesinin çiftliğinde; bahçesi, bir zamanlar tüm eğimi kapalıZagroda z rodziny Stratton, których sad raz obejmował wszystkie stoku
Stratton ailesinin çiftliğinde; bahçesi, bir zamanlar tüm eğimi kapalıהנחלה של משפחת סטרטון, אשר כיסה בעבר את כל הפרדס שיפוע
Stratton ailesinin çiftliğinde; bahçesi, bir zamanlar tüm eğimi kapalıمنزل للعائلة ستراتون ، التي كانت تغطي كل بستان منحدر
Stratton ailesinin çiftliğinde; bahçesi, bir zamanlar tüm eğimi kapalıブリスターのヒルが、とうの昔に殺された
Tıpkı bir zamanlarki şişe gibi.Como el frasco, en esos tiempos.
Tıpkı bir zamanlarki şişe gibi.Jakbyś dalej żył w kolbie.
Tıpkı bir zamanlarki şişe gibi.Ligesom i glasset ...
Tıpkı bir zamanlarki şişe gibi.Precis som i provröret alltså...
Tıpkı bir zamanlarki şişe gibi.Proprio come quando eri nell'ampolla.
Tıpkı bir zamanlarki şişe gibi.Se on kuin pullo kauan sitten.
Tıpkı bir zamanlarki şişe gibi.Tal como o frasco, naquela altura.
Tıpkı bir zamanlarki şişe gibi.Όπως παλιά με το φλασκί σου.
Tıpkı bir zamanlarki şişe gibi.Прямо как с тем сосудом, давным-давно.
Tüm buruna sahip olan benim babam, ev de dahil. Bir zamanlar burada yaşadım.Isäni omistaa niemenkärjen ja mökin.
Tüm buruna sahip olan benim babam, ev de dahil. Bir zamanlar burada yaşadım.Jag har bott här en gång.
Tünel bir zamanlar şehrin refahı için inşaa edilmişti ama şimdi toplumdan dışlanmış insanlar için bir sığınak.그 터널은 한때 도시의 번영을 위해서 지어졌지만 지금은 도시민들의 일상으로부터 완전히 잊혀져버린
Tünel bir zamanlar şehrin refahı için inşaa edilmişti ama şimdi toplumdan dışlanmış insanlar için bir sığınak.המנהרה נבנתה בגלל השגשוג של העיר, אבל עכשיו היא מקלט עבור הדחויים,
Tünel bir zamanlar şehrin refahı için inşaa edilmişti ama şimdi toplumdan dışlanmış insanlar için bir sığınak.لقد تم إنشاء هذا النفق للإسهام في إذدهار المدينة, ولكنه الأن ملاذا للمنبوذين،
Tünel bir zamanlar şehrin refahı için inşaa edilmişti ama şimdi toplumdan dışlanmış insanlar için bir sığınak.今は世間に見捨てられた人たちの避難所となっています 彼らは 都会に住む普通の人の日常から完全に忘れられた存在です
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.E prima era chiamato Neptune.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.Er hieß früher Neptun.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.Kiedyś nazywano je Neptune.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.한때는 넵튠이라 불렀습니다.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.On l' a aussi appelé Neptune
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.Și a fost numit odată Neptun.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.Vroeger Neptunus genoemd.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.Κάποτε λεγόταν Ποσειδών.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.Някога се казваше Нептун.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.Раньше он назывался Нептун.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.פעם הוא נקרא נפטון.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.وكان يدعى نبتون سابقا
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.この仕組みを支えるのは
Ve bu uçsuz bucaksız evrenin büyük bir kısmı bizim bir zamanlar sandığımızdan çok daha yaşanabilir olabilir,(Cười)