bir yol ile cümle
bir yol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bir başka yolsa; Pazar'dan Hemşin yolu üzerinden daha uzun ama biraz daha düzgün bir yol.Utilizava uma estrada melhor do que a da outra coluna mas mais longa.
Lakin bu sınıflandırma her zaman tutarlı veya sistematik bir yol izlememiştir.Apesar disso, seu poema nunca ficou numa forma completa ou definida.
Aşık olduğu bu adam bir denizcidir ve bir yolculuğa çıkıp bir yıl sonra döneceğine söz vermiştir.Ela muito agradecida, prometeu se casar com ele, desde que ele voltasse dentro de um ano.
Bu, bu yeni malzemelerin acil ticari kullanım için bir yol oluşturur."«Novo cartão deve agilizar uso de verba emergencial».
Gerçek bir yol haritası izlemiyorlar."Eles estão aparentemente aprontando um roteiro."
Mahalleye ismini mahalleden geçen ince bir yol vermiştir.Havia uma estrada que dava acesso ao bairro com este nome.
Bazen bir yol olarak tasvir edilir.Por vezes transcrito como uma aproximante .
Tabii kariyerinde kendine nasıl bir yol çizdiğine bağlı.Porém, precisava, de algum modo, abrir caminho pra sua carreira solo.
Filmde ortayaşı geçmiş dört arkadaş, motosikletleriyle maceralı bir yolculuğa koyulurlar.Três distintos cavalheiros estão procurando por algo excitante em suas tediosas vidas.
Avenida Prestes Maia, Vale do Anhangabaú meydanının altına inşa edilmiş bir yol kompleksinin parçası.Avenida Prestes Maia, parte de um complexo viário construído sob a praça do Vale do Anhangabaú.
Avenida Prestes Maia, Vale do Anhangabaú meydanının altına inşa edilmiş bir yol kompleksinin parçası.Avenida Prestes Maia, parte de um complexo viário construído sob a praça do Vale do Anhangabaú.
Şimdi bile affedilmeye bir yol açıldı.Soms bestaat er een (weerlegbaar) vermoeden van toestemming.
POWERPC tabanlı işletim sistemi eksik olan Apple, değişik bir yol izledi.Apple, dat ook een besturingssysteem voor de PowerPC ontbeerde, nam een andere route.
Diğeri, Mars'ı keşfetmek için yapılacak ortak görevler için bir yol oluşturmaktı.Deze was bedoeld om in een baan om Mars onderzoek te doen.
Başka bir yol denemek zorundadırlar.Ze zullen dus een andere uitgang moeten zoeken.
Müslümanların ibadetlerinde ve işlerinde uyacakları bir yol göstermiştir.Zij nemen de leiding over en dwingen Draaier te doen wat zij zeggen.
Via dei Fori Imperiali ( Modern Roma'da bir yol) üzerinden geçtiği için biraz hasar görmüştür.De Via dei Fori Imperiali is een belangrijke straat in het centrum van Rome.
Oyunu kazanmak için önünüzde uzun bir yol vardır.Er zijn verschillende manieren om het spel te winnen.
Kırıntı'ya gelmek için oldukça uzun bir yol seçmişler.Deze zorgen voor de lange weg om de lekkage te vertragen.
Daha sonra üçü, bebeğin ailesini bulmak üzere uzun sürecek bir yolculuğa çıkarlar.Samen hebben ze drie kinderen die door de carrières van hun ouders veel moeten ondergaan.
Dediler ki 'bunu çekemeyiz, gerçekten çok karanlık bir yol.'Zij zeggen: na ons de zondvloed.
Ayrıca Tepeköy bağlantılı bir yol bulunmaktadır.Ook is er een klimwand beschikbaar.
Bazen bir yol olarak tasvir edilir.Soms wordt er bij vermeld op welke manier.
Geniş bir yol ağı kurulmuştur.Een uitgebreid netwerk van verharde landwegen werd aangelegd.
15 Temmuz - İran'da Tupolev tipi bir yolcu uçağı Kazvin'de düştü.15 - Een Tupolev van Caspian Airlines stort neer in Iran.
Onlar, çalışmayı ve üretmeyi Tanrı'ya ulaşılacak bir yol olarak görmektedirler.Hierbij worden alle religies als mogelijke weg naar God beschouwd en erkend.
Arazi şartlarında örneğin bir nehri geçebilmek için doğal bir yol bulmalı idi.Als locatie voor de oversteek werd een van nature doorwaadbare plaats in de rivier gekozen.
Evin dibinden bir yol geçmemektedir.Vanaf deze straat is er geen ingang naar het station.
Tehlikeli bir yolcuğa çıkacaklarını tahmin ediyorlardı.Bekend was dat Wilde een beroerd ruiter was.
Böyle bir yol pek bulunmaz.Zo ver komt het niet.
2000 - Kenya Havayolları'na ait bir yolcu uçağı, Fildişi Sahili açıklarında okyanusa düştü: 169 kişi öldü.In 2000 verongelukte een Kenya Airways-toestel in Ivoorkust, waarbij 169 van de 179 mensen aan boord omkwamen.
1988 - Norveç'te bir yolcu uçağı düştü: 36 kişi öldü.1988 - Bij een busongeluk in Noorwegen vallen zestien doden, onder wie twaalf kinderen.
Solda gizli bir yol var.Links is een geheim weggetje.
İki dağ arasına kurulmuştur.(Safrantı Dağı-Çal Dağı)Mahalleden İleri devam eden bir yol yoktur.W góry prowadzą jedynie dwie drogi, z których żadna nie przekracza ich w poprzek.
Geniş bir yol ağı kurulmuştur.Zbudowano liczną sieć dróg.
Bir SSH tüneli, bir güvenlik duvarından sanal bir makineye Internet üzerinden güvenli bir yol sağlayabilir.Tunel SSH może zapewnić bezpieczną ścieżkę przez Internet, poprzez zaporę ogniową do maszyny wirtualnej.
Fakat önünde gidilmesi gereken oldukça uzun ve yokuş yukarı bir yol bulunmakta idi.Zdawał sobie sprawę, że czeka go jeszcze długa i ciężka droga do sukcesu.
Bu yüzden kendilerine yeni bir yol çizerler.Naprowadzi on ich na zupełnie nowy trop.
Bu arazi için bir yol haritası yoktur ... ve orayı keşfe çıkmak acı verebilir.Do żadnego z obiektów nie prowadzi szlak turystyczny, a odszukanie ich może przysporzyć trudności.
Başka bir yol denemek zorundadırlar.Muszą znaleźć więc inny sposób na powrót do domu.
Evin dibinden bir yol geçmemektedir.Do budynku nie ma bezpośredniego wejścia z ulicy.
Fakat, daha güneyde dağların içinden geçen yeni bir yol yaptılar.Jednak na południu zaznaczają się wzniesienia, które w Chapas przechodzą w góry.
Uzun ve tehlikeli bir yolcuktan sonra efsanenin yaşandığı yere gitmeyi başarır.Po długiej i uciążliwej podróży przybywają do swego majątku.
Jaeger’in deneyi modern duman dedektörleri için yeni bir yol açan önemli gelişmelerden biriydi.Callender był jednym z pionierów nowoczesnego sposobu jazzowej gry tubie.
Gerçekten ama gerçekten sizleri ilginç bir yolculuğa çıkaracak.Najważniejsze dla niego było to, że prowadził ciekawy tryb życia.
Arazi şartlarında örneğin bir nehri geçebilmek için doğal bir yol bulmalı idi.W takim stanie oczekują na rozkaz, kiedy będą mogli przekroczyć rzekę.
Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı.Stąd musiano odbyć długą podróż na okrągło.
Aya yapılan bir yolculuğu ve oradan dünyanın hareketinin nasıl göründüğünü anlatır.Twardowski wylądował na Księżycu, gdzie przebywa po dziś dzień, obserwując poczynania ludzi na Ziemi.
Önümde uzun bir yol var.Przede mną długa droga.
Önü kesilen aşıklar, artık başka bir yol bulmak durumundadır.De arter som saknar bandet flyttades till andra släkten (se nedan).
Eğer bir kuvvetin, bir yol boyu hareket etmesine izin verilirse, mekanik iş yapmış olur.Om en kraft tillåts verka över en viss distans uträttas ett mekaniskt arbete.
Falck ayrıca eski Doğu Almanya’da, Falck Rettungsdienst adında çok küçük bir yol yardım hizmeti şirketi açtı.Falck lanserade också ett litet bärgningsbolag i före detta DDR i form av franchisen Falck Rettungsdienst.
Evin yakınlarından da bir yol geçmektedir.Det är också längs dessa vägar en stor del av byns hus står.
Başka bir yol denemek zorundadırlar.Andra metoder måste tillgripas.
Geniş bir yol ağı kurulmuştur.Trots detta byggs vägnätet ut en hel del.
Hallâc beş yıl sürecek bir yolculuğa çıkmak üzere Tüster’den ayrıldı.Att åka hem från Pluto till Jorden hade tagit ungefär fem timmar.
Asil Yol kavramı, Budizm’de aşamalardan oluşan doğrusal bir yol anlamına gelmemektedir.God karma är i sig själv inte tillräckligt för att nå den buddhistiska vägens slutmål.
Gerçekten ama gerçekten sizleri ilginç bir yolculuğa çıkaracak.Det blir en mycket farofylld resa.
Fakat, daha güneyde dağların içinden geçen yeni bir yol yaptılar.Från syd förs ytterligare en tunnel in i berget.
Müslümanların ibadetlerinde ve işlerinde uyacakları bir yol göstermiştir.Путь праведных и путь нечестивых, Дмитро Щедровицький (англ.)