Ana içeriğe geç
Sözlük

bir yığın ile cümle

bir yığın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gemide bir yığın fare var.There are many rats on the ship.
Bir yığın teşekkürler.Thanks a heap.
Bir yığın anahtar kaybettim.I lost a bunch of keys.
Tom Mary'nin masasına bir yığın mektup koydu.Tom put a stack of letters on Mary's desk.
Tom, Mary'nin masasının üstüne bir yığın mektup koydu.Tom put a pile of letters on Mary's desk.
Masanızda büyük bir yığın posta var.There's a big pile of mail on your desk.
Tom'un masasında bir yığın çizgi roman var.There's a stack of comic books on Tom's desk.
Dan, Linda'nın bahçesinde bir yığın kirli elbise buldu.Dan discovered a pile of dirty clothes in Linda's backyard.
Ağacın altında bir yığın kozalak vardı.There was a pile of pinecones under the tree.
Bu sadece bir yığın saçmalık!This is just a pile of bullshit!
Ebeveynlerimin evinde bir yığın National Geographic dergisi buldum.I found a stack of old National Geographic magazines at my parents' house.
O bir yığın dil konuşmaz.She does not speak many languages.
Tom Mary'ye bir yığın para verdi.Tom gave Mary a stack of money.
Sen bana sor çocuk, aşk nedir? Bir yığın gübrede bir yıldız.You ask me, child, what love is? A star in a pile of dung.
Tom'un masasında bir yığın ders kitabı var.Tom has a pile of textbooks on his desk.
Bir yığın ödevim var.I have too much homework.
Nanoselüloz potensiyel bir yığın-ölçek uygulamadır.Nanocellulose is a potential bulk-scale application.
Tüm keşifler ve icatlar sonra ahşap bir yığın adam gidecek.After all our discoveries and inventions no man will go by a pile of wood.
Sizlere bir yığın çıkmazları göstereceğim, temel olarak.And I'm going to show you a bunch of dead ends, basically.
"Neden orada taşların bir yığın koyun ve bir taş döşeli olduğunu iddia?" Dedi."Why don't you put a heap of stones there and pretend it is a rockery?" he said.
Ve bir yığın halinde olan 45 spagetti sosunu aldı ve yola çıktı.And then he took this whole raft of 45 spaghetti sauces, and he went on the road.
Bu yoldan bir yığın para kazanıyorlar.They make a lot of money.
Şimdi, gördükleriniz bir yığın cansız beden,Now, what you are seeing is a pile of dead bodies.
Bir yığın dolusu akraba üstüne çöktü.A flock of relatives descended on her.
Bu nedenle bunlara üzüm atışları da denir, çünkü bunlar bir yığın üzüm tanesine benzerler.That's why it was called grapeshot, it looked like a bundle of grapes.
En sonunda yakılana dek bu atıklar şeker fabrikasının yanında bir yığın olarak bekliyorlar.It just sits in a pile near the sugar mill until eventually they burn it.
Sonuçta ne oldu? Kendimizi bir yığın dinozorun içinde bulduk.And what happened, of course, is we ended up with a whole bunch of different dinosaurs.
Bir yığın salatalık dolması yaptım.I made a new batch of stuffed cucumber.
Çözmemiz gereken bir yığın problem var diğer insanları değiştirmemizi gerekli kılan problemler.A lot of the problems we have to solve are problems that require us to change other people.
Herbirimizin üzerine bir yığın pipet koydu veHe put a pile on top of each of us, and he said,
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.Day 1, a series of untested hypothesis, a faith based enterprise.
Çentikleri ve bir yığın dişleri var.It's got a bunch of notches and a bunch of teeth.
Bir yığın "şimdiler!" Ve onları yaşlı ve gri olana kadar istiyorum.I want loads of "nows!" And I want them till I turn old and gray.
Eski çocuk sıcak elimi kavradı ve bana vurmak gelen tuttuğu buydu Bir yığın zemin.The old boy grasped my hand warmly, and that was all that kept me from hitting the floor in a heap.
Gerçek bilinç bir yığın hile değildir.Real consciousness is not a bag of tricks.
"Bilinç bir yığın hiledir.""Consciousness is a bag of tricks."
Ya eğer böyle şüpheci olduğumdansa. Bir yığın casus romanı falan okurum ben. Ya eğer--(Gülmeler)Well, what if -- because I'm suspicious like that.
Bir yığın ısı sondası çaktık.We punched a bunch of heat probes.
Bir yığın köylü, cahil, silahlı insanlar.We think of a bunch of rednecks, quote, unquote, with guns.
Biz onları biçilmiş ot ve bir yığın kül haline getirinceye kadar haykırmaları devam etti.And this remained their lament till We mowed them down and made them extinct.
Ölüp bir yığın toprak ve kemik olduktan sonra mı soruya çekileceğiz, cezalanacağız?(Do you think) we would be paid back our due when we are dead and reduced to dust and bones?'
Ölüp bir yığın toprak olduktan sonra mı? Bu, pek uzak, pek olmayacak bir dönüş.When we are dead and turned to dust, this returning (to life) is most far-fetched."
Ve biz derlerdi, ölüp bir yığın toprak ve kemik olduktan sonra mı dirileceğiz?And said: "What! When we are dead and turned to dust and bones, shall we then be raised again?
"Size bir yığın nimet lütfetti: Davarlar, oğullar,Gave you increase of cattle and sons,
"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz?"When we are dead and turned to dust and bones, how can we be raised again,
"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?"(Do you think) we would be paid back our due when we are dead and reduced to dust and bones?'
Ölüp bir yığın toprak olduktan sonra mı?“When we are dead and have turned to dust, will we be raised again?
İşte sana bir yığın kent/medeniyet.And these cities!
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz?"Verily, this we have been promised, we and our fathers before (us)!
Resimleri bir Yığın İçerisine KatMerge Images into a Stack
Yetkili, "Yapılacak bir yığın iş var ve kaybedilecek zaman yok."There is great deal of work to do and there is no time to lose.
Yoğun parçacıklar, kasenin ortasındaki düzgün bir yığın halinde hızla süpürülür.The dense particles quickly sweep into a neat pile in the center of the bowl.
Eğer bu düzenlilik bozulursa (örneğin, ABCBCABC...), orada bir yığın hatası oluşmuştur.Wird diese Regelmäßigkeit unterbrochen (z. B. ABCBCABC...), so liegt ein Stapelfehler vor.
Harezmşâh elçileri Çin hududuna vardıkları zaman, çok uzak mesafeden bembeyaz bir yığın gördüler.Als die Gesandten zurückkehrten, erfuhren sie vom Ableben Poppos, worin Zanotto eine Strafe für den Bösen sah.
İzlanda'da bir yığın yanardağ var.L'Islande a plusieurs volcans.
Bu formda yaklaşık 840 kg/m³'lük bir yığın yoğunluğuna sahiptir.Questa forma, ha una densità approssimativa di 840 kg/m³.
Masada bir yığın kağıt vardı.На столе была пачка бумаги.
Lisa, öğretmeni Bayan Hoover için bir yığın kek yapar.Лиза готовит несколько кексов для своей учительницы.
Her bir yığını pişirmek, metalik sesli çınlayan düz tuğlalar elde etmek için aylar alıyordu.Cada lote demorou meses a cozir, resultando em tijolos macios que tocam com um som metálico.
Harezmşâh elçileri Çin hududuna vardıkları zaman, çok uzak mesafeden bembeyaz bir yığın gördüler.Quando todos os demônios enviados falharam, ordenaram Belthazor para persegui-las.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod