bir tane ile cümle

bir tane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bir tanesine sahip misin?Do you have one?
Bir banka arıyorum. Buraya yakın bir tane var mı?I'm looking for a bank. Is there one near here?
Bir tane külçe altın çalmıştık.We had a bar of gold stolen.
Bir çantaya ihtiyacım var. Bir tane ödünç verir misin?I need a bag. Will you lend me one?
İngilizce günümüz dünyasındaki 2700 dilden sadece bir tanesidir.English is just one of over 2,700 languages in the world today.
Lütfen bir tane deneyin.Please try one.
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.I'll lend you one if you like.
Bana daha iyi bir tane göster.Show me a better one.
Bir kurşun kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç veririm.If you want a pencil, I'll lend you one.
Biraz daha büyük olan başka bir tane yok mu?Don't you have another one that's a little larger?
Lütfen bir tane daha al.Please take another one.
Lütfen bana başka bir tane daha gösterin.Please show me another one.
Başka bir tane deneyin.Try on another one.
Bir kaleme ihtiyacınız varsa, size bir tane ödünç veririm.If you need a pen, I'll lend you one.
Eğer bir kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç verebilirim.If you want a pen, I will lend you one.
Bir tane çatal eksik.There is a fork missing.
Pasaportumu kaybettim. Yeni bir tane almak zorunda kalacağım.I lost my passport. I'll have to get a new one.
Ben bir tane daha havlu getireceğim.I'll bring one more towel.
Peçeteleri katla ve her tabağın yanına bir tane koy.Fold the napkins and put one by each plate.
Tom şapkasını kaybetti, ve yeni bir tane almak zorunda olduğunu hissetti.Tom lost his cap, and he felt that he had to buy a new one.
Biz gitmeden önce niçin bir tane almadın?Why didn't you get one before we left?
Bir televizyon seti istiyorum, ama bir tane satın almaya param yetmez.I want a television set, but I can't afford to buy one.
Benim için de bir tane satın alabilir misin?Can you buy one for me as well?
Onu tamir edemezsin. Yeni bir tane almalısın.You can't fix it. You should buy a new one.
Benim için bir tane ısmarlar mısın?Can you order one for me?
Bunların arasından bir tane seçin.Choose one from among these.
Bu torbalar çok ağır, bu nedenle bir seferde bir tane torba taşı.These bags are very heavy, so carry one bag at a time.
Bu kekler iyi. Bir tane deneyin.These cakes are good. Please try one.
Bunu beğenmiyorum; bana başka bir tane göster.I don't like this one; show me another.
Daha sonra bir tane bulacağım.I'll find one later.
Bu şapka çok küçük. Lütfen bana bir tane daha gösterin.This cap is too small. Please show me another.
Bu eski takım elbise neredeyse mahvolmuş; yeni bir tane almak zorunda kalacağım.This old suit is just about done for; I shall have to get a new one.
Bu gömleği sevmiyorum. Bana başka bir tane göster.I don't like this shirt. Show me another.
Şemsiyemi kaybettim. Yeni bir tane almalıyım.I've lost my umbrella. I must buy a new one.
Israr edersen, bir tane daha içeceğim.If you insist, I'll have another drink.
Yarın bir tane almak zorundayım.I have to buy one tomorrow.
Ben bir tane almalıyım.I must buy one.
Bir tanesine gücüm yeter fakat ikisine değil.I can afford one, but not both.
"O bir saat aldı mı?" "Evet, o bir tane aldı.""Did she buy a watch?" "Yes, she bought one."
"Dolma kalemin var mı?" "Evet, bir tane var.""Do you have a pen?" "Yes, I have one."
Trafik kazalarından bahsedecek olursak, geçen yıl bir tane gördüm.Talking of traffic accidents, I saw one last year.
Şemsiyeye ihtiyacın varsa bir tane vereyim.If you need an umbrella I'll lend you one.
Yeni bir tane şöyle dursun, kullanılmış bir arabayı almaya gücüm yetmez.I can't afford to buy a used car, much less a new one.
Çantam çok eski. Yeni bir tane almalıyım.My bag is too old. I must buy a new one.
Dolma kalemim eski. Yeni bir tane istiyorum.My pen is old. I want a new one.
Bir hamburger yedim ve bir tane daha ısmarladım.I ate a hamburger and ordered another.
Şemsiyemi parkta bir yerde kaybettim. Bir tane satın almak zorundayım.I have lost my umbrella somewhere in the park. I have to buy one.
Yanıma bir tane şemsiye aldım, ama arkadaşım şemsiye getirmemiş.I had an umbrella with me but my friend did not.
Saatimi kaybettim, bu yüzden bir tane almak zorundayım.I lost my watch, so I have to buy one.
Dolma kalemimi kaybettim. Yarın bir tane satın almak zorundayım.I've lost my fountain pen. I have to buy one tomorrow.
Keşke tam onun gibi bir tane bulabilsem.I wish I could find one just like it.
Saatim bozuldu, bu yüzden yeni bir tane istiyorum.My watch is broken, so I want a new one.
Yeni bir dolmakaleme ihtiyacım var. Bir tane alacağım.I need a new pen. I'll buy one.
Ben yeni bir tane alacağım.I'll buy a new one.
Yeni bir tane almak için eski ehliyetini teslim etmen gerekir.You must turn in your old license in order to get a new one.
Ofiste bir tane satın almak zorundasın.You have to buy one at the office.
Bana bir tane daha gösterir misin?Could you show me another one?
Başka bir tane gösterebilir misin?Could you show me another one?
Yerküre gezegenlerden bir tanesidir.The earth is one of the planets.
Sana yeni bir tane alayım.Let me buy you a new one.
İlgili Sayfalar