bir keresinde ile cümle

bir keresinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Uma vez, enquanto guiava, ou melhor, o seu marido guiava, a estrada dividiu-se em quatro.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Una volta, mentre stava guidando, o meglio, suo marito stava guidando, la strada si era divisa in quattro.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Une fois alors qu'elle conduisait, ou plutôt que son mari était au volant, la route se divisa en quatre.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.В другой раз, когда она была за рулем или даже ее муж был за рулем - дорога разделилась на четыре.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.Веднъж, докато шофирала, или по-скоро съпругът й шофирал, пътят се разделил на четири.
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.פעם, כשהיא נהגה, או בעצם, כשבעלה נהג,
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.و في مرة، و هي تقود.. أو بالأحرى ،و زوجها يقود السيارة إنقسم الطريق الى أربعة..
Bir keresinde, araba kullanırken, galiba kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş.車に乗っていたら 道が4つに分かれました そして彼女も4つに分かれて進む感覚を覚えました
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Azt mondta nekem egyszer -- elég szomorúan; hogy sokat aggódik a tehetősek és a csórók miatt.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Él una vez me dijo -- se veía un tanto triste; se preocupa mucho de la diferencia entre ricos y pobres.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.En gång sa han till mig, han så sorgsen ut: han oroar sig mycket över att ha och inte ha.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Er sagte mir mal... - Er sah etwas traurig aus, er sorgt sich sehr wegen der Habenden und Nicht-Habenden.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Hij vertelde me eens -- hij keek verdrietig. Hij maakt zich zorgen over de armen en de rijken.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Il me dit une fois -- il paraissait triste; ils s'en fait beaucoup pour les nantis et les démunis.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.언젠가 어두운 표정으로 빈부 문제가 마음에 많이 걸린다고 말씀하신 적이 있었습니다.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Mi-a spus odată -- părea destul de trist; că îşi face multe griji pentru ce avem şi ce nu avem.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Raz mi povedal -- a vyzeral pritom smutne; že ho veľmi trápi otázka majetných a nemajetných.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Uma vez disse-me... Ele preocupa-se muito com os 'teres' e 'não-teres'.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Он однажды мне сказал - он был немного грустным; он очень тревожится о тех у кого есть и о тех у кого нет.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.Той веднъж ми каза - изглеждаше някак тъжен; притеснява се много за имането и нямането.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.הוא פעם אמר לי, הוא נראה די עצוב, הוא דואג יותר מדי לגבי אלה שיש להם ואלה שאין להם.
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.أخبرني مرة -- كان يبدو حزينا نوعا ما. هو يقلق بشدة على من يملكون ومن لا يملكون شيئا
Bir keresinde bana -- üzgün görünüyordu; sahibiyet konusunda sıkılıyordu.彼は持てるものと持たないものを心配します。 彼は悲しそうに話始めました。百年前ー
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.A v tom, když jsem šel do Damašku, s mocí a s poručením předních kněží,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.Ấy vậy , tôi lên thành Ða - mách có trọn quyền và phép bởi các thầy tế_lễ cả , đương đi dọc đường ,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.Ấy vậy, tôi lên thành Ða-mách có trọn quyền và phép bởi các thầy tế lễ cả, đương đi dọc đường,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.Da jeg i dette Øjemed drog til Damaskus med Fuldmagt og Myndighed fra Ypperstepræsterne,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım."Dengan maksud itulah juga saya membawa surat kuasa dari imam-imam kepala dan pergi ke Damsyik
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.E dologban épen útban lévén Damaskus felé a fõpapoktól vett felhatalmazással és engedelemmel,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.En esto estaba ocupado cuando iba a Damasco con autorización y comisión de los principales sacerdotes
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.În acest scop, m'am dus la Damasc, cu putere şi învoire dela preoţii cei mai de seamă.
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.Indo com este encargo a Damasco, munido de poder e comissão dos principais sacerdotes,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.In ko sem zategadelj šel v Damask z oblastjo in dovoljenjem od višjih duhovnikov,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.그 일로 대제사장들의 권세와 위임을 받고 다메섹으로 갔나이다
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.Kun näissä asioissa matkustin Damaskoon ylipappien valtuudella ja suostumuksella,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.När jag nu i detta ärende var på väg till Damaskus, med fullmakt och uppdrag från översteprästerna,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.Über dem, da ich auch gen Damaskus reiste mit Macht und Befehl von den Hohenpriestern,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.Under dette drog jeg da også til Damaskus med makt og myndighet fra yppersteprestene;
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.V takej veci som tiež išiel aj do Damašku so splnomocenstvom a s dovolením od najvyšších kňazov.
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.W czem, gdym też do Damaszku jechał, mając władzę i zlecenie od przedniejszych kapłanów,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.Εν τουτοις δε, οτε ηρχομην εις την Δαμασκον μετ' εξουσιας και επιτροπης της παρα των αρχιερεων,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.Для сего, идя в Дамаск со властью и поручением от первосвященников,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.І, в сих (мислях) ідучи в Дамаск з властю і наказом од архиєреїв,
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.ויהי בלכתי על זאת לדמשק ברשיון הכהנים הגדולים ובמצותם׃
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.ولما كنت ذاهبا في ذلك الى دمشق بسلطان ووصية من رؤساء الكهنة
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.那 時 、 我 領 了 祭 司 長 的 權 柄 和 命 令 、 往 大 馬 色 去
‹‹Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şama doğru yola çıkmıştım.那時 、 我 領 了 祭司 長 的 權柄 和 命令 、 往 大 馬色去
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Așa că odată am avut ocazia să stau într-un hotel șic de cinci stele.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Donc une fois, j'ai eu l'opportunité de rester dans un chic hôtel cinq étoiles.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Eens verbleef ik in een zeer chique, vijfsterrenhotel.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Egyszer egy előkelő, ötcsillagos hotelben szálltam meg.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Ich hatte einmal die Gelegenheit, in einem sehr eleganten, fünf Sterne Hotel zu übernachten.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Jednou to bylo v luxusním, pětihvězdičkovém hotelu.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.한 번은 별 다섯 개짜리 호화로운 호텔에 머무를 기회가 있었어요.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Uma vez tive a oportunidade de ficar num hotel Ritzy de cinco estrelas.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Una volta ho avuto l'occasione di soggiornare in un hotel "ritzy" a 5-stelle .
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Và có một lần tôi có dịp được ở tại một khách sạn năm sao đắt tiền.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Y una vez tuve la oportunidad de quedarme en un hotel de lujo de 5 estrellas.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Zatem raz miałem okazję mieszkać w szykownym, pięciogwiazdkowym hotelu.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.Μια φορά μου δόθηκε η ευκαιρία να μείνω σε ένα στιλάτο ξενοδοχείο πέντε αστέρων.

İlgili Sayfalar