bir keresinde ile cümle
bir keresinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.Uma vez no gabinete dele, sentei-me no seu sofá, dobrei-me e comecei a murmurar.
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.Una vez en su oficina, me senté en el sillón, me doblé, y comencé a balbucear.
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.Una volta nel suo ufficio, mi sedetti sul divano, mi chiusi in me stessa, e iniziai a borbottare tra me e me.
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.Väl i hans kontor satt jag på hans soffa, dubbelvikt och började muttra.
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.W gabinecie usiadłam na kanapie, zgięłam się w pół i zaczęłam mamrotać.
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.Όταν βρέθηκα στο γραφείο του, κάθισα στον καναπέ του, διπλώθηκα, και άρχισα να μουρμουράω.
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.Веднъж в кабинета му, седнах на леглото, прегъната, и започнах да мърморя.
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.Оказавшись в его офисе, я села на диван и стала бормотать:
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.כשהיינו במשרדו, ישבתי על הספה, הצטנפתי, והתחלתי למלמל.
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.فقد جلست مرة على الأريكة في مكتبه منطوية و بدأت بالتمتمة
Onun ofisindeyken bir keresinde kanepeye oturdum, iki büklüm oldum ve homurdanmaya başladım.つぶやきだしました 『頭が爆発 殺しに来る人たち
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Ich kannte ihn einst, aber damals war er noch ein Junge.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Ismertem őt, csak akkor még gyerek volt.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Jeg kendte ham en gang, men de var han en dreng.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Je l'ai connu, mais alors c'était un garçon.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.저는 전에 그사람을 알았었는데, 그때는 그가 소년이었다고.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.L-am ştiut odata, dar pe atunci era un băieţel.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Lo conocí una vez, pero entonces él era un niño.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Lo conoscevo una volta, ma a quel tempo era un ragazzo.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı."ou corajoso ou orgulhoso ou alegre.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Raz som ho poznala, ale vtedy bol ešte malým chlapcom.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Saya pernah mengenalnya, tetapi saat ia masih kecil.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Tôi đã từng biết con người kia. Khi đó anh ta còn là đưá trẻ.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Znałam go kiedyś, gdy był małym chłopcem.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Τον γνώριζα κάποτε, αλλά τότε ήταν ένα αγόρι.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Познавах го някога, но той тогава бе момче.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Я знала его, когда он был ребёнком".
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.Я його знала, коли він ще був хлопчиком.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı."הכרתי אותו פעם, אבל אז הוא היה ילד.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.لقد عرفته مرةً, لكن وقتها كان صبيًا.
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.教師になった理由を聞かれました
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.E mais tarde posso dizer: "Conheci-o outrora, ele era fraco, ou forte,
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.나는 그를 알았던적이 있는데, 그는 허약했었거나, 강했거나, 대담했거나, 오만했거나, 동성연애자였다고 말이죠.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.L-am ştiut cândva, şi era slab sau puternic, sau curajos sau mândru sau vesel.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.Lo conocí una vez, y el era débil, o fuerte, o audaz u orgulloso o jovial.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.lo conoscevo una volta, ed era debole, o forte, o audace o orgoglioso o allegro.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.Saya pernah mengenalnya, dan ia lemah, atau kuat, atau berani atau bangga atau ceria.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.Tôi đã từng biết con người kia - anh ta yếu ớt, hay mạnh mẽ, hay táo bạo, kiêu hãnh, sôi nổi.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.Znałam go kiedyś i był słaby, lub silny, odważny, albo dumny, a może wesoły.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.Познавах го някога, и той бе слаб, или силен, или дързък, или горд, или весел.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim."Я знала его когда-то, и он был слаб или силён, или смел, или горд, или весел.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim."הכרתי אותו פעם, והוא היה חלש או חזק, "או אמיץ, גאה או שמח.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.لقد عرفته مرةً, ولقد كان ضعيفًا, او قويًا, او جسورًا, او متغطرسًا, او شاذَا.
Onu tanımıştım bir keresinde, güçsüzdü veya güçlüydü, veya cesurdu veya guruluydu veya gay'di diyebilirim.勇敢で 誇りにみち のんきな子たち 私が知る子どもたち
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Een keer interviewde ik bijvoorbeeld een part-timer van de Rode Brigades. Hij was een psychiater.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Einmal führte ich zum Beispiel ein Interview mit diesem Teilzeitbeschäftigten der Roten Brigaden.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.For eksempel, engang jeg interviewede en deltidsarbejder i "Den Røde Brigade."
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Jednou jsem například dělala rozhovor s pomocníkem Rudých Brigád na částečný úvazek.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.예를 들면, 한 번은 제가 붉은 여단의 비정규 요원을 인터뷰한 적이 있습니다.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Na przykład raz prowadziłam wywiad z dorywczym współpracownikiem Czerwonych Brygad.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Odată, de exemplu, intervievam pe cineva cu jumătate de normă la Brigăzile Roșii.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Por ejemplo, en una ocasión entrevisté a un miembro a tiempo parcial de las Brigadas Rojas.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Raz som napríklad vypočúvala jedného červenobrigádnika na čiastočný úväzok.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Una volta, per esempio, stavo intervistando un collaboratore delle Brigate Rosse.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Une fois, par exemple, j'interviewais cet employé à mi-temps des Brigades Rouges.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Μια φορά, για παράδειγμα, έπαιρνα συνέντευξη από κάποιο μέλος μερικής απασχόλησης από τις Ερυθρές Ταξιαρχίες.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Веднъж, например, интервюирах нещатен член на Червените бригади.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Однажды, к примеру, я интервьюировала одного наемника из Красных Бригад.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.Одного разу, наприклад, я інтерв"ювала одного найманця із Червоних Бригад.
Örnek olarak, bir keresinde yarı zamanlı bir Kızıl Tugay'la konuşuyordum.פעם אחת, למשל, ראיינתי חבר בריגדות במשרה חלקית.