Ana içeriğe geç
Sözlük

bir de ile cümle

bir de kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aynı zamanda bir de mezarlık inşa edilmiştir.I forbindelse med klostret etablerede man også en kirkegård.
Birkaç yıl öncesine kadar Tuttlingen bir de "ayakkabı şehri" idi.I 1940'erne var der i nogle år en hattebutik i byen.
Bir ilköğretim okulu bir de çok programlı lise vardır.Skolen har et ekstensivt udlandsprogram.
Bir de bunun üzerine ekonomik buhran vardı.Ganske vist spillede økonomiske grunde også en rolle.
Orada bir de müze bulunmaktadır.Der er også et lille museum.
Ancak bunun bir de bedeli vardı.Denne fordel havde imidlertid sine omkostninger.
Şarkıya bir de klip çekilmiştir.Her er melodien også angivet.
Klibin bir de sansür olayı vardır.Naviair: Vi har et troværdighedsproblem.
Bir de küçük bir sahne.Og vi har valgt små scener.
Ayrıca Dış kalede bir de Deniz kapısı bulunuyordu.I porten fandtes også en bolig for portvagten.
Bir de punch kafiye vardır.Der findes også kobberstik.
Ayrıca aynı maçta bir de penaltı kurtarmıştır.Han scorede desuden også i kampen.
Ancak bunun bir de bedeli vardı.Imidlertid hadde dette også en kostnad.
Birkaç yıl geçer Guido ve Dora evlenir ve Giosuè (Giorgio Cantarini) adında bir de çocukları olur.Flere år går, hvor Guido og Dora får en sønn i mellomtiden, Giosuè (Giorgio Cantarini).
Dış ve iç iki yüz bir taban bir de tepeleri vardır.Fjellene stiger bratt opp på begge sider av sundet.
Augustus, aynı zamanda evinin yanına bir de Apollon tapınağı yaptırmıştır.Augustus bygde også et tempel til Apollo her, ved siden av huset sitt.
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.Et annet spørsmål er om Ono ubevisst sådde splid i gruppen.
Bir de eski Hüseyinli mevkiinde ören bulunmaktadır.Men noe underlig foregår på den gamle herregården.
İşte bizlerin P5 kullandığımız o günlerde, bir de P6 vardı.P5 ble solgt samtidig med P6 frem til 1972.
Noel'in yanında ise bir İngiliz Çavuş bir de er vardır.Ved siden av det diplomatiske korps finnes det konsulære korps.
Yazma halinde bir de divanı vardır.Også utgitt som lydbok.
Emre Aydın ile bir de düet yapmıştır.Han ble godtatt av både kongen og av witan (de ledende menn og rikets råd).
Ayrıca bir de kadın takımı kurulmuştur.Her er det også anlagt en dam.
Bir de Pete'nin Michael adında bir oğlu vardır.De adopterte en sønn, med navn Michael.
Ayrıca bir de anayasa mahkemesi bulunacaktı.I tillegg finnes en egen forfatningsdomstol.
Ayrıca bir de özel okul mevcuttur.Det finnes også en spesialskole.
Bir de bunun üzerine ekonomik buhran vardı.Det forekom også økonomisk overtalelse.
Bir kedi ve bir de köpekleri vardı, çocuk onları çok severdi.Hun hadde ponnier og hunder og likte å gå på jakt.
Madonna onlara bir yüksek, bir de düşük tempolu şarkıya ihtiyacı olduğunu söyledi.Kirsti Sparboe sang låten med lite og stort orkester.
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.Her finnes det også en liten kafé.
Bir de; olumsuz eleştiri mutlaka olacaktır, olmalıdır.I stedet er det en aversjon (sterk misliking).
Bu rol ona bir Emmy Ödülü adaylığı,bir de Altın Küre kazandırmıştır.Sistnevnte rolle skaffet ham en Emmy-nominasjon, samt en Golden Globe-pris.
Geoffrey'in bir de genç üvey kardeşi vardır.Custer hadde også noen eldre halvsøsken.
Kısa süren bir de evliliği olmuştur.Ett kortvarig ekteskap fulgte.
Bir de sarı kart aldı.Gult kort blir også brukt.
Bir de tırsıyoruz, hiçbir toplumsal şemsiyemiz yok.Uten variasjon, ingen sivilisasjon.
Tüm bunların yanında bir de genç nüfusun mahallede pek barınmadığını söylemek gerekir.«I tillegg til dette må vi legge merke til at det fantes en del mindre foreninger i omlandet rundt byen.
McGonagall'ın bir de kare gözlükleri vardır.Kun Lennon har på seg solbriller.
Şamlı Panayırı bir de Eylül ayında kurulurdu.Derfor ble den gamle hytten revet i september 2007.
Sabah uyanmışlar bir de bakmışlar ki ayı gitmiş.Tidlig om morgenen ble de vekket igjen, og turen fortsatte.
Bu düğümün bir giren ipi bir de çıkan ipi vardır.Her har en av rutene utgang med rappell.
Polar bağ da bir negatif bir de pozitif uç bulunur.Differensialligningen for en flate med konstant, negativ krumning har også andre løsninger.
RSA için bir ortak anahtar bir de özel anahtar gerekir.Denne sikkerhetsmekanismen krever det en spesiell nøkkel å låse opp.
Aynı zamanda evlerinin yanında "El Gaucho" isimli bir de restoranları bulunmaktadır.Mereka tinggal di dekat Danau Como, Dimana Mereka memiliki restoran dengan nama "El Gaucho".
Bu yasaya bir de Avogadro yasası'nın eklenmesi, ideal gaz yasasını ortaya çıkarır.Ketiga hukum gas tersebut bersama dengan hukum Avogadro dapat digeneralisasikan oleh hukum gas ideal.
Willis bunun dışında çok sayıda şiir, hikâye ve bir de oyun yayımladı.Willis juga menerbitkan beberapa syair, cerita, dan sebuah drama.
Carlos 2 Ağustos 2005'te Brezilya vatandaşlığının yanına bir de İspanyol vatandaşlığı ekledi.Tanggal 2 Agustus 2005, Dia resmi memiliki dua kewarganegaraan Brazil dan Spanyol.
Meşihatnâme ile vekaletnâme mühürlenmeden bir de Hüsam Efendi geldi.Tiba-tiba datanglah Nabiyallah Hud ke tempatku sambil membungkukkan badannya agar tak terkena atap.
Bir de dedi ki: "Ben rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."Kata Maria: "Sesungguhnya aku ini adalah hamba Tuhan; jadilah padaku menurut perkataanmu itu."
Xfce bir de geliştirme ortamı sunmaktadır.Xfce juga menyediakan sebuah kerangka pengembangan aplikasi.
Sabah uyanmışlar bir de bakmışlar ki ayı gitmiş.Keesokan paginya, Abang terbangun dan menemukan Kok telah hilang.
Ayrıca bir kütüphane ve bir de hastane adadılar.Ia mendirikan gereja dan juga rumah sakit.
Bu arada Devlet Muhasebesi Uygulaması ile ilgili bir de kitap yazdı.Selain itu, ia juga menulis buku panduan penyuntingan buku.
İşte bizlerin P5 kullandığımız o günlerde, bir de P6 vardı.Mobil-mobil tersebut adalah mereka yang finish di P4, P5, dan P6.
Noel'in yanında ise bir İngiliz Çavuş bir de er vardır.Disamping Kristen, Inggris juga memiliki penganut agama lainnya.
Ayrıca camiin yanında bir de medrese bulunmaktadır.Selain itu juga ada Hoikuen (day care).
Bir de punch kafiye vardır.Juga ada trayek ke Bengkulu.
Bir de sabah namazını kıl...." denmektedir.Al-Ta’qibat: Doa-doa Harian dan Doa-doa Ba’da Shalat.
Bir de oğlu vardır, Tommaso, 29 Nisan 1991 doğumlu.Bersama-sama mereka memiliki seorang putra, Arhaan, lahir pada 9 November 2002.
Bir de Koçaş mahallesinün patlıcanını da unutmamak gerekir. ^ YerelNETOrang tidak perlu menonton Goyang Caesar. ^ Kapanlagi
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod