Carlos 2 Ağustos 2005'te Brezilya vatandaşlığının yanına bir de İspanyol vatandaşlığı ekledi.2005. augusztus 2-án Carlos fölvette a spanyol brazil kettős állampolgárságot.
Ancak bunun bir de bedeli vardı.Azonban ennek is ára volt.
Parçanın bir de "Bello Embustero" adında bir İngilizce ve İspanyolca düzenlemesi bulunmaktadır.Elkészült egy spanyol és angol nyelvű mixe a dalnak, mely a "Bello Embustero" címet kapta.
RSA için bir ortak anahtar bir de özel anahtar gerekir.Az RSA-titkosításhoz egy nyílt és egy titkos kulcs tartozik.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.Ekkor még szemüveget is hordott.
Rekabet bir de bu şekliyle alevlenmişti.A versenyen is ilyen sorrendben futottak be.
Bir de sarı kart aldı.1 sárga lapot gyűjtött össze.
Şamlı Panayırı bir de Eylül ayında kurulurdu.A nappali változat már szeptemberben kiszivárgott.
Bir de köpeği vardır.Van egy kutyája is Bubu.
Konqi'nin bir de Katie adlı kız arkadaşı vardır.Konqinak vagy egy Katie nevű barátnője.
Halktan toplanan yardımlarla okulun yanına bir de yurt açıldı.A lakosság segítségével felújították az iskolát.
Gemide bir de sıhhiye grubu vardı."Van orvos a fedélzeten?"
Xfce bir de geliştirme ortamı sunmaktadır.Az Xfce rendelkezik egy fejlesztőkörnyezettel alkalmazások készítéséhez.
Fırtına sırasında şehirde bir de ölüm gerçekleşti.A baleset idején a térségben vihar volt.
Tutmak için bir de sapları bulunur.Ugyancsak a zsákmány megragadására szolgálnak a láb tüskéi.
Bu düzleme dik olarak bir de yükseklik eklendiğinde üç boyut elde edilir.Így elegendő, ha egy ágban mérik a teljesítményt, és ennek háromszorosát veszik.
Yine Nikbinlik adlı bir de çeviri bürosunu işletmektedir.A WLIIA-ban Expert Translation néven futott.
Ayrıca gelecekteki iyi huylu davranışları için bir de kefil göstermeleri istenmiştir.A hála arra is szolgál, hogy jövőbeli szociális viselkedéseket erősítsen meg.
Orada bir de müze bulunmaktadır.Található itt egy mozi is.
Mezhebin baz aldığı bir de kitap vardır Necronomicon adında.Ezután elindulnak a könyvért, a Necronomiconért.
Çevre duvarlarının kalıntıları ve bir de kulesi günümüze ulaşabilmiştir.A vár falai és tornyai részben ma is állnak.
Bu albümde bir de olan "Don’t Cry" isimli Ceza’nın ingilizce versiyonu bulunmaktadır.Ennek pontosan az angol don't felel meg.
Köyde bir de postahane bulunmaktadır.A faluban posta is működött.
Bundan başka aynı yılda Nutkî Dede'nin Afîfe adlı bir de kızı olmuştur.Egy Péter nevű szerzetes apátja megbízásából ezt még abban az évben megtette.
Klipte bir iyi, bir de kötü Işın Karaca vardır.A jó és a rossz oldal is rendelkezik hadjárattal.
Kral buraya bir de kale yaptırdı.Az úrnő kastélyt is építtetett.
Bir de ne görse iyi!Mesét nézni jó!
Anıtta ilk zamanlarda şu anda olmayan bir de çeşme vardı.Körülötte egykor temető volt, amelynek ma már nyoma sincs.
Bir Ortodoks kilisesi, bir de cami vardır.Unitárius és ortodox temploma is van.
Birkaç yıl geçer Guido ve Dora evlenir ve Giosuè (Giorgio Cantarini) adında bir de çocukları olur.Évekkel később összeházasodnak, és születik egy gyermekük is, Himura Kendzsi.
Bir de “sallanan terlikler” var.Bajom csak a »csavarásokkal« van.
1981 ve 1982 yıllarında Ford bir de 4.2 litrelik bir motor seçeneğe sundu.1981 és 1982 között az autó kapható volt egy 4,2 literes V8-as motorral is.
Bu sistemle beraber her vilayetin bir de seçim çevresi olmaktadır.A választás közvetlen, az egész ország egy körzetnek számít.
Albümde bir Radio Mix ve bir de Club Mix vardır.Az album verzió mellett egy Radio Mix is megjelent.
Bir de bunun üzerine ekonomik buhran vardı.Van itt egy gazdasági szeszgyár.
Ayrıca aynı maçta bir de penaltı kurtarmıştır.A mérkőzésen emellett egy gólpasszt is jegyzett.
Oyuna başlamadan önce bir mendilci bir de oyunu yönetecek hakem seçilir.A játék indítása előtt ki kell választani egy hadjáratot.
Batı yakasında Plateliai kasabası bulunan gölde, bir dalgıç ve bir de yat kulübü bulunur.A városban található még az Oswego Lake Country Club és egy lovasklub.
Bir de bununla bakmalısın.Ezzel neked is szembe kell nézni.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.Lisäksi hän käyttää silmälaseja.
Köyde bir de kilise vardır.Kylässä on myös kirkko.
Ayrıca kampüs içinde bir de Starbucks Cafe bulunmaktadır.Starbucksilla on kahvila myös Kampin kauppakeskuksessa.
Ayrıca küçük bir de liman bulunmaktadır.Siellä on myös pieni satama.
Ve tabi bir de Şampiyon.Lisäksi hän on myös maailmanmestari.
Eddie'nin bir de kız arkadaşı vardır: Melissa.Anderssonilla on tyttöystävä, Frida.
Ayrıca bir de kilit sistemine sahiptir.Hänellä on myös leikkauslaseri.
Bir de ne görseler iyi!Näen mitä haluan nähdä.
PGP'de her kullanıcının bir açık anahtarı bir de özel anahtarı vardır.Jokaisella käyttäjällä on julkinen avain ja yksityinen avain.
Orada bir de müze bulunmaktadır.Rakennuksessa on myös museomyymälä.
Ayrıca bir de havuz bulunmaktadır.Siellä on myös uimaranta.
Aynı zamanda Tarantino'nun filmde bir de rolü vardır.Tarantino myös näyttelee elokuvassa.
Ayrıca şehrin bir de kanalizasyon plânını yaptırdı.Kaupunki suunnitteli suojarakennuksen itse.
Bir de Afganistan parlamentodaki yöneticisi de olmuştur.Monet haluavat myös Afrikalle oman edustajansa neuvostoon.
Bir de bunun üzerine Christie ağır bir şekilde hastalanır.Myöhemmin hän kuulee Margueriten sairastuneen vakavasti.
Ayrıca bir de boş yeşil sepetimiz olsun.Lisäksi hänellä on vihreä lannevaate.
Kendim bir şey icat edip, bir de isim uydurunca çok iyi tuttu.Hän aloittaa kirjan kirjoittamisen keksimällä sille sopivan nimen.
Bir de, yere düşmüş zeytin meyvelerini toplama yöntemi vardır.Sen oliivia muistuttavista hedelmistä puristetaan öljyä.
Metro 2033'ün aynı adla uyarlanmış bir de oyunu vardır.Metro 2033 on innoittanut myös samannimiseen videopeliin.
Üstüne bir de girdiği ameliyatta yaşadıkları.Tämä johtui hänelle tehdystä kirurgisesta operaatiosta.
Arshile adlı bir de çocukları vardır.Heillä on myös poika, Arjun.