Bir de bu yetmezmiş gibi, annesi hasta oldu.To make matters worse, his mother became ill.
Her yokuşun bir de inişi vardır.Whatever has a beginning also has an end.
O bir dedektif hikaye okuyarak kendini eğlendirdi.He amused himself by reading a detective story.
Akşam yemeğinden sonra bir dedektif hikayesi okuyarak kendini eğlendirdi.He amused himself by reading a detective story after supper.
O, davayı soruşturmak için özel bir dedektif kiraladı.She hired a private detective to inquire into the case.
Onu bir dedektif olarak tanımladı.She described him as a detective.
Tom'un bir iyi yanı ve bir de kötü yanı var.Tom has a good side and an evil side.
Bir de bana sor.You're telling me.
Bir sigara bir de çakmak otlanabilir miyim?Could I bum a cigarette and a light?
Hikâyeyi bir de sizin ağzınızdan dinlemek istiyoruz.Please give us your side of the story.
Olayı bir de senin ağzından dinlemek istiyoruz.Please give us your side of the story.
Her öykünün bir de diğer yüzü vardır.There are two sides to every question.
Bana inanmıyorsan bir de sen bak!Take a look at it if you don't believe me!
Bir de bununla deneyelim.Let's try it with this one.
Olayları bir de senin ağzından duymak istiyorum.I want to hear your version of what happened.
Bir de Tom'un penceresinden bak.Put yourself in Tom's shoes.
Tom'un bir erkek, bir de kız kardeşi var.Tom has a brother and a sister.
Bir de baktık ki partimize onunla birlikte gelmiş.To our surprise, he came to our party with her.
Sana bir iyi, bir de kötü haberim var.I have good news and bad news for you.
Bir iyi bir de kötü yanı var.He has a good side and an evil side.
Tom'un ses tonundan söylediklerinin bir de aması olduğunu hissettim.From Tom's tone, I sensed there was a "but" coming.
Üzerinde bir de Catherine tekerleği bulunur.There is also a Catherine wheel over it.
De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır.Say: 'In them both lies grave sin, though some benefit, to mankind.
Bir de istenilen âyetlere belirteç (yer imi) koymak mümkündür.It may also be denoted by the permille sign (‰).
Amerikan askerlerinin oluşturduğu cemaatin yanı sıra bir de Ortodoks cemaat vardı.Besides the American soldiers congregation there was also an Orthodox congregation.
Ayrıca Şükrî’den bir de "Süleyman-nâme" yazması istenmiş fakat bunu gerçekleştirememiştir.They beg him to forgive her, but he refuses.
Ayrıca bunların yanında bir de komedi yazmıştır: Le Menteur (1644).He also wrote one comedy in this period, Le Menteur (The Liar, 1644).
Tunus şehrindeki Yahudi bakım evine bir de hediye gönderdi.He even sent gifts to the Jewish nursing homes in Tunis.
20.000 adet kaynağıyla bir de Yahudi Kütüphanesi bulunur.There is a Jewish library with 20,000 titles.
Ayrıca 2003'ten beri hizmet veren bir de Yahudi okulu bulunmaktadır.There is also a Jewish school, operating in Azerbaijan since 2003.
Ayrıca gelecekteki iyi huylu davranışları için bir de kefil göstermeleri istenmiştir.They also gave hostages for their future good behaviour.
Bir de sarı kart aldı.He also picked up a yellow card.
"Yaptığınız ayıp sizin, bir de akraba olacaksınız.Verily you are suspended like scales between your sorrow and your joy.”
Sona bir de onda gördü ki, ona palto giydirmişler.They bowed to him because they saw him wear the device.
Aynı zamanda bir de mezarlık inşa edilmiştir.A cemetery was also established.
Konqi'nin bir de Katie adlı kız arkadaşı vardır.Konqi has a girlfriend named Katie.
Apple'ın ilk fareleri, karesel sinyaller taşıyan bir DE-9 bağlantısı kullandı.Apple's first mice used a DE-9 connection carrying quadrature signals.
Fizikte üç uzay boyutu ve bir de zaman boyutu kabul gören normdur.In physics, three dimensions of space and one of time is the accepted norm.
Bir de dedi ki: "Ben rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."He replied, ‘Neither; but as commander of the army of the Lord I have now come.’
Bir de insanın kendi iradesi ile seçtiği eylemlerin yaratılmasıdır.Actions of humankind are created only if Allah has willed to create that which humankind has chosen.
Bir de Kanada Hollanda'dan 40 Leopard 2A6 almak istediğini ilan etmiştir.Canada purchased 20 Leopard 2A6s from the Netherlands.
Madonna onlara bir yüksek, bir de düşük tempolu şarkıya ihtiyacı olduğunu söyledi.Madonna explained to them that she needed an uptempo song and a downtempo song.
Bir de köpeği vardır.There is also a dog.
Belirtinin bir geçmişi, bir de geleceği vardır da diyebiliriz.We have a past, but we have a future as well.
Bir 180° darbe, ayarlanabilir bir gecikme, ve bir de 90° darbe iletilir.A 180° pulse, an adjustable delay, and a 90° pulse is transmitted.
Carlos 2 Ağustos 2005'te Brezilya vatandaşlığının yanına bir de İspanyol vatandaşlığı ekledi.On 2 August 2005, he received dual Spanish and Brazilian citizenship.
Adında da anlaşılacağı üzere Suuçtu deresinin bir de şelalesi var.Anant then receives a call from Aangre, who appears to know him.
1976 doğumlu Kristina Dourif isimli bir de ablası vardır.She has one paternal half-sister, Kristina Dourif, born in 1976.
Augustus, aynı zamanda evinin yanına bir de Apollon tapınağı yaptırmıştır.Augustus also built a temple to Apollo here.
Ayrıca, albümde bir de hidden track bulunmaktadır.On the album, there is a hidden track.
Büyük bir de hastanesi vardır.It has one general hospital.
Ancak bunun bir de bedeli vardı.But there would be a cost.
Ülkedeki Yahudi cemaati 2000 yılında bir sinagog bir de kültür merkezi açmıştır.In 2000, the Jewish community opened and consecrated a synagogue and a cultural center.
Aynı maçta Yasin Öztekin'e bir de asist yaptı.In the same game Marin also provided an assist to Ivan Tsvetkov.
Buraya bir cami ve bir de çeşme inşa ettirdiler.They provided landscaping and built a fountain.
Ayrıca kısa süreliğine bir de sutopu takımı kuruldu.Sugarcane was also grown for a brief period.
İşte bizlerin P5 kullandığımız o günlerde, bir de P6 vardı.Räikkönen was in P5 and Verstappen in P6.
Parçanın bir de "Bello Embustero" adında bir İngilizce ve İspanyolca düzenlemesi bulunmaktadır.A Spanish and English mixed version of the song was produced and titled "Bello Embustero".
Nedim ve Nusret Kemal adında iki ağabeyi vardı; Neşecan adında bir de kızkardeşi olmuştur.He had two sisters: Seema and Nutan (also called Neetu).
Emre Aydın ile bir de düet yapmıştır.He then commanded a regiment, and various air divisions.