bir bir ile cümle
bir bir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Müzik konusunda o, en ünlü eleştirmenlerden biridir.With regards to music, he is one of the most famous critics.
Müzikte veya konuşmada, bir duraklama sık sık dramatik bir etki için kullanılmaktadır.In music or speaking, a pause is frequently used for dramatic effect.
Herhangi bir gürültü yapmayın yoksa kuşları korkutup kaçıracaksınız.Don't make any noise or you'll scare the birds away.
Konuşan sözlük artık bir fantezi değil.A talking dictionary is no longer a fantasy.
Termometre, sıcaklık ölçmek için bir araçtır.The thermometer is an instrument for measuring temperature.
Sana sıcak bir içecek hazırlayabilir miyim?Can I fix you a hot drink?
İyi ve sıcak bir banyo yapmak gibisi yok.There's nothing like a good hot bath.
Sıcak, yünlü bir etek arıyorum.I'm looking for a warm, woolen skirt.
Beni bir ölü gibi hissettirmekten hoşlanıyor musun?Do you enjoy making me feeling like the dead?
Ben asla bir şey duymuyorum.I never hear anything.
Ben özgür bir insanım.I'm a free man.
Ben bir kahramanım.I'm a hero.
Ben bir grupta çalıyorum.I play in a band.
Güçlü bir ters vuruşum var.I have a strong backhand.
Yapabileceğim bir şey yok.There's nothing I can do.
Ben bir TV oyunu oynuyorum.I'm playing a TV game.
Senin ya da başka biri tarafından itilip kakılmayacağım.I'm not going to be pushed around by you or anyone else.
Ben sadece hatalar yapan bir çocuğum.I'm just a boy who makes mistakes.
Ben sadece hata yapan bir çocuğum.I'm just a boy who makes mistakes.
Beni yalnız bırak!Leave me alone!
Bırak bunu ben halledeyim.Let me handle this.
Kolumda bir kart var.I have a card up my sleeve.
Ben şanslı bir muhabbet kuşuyum, değil mi?I am a lucky budgie, aren't I?
Eğer başbakan olsam Clinton'la iyi bir konuşma yaparım.If I were prime minister, I'd give Clinton a good talking to.
Ben bir şey hissediyorum.I feel something.
Tombul parmaklarım var, bu nedenle küçük bir klavye kullanamam.I have chubby fingers, so I can't use a small keyboard.
İçeride kalamayacak kadar çok güzel bir gündü.It was too nice a day to stay inside.
Toz tavan arasında birikmişti.Dust had accumulated in the attic.
Çatı katında geniş bir oda var.There's ample room in the attic.
Çatı keskin bir açıyla eğimlidir.The roof declines at a sharp angle.
Çatıda bir kuş görüyorum.I see a bird on the roof.
Çatıdaki kuş bir karga.The bird on the roof is a crow.
Okayama büyük bir şehir mi?Is Okayama a big city?
Bir sarı gül var.There is a yellow rose.
Kral yalnızca bizi değil birçok başka insanı da davet etti.The King invited not only us but also a lot of other people.
Prens bir kurbağaya dönüştü.The prince was changed into a frog.
Prens uzun bir yolculuğa çıktı.The prince has set out on a long journey.
Kralların ve kraliçelerin dünyada hüküm sürdüğü bir zaman vardı.There was a time when kings and queens reigned over the world.
Kıraliyet Sarayı bir tepenin üstüne yapıldı.The royal palace was built on a hill.
Avrupa para birimleri dolar karşısında zayıfladı.European currencies weakened against the dollar.
Yokohama güzel bir liman şehridir.Yokohama is a beautiful port town.
Yokohama, Japonya'daki en büyük şehirlerden biridir.Yokohama is one of the largest cities in Japan.
Yan yatan bir araç geçişi engelledi.A car lying on its side blocked the passage.
Uzan ve biraz dinlen.Lie down and rest for a while.
İlk yardım bilen biri var mı?Is there anybody who knows first aid?
Bir gidiş-dönüş bileti aldım.I bought a round-trip ticket.
Karın, iyi bir aşçı mı?Is your wife a good cook?
Karının gelememesi berbat bir utanç.It's an awful shame your wife couldn't come.
Bir yeğen birinin erkek kardeşinin veya kız kardeşinin oğludur.A nephew is a son of one's brother or sister.
Çevre kirliliğinin bir sonucu olarak gölde hiç bir yaşam formu mevcut değil.As a result of pollution, the lake is without any form of life.
Bahçeye gelen kirli bir köpek gördüm.I saw a dirty dog coming into the garden.
Yüksek bir tuz diyetinin sürdürülmesi yüksek tansiyona katkıda bulunabilir.Maintaining a high salt diet may contribute to high blood pressure.
Bir tek gün için bile tuzsuz yapamayız.We cannot do without salt even for a single day.
Biraz tuz istedim fakat kavanozda hiç yoktu.I wanted some salt, but there was none in the jar.
Kaleminizi bırakın.Put down your pencil.
Kaleminizi yere bırakın.Put down your pencil.
Bugün bir düzine kurşun kalem aldım.I bought a dozen pencils today.
Lütfen bir kurşun kalemle yaz.Please write with a pencil.
Bir dolma kalemle yaz, bir kurşun kalemle değil.Write with a pen, not with a pencil.
Lütfen adınızı bir kurşun kalemle yazın.Please write your name with a pencil.