bir alay ile cümle

bir alay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Cadılık, Svaziland'da bir alay konusu değildir.Witchcraft is not a joking matter in Swaziland.
O, tam bir alay konusu.He's a complete joke.
O tam bir alay konusu.She's a complete joke.
Onlar tam bir alay konusu.They're a complete joke.
Biz tam bir alay konusuyuz.We're a complete joke.
Bu tam bir alay konusu.It's a complete joke.
Usta çırak ilişkisi içinde bir "alaylı" olarak gelişimini sürdürdü.Ember appeared to have some kind of "relationship" with Tridart.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.He never spoke of the softer passions, save with a gibe and a sneer.
O, biz bir alaycı gözle bizi izledi the fayton dan çıktı.She watched us with a sardonic eye as we stepped from the brougham.
"Tom bir alay dedi."Ugh!" said Tom, with a sneer.
O yumuşak tutkular hiç konuşmadı, bir alay etmek ve bir alay ile kaydedin.He never spoke of the softer passions, save with a gibe and a sneer.
Ne dersem hoşgörülü bir alay ile karşılanacak, o yüzden bir şey demeyeceğim.Whatever I said would be met with tolerant irony, so I'll say nothing.
Demek istediğim, eğer konuşabilirseniz onu, bir alaycıkuş onu ciyaklayabilir.I mean, if you can talk it, a mockingbird can squawk it.
Yaşlı bir adamın horladığını görmek için gece treninin içine bir alaycıkuş koyacağım.I'll put a mockingbird on a late-night train just to get an old man snoring.
İçinede, kısa bir açıklama için, hippie ebeveynleri için -- bir alaycı kuş koyacağım.Inside it, I will place a mockingbird for -- short explanation, hippie parents.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.There went up with him both chariots and horsemen. It was a very great company.
Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?"Did we laugh at them (for nothing), or our eyes fail to pick them out?"
Ordu yetenekli bir alay subayını yitirirken, iş topluluğu umut veren bir girişimci kazandı.While the army lost an able rank commander, the business community gained a promising entrepreneur.
Bir alay, tekneleri korumak için geride kaldı.One regiment stayed to protect the boats.
Memleketinin çevresindeki bölgelerden bir alay topladı.She gathered a regiment of men from the areas around her hometown.
Hristiyanlar bunu bir alay konusu yaptılar.Die Wissenschaftler halten dies für einen Scherz.
Usta çırak ilişkisi içinde bir "alaylı" olarak gelişimini sürdürdü.Вскоре он становится приверженцем «модернистского» течения среди католиков.
Mareşal Sanders'in emriyle bir alayını Saros'ta bırakmıştır.ولقد برز العقيد ماركيز في قمعه الثورة في ساباديل.
Hristiyanlar bunu bir alay konusu yaptılar.De jezuïten hebben hieraan een belangrijke bijdrage geleverd.
Hristiyanlar bunu bir alay konusu yaptılar.Kristityt pitivät tällaista loukkaavana.
27. Tümen, bir alay muharebe timi olan 165.Ở phía Nam, trung đoàn 165 chiếm trại Đoàn Văn Kiều.
Hristiyanlar bunu bir alay konusu yaptılar.白人则对此十分眼红。
Burada bir alayı 3.000 kişiden 100 kişiye düştü.המצב הוערך להתרחש אצל אחת מתוך 3,000 נשים.
Hristiyanlar bunu bir alay konusu yaptılar.Белите са направили Aлигене от това.
Hristiyanlar bunu bir alay konusu yaptılar.Ljudi su naivno nasjedali na to.
Ancak Çinli bir alayın IS-2'leri Kore Savaşı'nda kullanıma hazır olmasına rağmen savaşta görev almamıştır.Üks rügement IS-2 tanke oli Hiina käsutuses ka Korea sõja ajal, kuid seal neid ei kasutatud.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.A išly s ním aj vozy i jazdcovia, takže to bol tábor veľmi veliký.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Andarono con lui anche i carri da guerra e la cavalleria, così da formare una carovana imponente
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.E subiram com ele tanto carros como gente a cavalo; de modo que o concurso foi mui grande.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Felmenének annakfelette õ vele szekerek is és lovagok, úgy hogy igen nagy sereg vala.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.hänen mukanaan meni myös sekä vaunuja että ratsumiehiä. Ja niin heitä oli sangen suuri joukko.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Het was een grote groep rijtuigen en ruiters, die Jozef begeleidde.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Il y avait encore avec Joseph des chars et des cavaliers, en sorte que le cortège était très nombreux.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Împreună cu Iosif mai erau cară şi călăreţi, aşa că alaiul era foarte mare.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.병거와 기병이 요셉을 따라 올라가니 그 떼가 심히 컸더라
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Lại cũng có đem ngựa và xe theo lên nữa : thật_là một đám xác rất đông thay !
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Lại cũng có đem ngựa và xe theo lên nữa: thật là một đám xác rất đông thay!
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Och med honom foro ditupp både vagnar och ryttare; och det var en mycket stor skara.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Og både vogner og hestfolk drog op med ham, så det blev et meget stort tog.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.og med ham fulgte både Stridsvogne og Ryttere, så det blev en overmåde stor Karavane.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Pasukan yang berkereta dan berkuda juga ikut, sehingga iring-iringan itu panjang sekali
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Šli so ž njim gori tudi vozovi in konjiki, tako da je bil izprevod silno velik.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Subieron también con él carros y gente de a caballo, formando un numeroso cortejo
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Szły też z nimi i wozy, i jezdni; a był poczet bardzo wielki.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Und es zogen mit ihm hinauf Wagen und Reisige, und war ein sehr großes Heer.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Vstoupili s ním také i vozové a jezdci, a bylo vojsko to veliké velmi.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Και συνανεβησαν μετ' αυτου και αμαξαι και ιππεις ωστε εγεινε συνοδια μεγαλη σφοδρα
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.Отидоха с него и колесници и конници, тъй че стана много голямо шествие.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.С ним отправились также колесницы и всадники, так что сонм был весьма велик.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.ויעל עמו גם רכב גם פרשים ויהי המחנה כבד מאד׃
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.وصعد معه مركبات وفرسان. فكان الجيش كثيرا جدا.
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.又 有 車 輛 、 馬 兵 、 和 他 一 同 上 去 . 那 一 幫 人 甚 多
Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.又 有 車輛 、 馬兵 、 和 他 一同 上去 . 那 一 幫 人 甚多
Bu eserde ciddi bir alaycılık da sezinliyorum.Tak, myœślę, że tu jest też wielkie poczucie humoru.
Bu eserde ciddi bir alaycılık da sezinliyorum.Да, я думаю, здесь также присутствует потрясающее чувство юмора.

İlgili Sayfalar