Bir şey olmak üzere olduğunu hissetti.He felt that something was about to happen.
Korkunç bir şey olmak üzere.Something terrible is about to happen.
Ters bir şey olmak üzereydi.Something wrong was about to happen.
Tom kötü bir şey olmak üzere olduğu hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that something horrible was about to happen.
Tom insanın içine işleyen bir şey olmak üzere olduğu hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that something profound was about to happen.
Kötü bir şey olmak üzereydi.Something bad was about to happen.
Sanırım berbat bir şey olmak üzere.I think something horrible is about to happen.
Bir şey olmak zorunda değil.Nothing has to happen.
Bir şey olmak üzereydi.Something was about to happen.
Özel bir şey olmak İngiltere'nin ilk önceliği gibi görünüyor.Being something special seems to be Britain's first priority.
Tom kötü bir şey olmak üzere olduğunu biliyordu.Tom knew something bad was about to happen.
Farklı bir şey olmak zorunda değiller.They're not necessarily a separate thing.
Senin içinde bir şey olmakta...Some thing is happening inside you
Bu geçerlidir çünkü bir şey olmak, bir şeyi bilmekten (veya inanmaktan) farklıdır.This is valid because being something is different from knowing (or believing, etc.) something.
Bir şey olmak üzere olduğunu hissetti.Sentía que algo estaba a punto de pasar.
Hastalığı "başka bir şey olmak" tı.На вопрос: «Могло ли быть иначе?
Hastalığı "başka bir şey olmak" tı.Dit bleek "Just the Flu" te zijn.
"Her yerde bir istenç, onu temsil ya da idare eden bir şey olmak zorundadır."守護神(しゅごしん)とは、何かを守るのが役目の神、またはそれに準ずる存在。
Hastalığı "başka bir şey olmak" tı.Lee povedala, že to bude len “ďalšia skvelá vec ”.
Bir ,sey olmak için elinden gelen çabayı göstermek ba,slı ba,sına bir yetenek.Acho que ser capaz de tentar ser alguma coisa, por si só, é um talento.
Bir ,sey olmak için elinden gelen çabayı göstermek ba,slı ba,sına bir yetenek.At gøre sit bedste for at blive noget er et talent i sig selv.
Bir ,sey olmak için elinden gelen çabayı göstermek ba,slı ba,sına bir yetenek.Att göra sitt yttersta för att bli nåt är en talang i sig.
Bir ,sey olmak için elinden gelen çabayı göstermek ba,slı ba,sına bir yetenek. Ayrıca hafızan inanılmaz.Το να προσπαθείς να γίνεις κάτι είναι ταλέντο από μόνο του και πέρα από αυτό, η μνήμη σου είναι απίστευτη.
Bir ,sey olmak için elinden gelen çabayı göstermek ba,slı ba,sına bir yetenek. Ayrıca hafızan inanılmaz.Стараться изо всех сил что-то сделать - уже сам по себе талант, и у тебя невероятная память.
Bir ,sey olmak için elinden gelen çabayı göstermek ba,slı ba,sına bir yetenek.Esforzarse en hacer algo lo mejor posible ya es una cualidad.
Bir ,sey olmak için elinden gelen çabayı göstermek ba,slı ba,sına bir yetenek.Se, että yrittää kovasti, on lahjakkuutta.
Bir ,sey olmak için elinden gelen çabayı göstermek ba,slı ba,sına bir yetenek.Starać się z całych sił być kimś - to talent sam w sobie.
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?At gøre sit bedste for at blive noget er et talent i sig selv, ikke?
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Att göra sitt yttersta för att bli nåt är en talang i sig.
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Esforzarse en hacer algo lo mejor posible ya es una cualidad.
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Fare del proprio meglio per diventare qualcuno è di per sé un talento, eh?
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Robić, co w twojej mocy, by być kimś, to talent sam w sobie?
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Se, että yrittää kovasti, on lahjakkuutta.
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Ser capaz de tentar ser alguma coisa, por si só, é um talento, é?
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Το να προσπαθείς να γίνεις κάτι είναι ταλέντο από μόνο του.
Bir ,sey olmak için elinden geleni yapmak ba,slı ba,sına bir yetenektir, ha?Стараться изо всех сил что-то сделать - уже сам по себе талант.
Farklı bir şey olmak zorunda değiller.Bukan sesuatu yang terpisah.
Farklı bir şey olmak zorunda değiller.Non sono necessariamente qualcosa di separato.
Farklı bir şey olmak zorunda değiller.No son necesariamente cosas aparte.
Farklı bir şey olmak zorunda değiller.Nu sunt neapărat un lucru separat.
Farklı bir şey olmak zorunda değiller.Ze zijn niet noodzakelijk een apart ding.
Farklı bir şey olmak zorunda değiller.Не са непременно нещо отделно.
Gördüğün dışında biraz daha yakından baktıysan gerçekte bu bunlar herhangi bir şey olmak için çok küçükler.Ale jeśli się bliżej przyjrzeć, widać, że by się nie zmieściły.
Gördüğün dışında biraz daha yakından baktıysan gerçekte bu bunlar herhangi bir şey olmak için çok küçükler.단, 더 가까이 관찰하면, 이건 그것과 같은 것이기에는 너무 작아요.
Gördüğün dışında biraz daha yakından baktıysan gerçekte bu bunlar herhangi bir şey olmak için çok küçükler.Maar als je een beetje dichterbij gaat kijken, zie je dat dit ding veel te klein is om dat te zijn.
Gördüğün dışında biraz daha yakından baktıysan gerçekte bu bunlar herhangi bir şey olmak için çok küçükler.Pero, si no las ves de cerca, ves, de hecho, que es demasiado pequeña para ser algo así.
Gördüğün dışında biraz daha yakından baktıysan gerçekte bu bunlar herhangi bir şey olmak için çok küçükler.Trừ phi, bạn nhìn kĩ hơn một chút, bạn có thể thấy rằng nó quá nhỏ để là một thứ gì tương tự như vậy.
Gördüğün dışında biraz daha yakından baktıysan gerçekte bu bunlar herhangi bir şey olmak için çok küçükler.Але якщо придивитись трошки ближче, ви побачите, що насправді ці об'єкти надто маленькі, щоб бути бактеріями.
Gördüğün dışında biraz daha yakından baktıysan gerçekte bu bunlar herhangi bir şey olmak için çok küçükler.Но если присмотреться ещё немного, ясно, что этот объект слишком мал, чтобы быть бактерией.
Gördüğün dışında biraz daha yakından baktıysan gerçekte bu bunlar herhangi bir şey olmak için çok küçükler.והנשיא קלינטון עשה מסיבת עיתונאים, על תגלית מדהימה זו
Gördüğün dışında biraz daha yakından baktıysan gerçekte bu bunlar herhangi bir şey olmak için çok küçükler.إلا انك اذا نظرت عن كثب تُشاهد ,في الحقيقة,أن ذلك الشيء هو صغير جداً ليبدو كذلك.
Gördüğün dışında biraz daha yakından baktıysan gerçekte bu bunlar herhangi bir şey olmak için çok küçükler.バクテリアにしては 小さすぎることが分かります 彼は生き物だと確信していましたが
Hayatımızın bir parçası. Farklı bir şey olmak zorunda değiller.Ils font partie de notre vie, ils n'en sont pas forcément séparés.
Hayatımızın bir parçası. Farklı bir şey olmak zorunda değiller.여러분 삶의 일부입니다. 분리될 필요가 없는 것이죠.
Hayatımızın bir parçası. Farklı bir şey olmak zorunda değiller.Nó là một phần cuộc sống, không cần thiết phải tách biệt.
Hayatımızın bir parçası. Farklı bir şey olmak zorunda değiller.Sie sind Teil unseres Lebens, nicht nötigerweise etwas Separates.
Hayatımızın bir parçası. Farklı bir şey olmak zorunda değiller.Stają się jego częścią, a nie czymś osobnym.
Hayatımızın bir parçası. Farklı bir şey olmak zorunda değiller.Они - часть вашей жизни, и не обязательно отделимая.
Hayatımızın bir parçası. Farklı bir şey olmak zorunda değiller.הם חלק מהחיים שלכם. הם לא בהכרח דברים נפרדים.
Hayatımızın bir parçası. Farklı bir şey olmak zorunda değiller.إنهم جزء من حياتنا , وليسوا دائما جزء منفصل