binlerce ile cümle
binlerce kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Binlerce ağaç var.Там тисячі дерев.
Binlerce ağaç var.יש שם אלפים כאלו
Binlerce ağaç var.هنالك الآلاف من الأشجار.
Binlerce ağaç var.全く同じ場所で 今から2か月前に撮った -
Binlerce aile çapraz ateş altında kalmamak için evlerinden kaçtı.Des milliers de familles ont fui leurs foyers pour ne pas être prises dans les tirs croisés.
Binlerce aile çapraz ateş altında kalmamak için evlerinden kaçtı.Miles de familias han huido de sus hogares para evitar quedar atrapadas en el fuego cruzado.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Au mii şi mii de pungi de plastic.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Et on leur fournit des milliers de sacs en plastique.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Hanno migliaia di migliaia di sacchi di plastica.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Heillä on muovipusseja tuhansittain.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Họ có hàng nghìn, hàng nghìn túi nhựa như thế.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.그들은 수천개의 비닐봉지를 가지고 있습니다.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Mają całe mnóstwo takich toreb.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Mají tisíce a tisíce plastových pytlů.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Majú tisíce a tisíce plastových vriec.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Mereka menggunakan ribuan kantong plastik.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Sie haben abertausende von Plastiksaecken.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Tienen miles y miles de bolsas de plástico.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Több ezernyi műanyag zsákjuk van.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Ze hebben duizenden en duizenden plastieken zakken.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.Имат хиляди и хиляди найлонови торби.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.У них есть тысячи и тысячи пластиковых пакетов.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.יש להם עשרות אלפי שקי פלסטיק.
Binlerce binlerce plastik torbaları var.ولديهم الالاف من تلك الاكياس
Binlerce binlerce plastik torbaları var.何をしたいのかわかりません
Binlerce binlerce plastik torbaları var.佢哋有數以千計嘅膠袋
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.우리는 수천의 개인들의 실험해서 인구의 5퍼센트가 자극에서 옥시토신을 방출하지 않는다는것을 발견했습니다
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Ezreket vizsgálva azt tapasztaltuk, hogy a lakosság öt százaléka nem reagál az oxytocin stimulálásra.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Hallamos, en pruebas con miles de personas, que el 5% de la población no libera oxitocina ante el estímulo.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Po przebadaniu tysięcy ludzi odkryliśmy, że 5% populacji nie wydziela oksytocyny w reakcji na bodźce.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Zistili sme, testovaním tisícov jednotlivcov, že 5% populácie neuvoľnuje oxytocín na podnet.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Zjistili jsme testováním tisíců jednotlivců, že pět procent populace neuvolňuje oxytocin na podnět.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Ελέγχοντας χιλιάδες ανθρώπους, βρήκαμε πως το 5% του πληθυσμού δεν εκκρίνει ωκυτοκίνη στα σχετικά ερεθίσματα.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.Ние открихме, тествайки хиляди хора, че 5% от населението не отделят окситоцин при стимулиране.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.לאחר בדיקת אלפי אנשים מצאנו ש-5 אחוז מהאוכלוסיה אינם משחררים אוקסיטוצין תחת גירוי.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.لقد وجدنا بعد دراسات الآلاف من الأشخاص، أن هناك 5% من الناس لا يفرزون الأوكسيتوسين عندما يتحفزون.
Binlerce bireyi test ederek bulduk ki, nüfusun %5'i uyaran karşısında oksitosin salgılamıyor.刺激があっても オキシトシンを分泌しません そんな人は信頼されても オキシトシンを分泌しません
Binlerce çeşitte virüs vardır.Es gibt Tausende Arten von Viren.
Binlerce çeşitte virüs vardır.Há milhares de formas de virus.
Binlerce çeşitte virüs vardır.Há milhares de tipos de vírus.
Binlerce çeşitte virüs vardır.Il y a des milliers de types de virus.
Binlerce çeşitte virüs vardır.Jest wiele typów wirusów.
Binlerce çeşitte virüs vardır.Je tu tisíce typů virů.
Binlerce çeşitte virüs vardır.이 세상에는 수천 종류의 바이러스가 있습니다
Binlerce çeşitte virüs vardır.Є тисячі видів вірусів
Binlerce çeşitte virüs vardır.ישנם אלפי סוגים שונים של וירוסים,
Binlerce çeşitte virüs vardır.هناك الالاف انواع من الفيروسات
Binlerce çeşitte virüs vardır.私たち本当にただ、表面に傷していると、
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.100人位の黒人たちが綿花を摘んでいた
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.A többezernyi hektár gyapotültetvény szélén álltunk.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Chúng tôi đứng giữa cánh đồng bông.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Eram la marginea a mii de hectare de bumbac.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Eravamo lì sui bordi di migliaia di acri di cotone.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.우린 수천에이커의 무명밭 언저리에 서있었죠.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.On se tenait sur le bord de centaines d'hectares de coton.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Parados al borde de cientos de hectáreas de algodón.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Staliśmy na krańcu tysięcy akrów bawełny.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Wij stonden aan de rand van duizenden hectaren katoen.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Wir standen am Rande von Tausenden von Hektar Baumwolle.
Binlerce dönüm pamuk tarlasının tam sınırında duruyorduk.Мы стояли у края тысячи акров хлопка.