bine ile cümle

bine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Howard uçağa yalnız biner.Harry reitet allein.
Hindu mitolojisinde genellikle tanrı Vishnu'nun bineği olarak tasvir edilir.In der hinduistischen Mythologie ist Hayagriva meist eine Form von Vishnu.
Çocuklar koçun sırtına binerler.Die Jungtiere klettern sofort auf ihren Rücken.
Ailenin diğer üç ferdi arabalarına binerek hızla oradan uzaklaşırlar.Sie verzichten während der 3-wöchigen Radelphase völlig auf ihr Auto.
Metroya binelim.Prenons le métro.
Saat sekizde trene binerim.À huit heures je prends le train.
Arabamız yoksa bu bizi durduramaz, otobüse bineriz.Si nous n'avons pas de voitures cela ne nous arrête pas car nous prenons le bus.
Videoda Beyoncé, bir adamla tartışmasının ardından, arabaya binerek ağlamaktadır.Il montre Beyoncé en train de pleurer dans une voiture après avoir eu une dispute avec son homme.
Bu grup ise işe Chicago ve Cincinnati’ye giden trenlere binerek başlar.Sans incident, ils commencèrent leur mission en prenant le train pour Chicago et Cincinnati.
İstasyona yeni gelen trene doğru koşar ve trene binerek boş bir koltuğa oturur.Ils arrivent à la gare et montent dans un train vide qui part.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.J’avais donc très froid et j’avais du mal à bouger mes doigts.
Arabalarına binerek kasabadan uzaklaşırlar.Ils quittent la ville en voiture.
İngiliz atı: İyi bir binek ve yarış atıdır.C'est un bon cheval de selle et de course.
1905'te yayımlanan bu testin adı "Binet-Simon Testi"dir.Ce test était conçu sur le modèle du test de Binet-Simon.
Astrid gönülsüz bir şekilde kabul eder ve Dişsiz'in sırtına biner.Sabrina consent, mais en croisant les doigts dans son dos.
Monteiro 2007'de Dünya Binek Araba şampiyonasında Seat takımı için yarışacaktır.En 2007, Tiago Monteiro rebondit en championnat du monde des voitures de tourisme au volant d'une SEAT.
Jokey, at yarışında yarış atlarına binen kişidir.Jackie se rend alors aux courses en tant que mécanicien.
Çanakkale'de 5 bine yakın İrlandalı asker hayatını kaybetmiştir.Cinq mois ont été inutilement perdus à Ürümqi.
Daha sonra geçen üç yılda David şehir merkezine Elise'i bulabilmek ümîdiyle biner.Trois années plus tard, David reconnaît fortuitement Élise dans la rue.
1931 yılında şube sayısı 278, üye sayısı 32 bine ulaştı..En 1976, l’Union compte 31 pays membres et le nombre de ses entreprises est de 32.
Yunus, Yafa'ya gidip orada Tarşiş (Tarsus)'e gitmekte olan bir gemiye biner.Jonas désobéit à Dieu et se rend à Jaffa pour prendre la fuite sur un bateau en direction de Tarsis.
Batıda kullanılan ilk zekâ ölçerini Fransız psikolog Alfred Binet ve Dr. Theodor Simon üretmiştir.Il s'agit d'une adaptation du premier test, réalisé par les psychologues Alfred Binet et Théodore Simon.
Arabaya binerler.Ils montent dans une voiture.
Binekler de karakterin kendisi gibi seviye atlar ve karaktere davasında daha çok yardımcı oluyor.Depuis le quatrième tome, les chevaux ont la parole autant que les personnages humains.
Erkekler at biner ve ok atar.Les chevaux se cabrent, affolés.
Bu yargıçların toplam sayısı 6 bine kadar çıkabiliyordu.Le nombre de jurés de Cour d'Assises passe de 12 à 6.
Bunlara ulaşım zor olsa da, gerek teknelerle gerekse binek araçlarla ulaşmak mümkündür.Étant donné la difficulté d'accessibilité de la propriété, un bateau, quel qu'il soit, était nécessaire.
Demir atların çektiği bir kızağa biner.Ancres en forme de fer à cheval.
Ailenin diğer üç ferdi arabalarına binerek hızla oradan uzaklaşırlar.Les trois autres obstacles se dressant sur la route des Japonais vont être eux aussi éliminés rapidement.
Yapıda bulunan seramikler MÖ 1. bine tarihlenmektedir.La mémoire vive est de 1 Go.
Bunlar binek taşlarıdır.Ce sont des pièces en bronze.
Ayrıca, bu araç dört tekerden çekiş sisteminin uygulandığı ilk binek otomobillerindendir. ^C'est l'une des premières voitures à freins à disque sur les quatre roues.
Ben de bir ata binebilirim.Yo también sé montar a caballo.
Taksiye binelim.Tomemos un taxi.
Haydi otobüse binelim.Vamos a llamar un autobús.
Bir taksiye binelim.Cojamos un taxi.
Yağmur yağdığında, otobüse biner.Cuando llueve, ella coge el autobús.
Hangi otobüse bineceğimizi bilmiyorduk.No sabíamos qué autobús coger.
Otobüse binelim.Cojamos el autobús.
Tom nerede otobüse bineceğini bilmiyordu.Tom no sabía dónde coger el autobús.
Nerede bir taksiye binebilirim?¿Dónde puedo coger un taxi?
Bisiklete binebilir misin?¿Sabes montar en bicicleta?
Bir sonraki otobüse bineceğim.Cogeré el próximo autobús.
Nerede bir otobüse binebilirim?¿Dónde puedo coger un autobús?
4:10 trenine binelim.Cojamos el tren de las 4:10.
Bir taksiye binelim mi?¿Cogemos un taxi?
Tom bisiklete binemez.Tom no sabe montar en bicicleta.
Haftada bir ya da iki kez tren istasyonuna gitmek için taksiye binerim.Cojo el taxi una o dos veces a la semana para ir a la estación de tren.
Tren istasyonuna gitmek için bir taksiye binerim.Cojo un taxi para ir a la estación de tren.
Ata binerim.Monto a caballo.
Videoda Beyoncé, bir adamla tartışmasının ardından, arabaya binerek ağlamaktadır.Muestra a Beyoncé en un auto llorando tras una discusión con su hombre.
Aile, içi rahibelerle dolu olan bir otobüse biner.Lo llevan hasta un autobús que está lleno de ancianos.
Kısa süre sonra, Axum'un tarihi önemli kentine beyaz bir atla binerek girdi.Poco después, De Bono entró en la histórica ciudad de Aksum, montando un caballo blanco.
Genellikle ata binen alayın lideri, Jarilo’yla özdeşleştirilirdi.El líder de la procesión, generalmente a caballo, sería identificado con Yarilo.
Jokey, at yarışında yarış atlarına binen kişidir.Un jockey es un jinete que compite en carreras de caballos.
Arabamız yoksa bu bizi durduramaz, otobüse bineriz.Si no tenemos un auto, eso no nos detiene, porque tomaremos el colectivo.
5 Ocak 1757'de kral arabasına binerken Damiens öne atıldı ve kralı bıçakladı.1757: el 5 de enero se produjo el atentado de Damiens contra el rey.
Aynı gün Ceauşescu ve karısı Elena bir helikoptere binerek Bükreş'ten kaçtılarsa da çok geçmeden yakalandılar.Ese mismo día, Ceaușescu y su esposa Elena, junto a dos colaboradores, huyeron de Bucarest en un helicóptero.
Hepsi kendi atlarına binerler.Y parecen pegados a sus caballos.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.El verano era frío y húmedo, con dificultades para abastecerse.

İlgili Sayfalar