bindi ile cümle
bindi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Alaaddin gibi halıya bindiler.Latający dywan.
Alaaddin gibi halıya bindiler.Mereka menaiki karpet terbang seperti Aladdin.
Alaaddin gibi halıya bindiler.Oni jeli na koberci jako Aladin.
Alaaddin gibi halıya bindiler.Poate zburau pe un covor fermecat, ca Aladdin.
Alaaddin gibi halıya bindiler.Repülő szőnyeg, mint Aladdinnak.
Alaaddin gibi halıya bindiler.Sie flogen auf einen Teppich wie Aladdin.
Alaaddin gibi halıya bindiler.Una alfombra como Aladín.
Alaaddin gibi halıya bindiler.Usarono un tappeto come Aladino.
Alaaddin gibi halıya bindiler.- Ковер-самолет, как у Алладина
Alaaddin gibi halıya bindiler.Яхнали са килимче като Аладин.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)I-au şters bindi de pe frunte.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Ils firent partir son bindi de son front.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)그녀의 머리에서 빈디를 지우고
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Le tolsero il bindi dalla fronte.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Letörölték a homlokáról a bindit.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Limpiaron el bindi de su frente.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Sie wischten ihr ihr Bindi von der Stirn.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Starli jej bindi (świętą kropkę) z czoła.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Ze veegden haar bindi van haar voorhoofd.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Της έσβησαν το μπίντι από το μέτωπό της.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Изтриха й биндито от челото.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)Они стерли бинди (символ замужества) с ее лба.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)הם ניגבו את עיטור הבינדי (מסנסקריט: טיפה) ממצחה.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)مسحوا النقطة الحمراء من على جبهتها.
Alınındaki bindiyi sildiler (Ç.N; evli kadınların alnındaki nokta)彼女の腕輪を壊しました
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.물론 보잉 787을 타면, 아무도 그런 것들이 인도의 '보이지 않는 혁신' 덕분이라는 것을 알 수 없습니다.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.Az utasok nincsenek is tisztában azzal, hogy mindez India láthatatlan innovációja.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.Jednak będąc na pokładzie Boeinga 787, nie wiesz, że jest on przykładem indyjskiej niewidzialnej innowacji.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.Però quando sali a bordo del Boeing 787 non hai idea che questi progressi tecnologici arrivino dall'India.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.Но разбира се, когато се качите в Боинг 787, не знаете, че това е невидима иновация, която произлиза от Индия.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.אבל כמובן, כשנכנסים לתוך בואינג 787, אי אפשר לדעת שהייתה פה חדשנות בלתי נראית שהגיעה מהודו.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.لكن بالطبع، عندما تصعد على طائرة البوينغ 787، لن تدرك بأن هذا ابتكار غير مرئي ناجم عن الهند.
Ama elbette Boeing 787'ye bindiğinizde, bu görünmez yeniliğin Hindistan'da yapıldığını bilmiyorsunuz.これがインド発の見えない イノベーションとは気付きません これがインド発の見えない イノベーションとは気付きません 3つ目の見えないイノベーションは
Ancak ayrıca babanızın bindiği büyük gidonları olana bisikletler tarafından da hayal kırıklığına uğramışlardı.Ale nie pasowały im też rowery naszych ojców, gdyż miały wielkie kierownice i były zbyt ciężkie.
Ancak ayrıca babanızın bindiği büyük gidonları olana bisikletler tarafından da hayal kırıklığına uğramışlardı.Erano frustrati anche dalle bici dei padri, che avevano un grosso manubrio così, erano troppo pesanti.
Ancak ayrıca babanızın bindiği büyük gidonları olana bisikletler tarafından da hayal kırıklığına uğramışlardı.한 편으로는 여러분의 아버지들이 탔을 법한 이렇게 큰 핸들이 있는, 무거운 자전거에도 지쳐 있었습니다.
Ancak ayrıca babanızın bindiği büyük gidonları olana bisikletler tarafından da hayal kırıklığına uğramışlardı.Mas também estavam frustrados com as bicicletas dos pais que tinham guiadores grandes e eram muito pesadas.
Ancak ayrıca babanızın bindiği büyük gidonları olana bisikletler tarafından da hayal kırıklığına uğramışlardı.Nhưng cũng thất vọng với những chiếc xe đạp mà bố của bạn đã chạy, kiểu có tay lái lớn, và chúng quá nặng.
Ancak ayrıca babanızın bindiği büyük gidonları olana bisikletler tarafından da hayal kırıklığına uğramışlardı.Pero también estaban frustrados con las bicis de sus papás, que tenían manubrios grandes y eran muy pesadas.
Ancak ayrıca babanızın bindiği büyük gidonları olana bisikletler tarafından da hayal kırıklığına uğramışlardı.Писнало им било и от колелото, което татко кара онова с високото кормило, което много тежи
Ancak ayrıca babanızın bindiği büyük gidonları olana bisikletler tarafından da hayal kırıklığına uğramışlardı.אבל הם נואשו גם מהאופניים שאביך רכב עליהם, עם הכידון הגדול, אשר היו כבדים מדי.
Ancak ayrıca babanızın bindiği büyük gidonları olana bisikletler tarafından da hayal kırıklığına uğramışlardı.و لكنها أيضا مُحبطة مقارنة بالدراجات التي ركبها أبوك و التي هي من النوع التي لها مقود مثل هذا و كانت ثقيلة جدا
Ancak ayrıca babanızın bindiği büyük gidonları olana bisikletler tarafından da hayal kırıklığına uğramışlardı.重い自転車にも満足できなかった それで 大きな自転車からフレーム
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew, az oktatóm szállt be előre, elindította a gépet, és azt kérdezte:
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew de instructeur ging vooraan zitten en startte het vliegtuig.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew, der Lehrer, saß vorne und startete das Flugzeug.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew duduk di depan dan menghidupkan mesinnya.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew, el instructor, fue al frente, encendió el avión.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew, instructorul, a venit în față și a pornit motorul.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew, inštruktor, nasadol dopredu a naštartoval lietadlo.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew, instruktor, usiadł z przodu i uruchomił samolot.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew, l'instructeur, s'est assis à l'avant et a fait démarrer l'avion.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew l'istruttore stava nella parte anteriore, ha avviato l'aeroplano.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Andrew, o instrutor, sentou-se à frente e levantou o avião.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Hướng dẫn viên Andrew ngồi phía trước, khởi động máy bay
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Instruktor Andrew šel dopředu a nastartoval letadlo.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Instruktøren Andrew satte sig ind foran, startede flyet.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.앤드류 교관이 비행기 시동을 걸면서
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Ο Άντριου, ο εκπαιδευτής, μπήκε μπροστά κι έβαλε μπροστά το αεροπλάνο.
Andrew, eğitmen, ön kısma bindi, uçağın motorunu çalıştırdı.Андрю - инструкторът - седна в предната част и запали самолета.