Onu hedef binaya götür.Той какво ти каза?
Oraya ilaveler yapmak istiyorlar. Böyle bir binaya ekleme yapmak çok zor.Ze wilden er iets bij bouwen, maar dat is moeilijk bij zo'n gebouw.
Sanırım Romalılar binaya girişin düzenli şekilde olması gerektiğini düşünüyorlarmış. . .И мне кажется, что пришедшего в храм таким образом ориентируют, направляют его движение.
Serin çatılar, güneş ısısını emmeyen, ısıyı binaya veya atmosfere ileten son derecede yansıtıcı yüzeyler.De asemenea, am construit primul acoperiș ecologic și răcoros din New York, deasupra birourilor unde lucrăm.
Serin çatılar, güneş ısısını emmeyen, ısıyı binaya veya atmosfere ileten son derecede yansıtıcı yüzeyler.Groene daken hebben een bodem en levende planten.
Serin çatılar, güneş ısısını emmeyen, ısıyı binaya veya atmosfere ileten son derecede yansıtıcı yüzeyler.쿨 루프는 태양열을 흡수하지 않는 극히 반사율이 높은 표면이라서, 태양열을 건물이나 대기로 전해줍니다.
Serin çatılar, güneş ısısını emmeyen, ısıyı binaya veya atmosfere ileten son derecede yansıtıcı yüzeyler.גגות קרים הם משטחים מחזירי אור שלא סופגים חום מהשמש ומעבירים אותו לבניין או לאטמוספירה.
Serin çatılar, güneş ısısını emmeyen, ısıyı binaya veya atmosfere ileten son derecede yansıtıcı yüzeyler.وتلك الأسطح هي عبارة عن أسطح عاكسة لا تمتص حرارة الشمس وتقوم بتمريرها إلى المبنى أو إلى الجو
Serin çatılar, güneş ısısını emmeyen, ısıyı binaya veya atmosfere ileten son derecede yansıtıcı yüzeyler.吸収せず 建物と大気に伝搬します グリーン・ルーフは 土と生きた植物です
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.C'est tellement cristallin. Tellement de réflexivité et de lumière.
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.Es ist so makellos und Spiegelung und Licht sind von Bedeutung.
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.Gedung ini sangat murni dan menjelaskan banyak tentang reflektivitas dan pencahayaan.
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.Jest taki nieskazitelny; duże znaczenie mają światło i refleksy.
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.Je to také nedotknuté a je to najmä o odrážavosti a o svetle.
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.Je to tak nedotčené. Je to o světle, je to reflexní budova.
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.즉, 이 건물은 순수한 초기 상태와 반사와 빛에 대하여 설명하고 있군요.
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.Rakennus on niin koskematon ja se on niin paljon heijastavuudesta ja valosta.
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.(Steven) Задумка в отражении и свете.
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.Είναι άψογο, το φως αντανακλάται υπέροχα.
Son derece temiz bir görüntüsü var, ve binaya baktığımızda yansımaları ve ışığı görebiliyoruz.Він такий чистий і настільки дзеркальний та яскравий.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.. ثم أخبروا واحدًا تلو الآخر أن عليهم الذهاب إلى مبنى آخر لإلقاء خطبتهم
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Apoi, fiecaruia, rand pe rand i s-a spus sa se duca in alta cladire si sa isi sustina predica.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Azután mindnek azt mondták, hogy egy másik épületbe kell menniük, és ott megtartani a szentbeszédet.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Dann wurde ihnen einzeln gesagt, sie sollten in ein anderes Gebäude gehen und ihre Predigt halten.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Depois, um por um, disseram-lhes que tinham que ir para outro edifício e fazer o sermão.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Derefter blev de en efter en bedt om at gå til en anden bygning og give deres prædiken.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Ensuite, l'un après l'autre, on leur a dit de se rendre dans un autre bâtiment pour faire leur sermon.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Każdemu powiedziano, że ma przejść do innego budynku i wygłosić swoje kazanie.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Kemudian satu-satu, mereka diberitahu bahwa mereka harus pergi ke gedung lain dan memberikan khotbah mereka.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.이제 실험을 위해 한명씩 지정한 건물로 이동한후 그곳에서 설교를 하도록 요청했습니다.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Luego, uno a uno, se les dijo que tenían que ir a otro edificio y dar el sermón.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Poi, uno alla volta, fu detto loro di andare in un altro edificio a predicare i loro sermoni
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Potom museli jeden po druhém jít do jiné budovy a přednést svoje kázání.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Rồi từng người một được bảo đi tới một tòa nhà khác để thuyết giáo.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Sen fick de en och en reda på att de skulle till en närliggande byggnad och ge sin predikan.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Toen werden ze om beurten naar een ander gebouw gestuurd om hun preek te geven.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Одному за другим, им сказали пойти в соседнее здание и прочитать свою проповедь.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.После един по един им казали, че трябва да отидат в друга сграда и да изнесат проповедта си.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.Потім, один за одним, вони мали йти до іншої будівлі до іншої будівлі і там читати свою проповідь.
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.מחציתם קיבלו נושאים תנ"כיים אקראיים. אח"כ, בזה אחר זה, נאמר להם ללכת לבניין אחר,
Sonra birer birer diğer binaya gitmeleri ve vaazlarını vermeleri istendi.説教をするように言われました 1つ目の建物から次の建物に移動する時に
Ve bu şirkette farklı bir binaya konulmuş bir grup vardı.A v této společnosti byla skupina, která pracovala v jiné budově.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.وكان هنالك مجموعة ضمن شركة البرمجيات هذه ثد وضعت في مبنى آخر مختلف .
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Dan ini adalah sekelompok orang dalam perusahaan yang dimasukkan ke dalam sebuah bangunan yang beda.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Een groep mensen van dit bedrijf werd in een ander gebouw gezet.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Egy csoportot ennél a szoftver cégnél áttettek egy másik épületbe.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Era um grupo dentro desta empresa de <i>software</i> que foi posto num edifício diferente.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Et c'était un groupe au sein de cette boite qui était dans un bâtiment à part.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.그 소프트웨어 회사 내의 한 그룹이 다른 빌딩에 배치가 되었는데,
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Och det här var en grupp inom mjukvaruföretaget som höll till i en annan byggnad.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Og dette var en gruppe indenfor software firmaet der blev placeret i en anden bygning.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Questo è un gruppo all'interno dell'azienda di software che è stata messa in un edificio diverso.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Și era un grup în companie, care lucra într-o clădire diferită.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Und es gab eine Gruppe innerhalb des Unternehmens, die sich in einem anderem Gebäude befand.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Và đây là một nhóm thuộc công ty phần mềm đó và được đặt ở một tòa nhà khác.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.W tej firmie była grupa ludzi umieszczona w innym budynku.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Y había un grupo en esta compañía de software que tuvo una reunión en un edificio alterno.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Υπήρχε μια ομάδα από αυτή την εταιρεία, που την έβαλαν σε ένα άλλο κτίριο.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.В компании была группа, работавшая в другом здании.
Yazılım şirketi içinde farklı bir binaya yerleştirilmiş bir gruptu.Имаше група от софтуерната компания, която бе настанена в друга сграда.