Eski evler tahta olup yeni evler betonarme binalar olarak yapılmaktadır.Drewno, z którego budowane są domy staje się nowym źródłem pożywienia.
Üniversitenin Tallinn, Kuressaare ve Kohtla-Järve'de binaları bulunmaktadır.Wydziały Uniwersytetu Technicznego rozlokowane są w Tallinnie, Tartu, Kuressaare oraz Kohtla-Järve.
Fakat binalarda çok da etkili değildirler.Ich budynki są mało wydajne.
1814'te İngiliz kuvvetleri tarafından Washington'daki bütün amme binaları yakılmıştı.W 1814 wojska brytyjskie spaliły Waszyngton.
İşlenen cinayetlerden ve binaların yakılmasından sorumlu tutulmaktadır.Po egzekucji mienie zamordowanych zrabowano a budynki spalono.
İngiliz himayesi altında, kabul edilen bir kanuna göre, bütün binaların Kudüs taşından yapılması gerekiyordu.Prawo budowlane nakłada wymóg, by wszystkie budynki w Jerozolimie były pokryte naturalnym kamieniem.
Hem havaalanı hem de çevresindeki binalar imha edilmişti.Z tego względu ulica, jak i okoliczna zabudowa została zniszczona.
Binaların ortasında bir botanik bahçesi bulunur.Na obrzeżach znajduje się Ogród botaniczny.
Şehir bu dönemde yaptırılmış olan "Kraliçe Viktoriya Mimarî Tipli" binalar ile İngiltere'de tanınmıştır.W Anglii na tym tle wybuchła tzw. rebelia modlitewników.
19. yüzyılın başlarında bu alanı binalar kaplamıştır.Na początku XIX wieku powątpiewano w istnienie tego urządzenia.
Ülkedeki en yüksek binalar, ağırlıklı olarak İstanbul'da yer almaktadır.Do najciekawszych należą budynki w Brukseli.
Patlamanın 2 km çevresindeki binaların camları paramparça olmuş, çatı fayansları düşmüştür.W promieniu 2 km od miejsca wybuchu z okien powypadały szyby..
El-Obeid bazı önemli binalara sahiptir.Wendel istniało wiele zabytkowych budynków.
İstanbul'da çeşitli binalar inşa etmiştir.Zaprojektował kilkanaście budynków w Sztokholmie.
İlk binalar Picunche yerlileri tarafından yapılmıştır.Pierwsze budynki powstały z pomocą Indian szczepu Picunche.
Diğer hortumlar, binalara ve tarımsal tesislere önemli zararlara neden olmuştur.Sama świątynia, podobnie jak plebania i budynki gospodarcze, uległa znacznym uszkodzeniom.
20. yüzyılda koleje yeni konaklama binaları eklendi.XX wieku wzniesiono nowy budynek szkoły.
Boşaltılan tesis binaları 20 yıl boyunca atıl vaziyette kaldı.Większość kolektorów próżniowych może być stosowana ponad 20 lat.
Ancak daha güçlü binalar daha çok enerji harcarlar.Większe satelity mogłyby wytwarzać znacznie więcej energii.
Bunlar terk edildikten sonra buralarda binalar yapılmaya başladı.Po ich wyburzeniu rozpoczęto zabudowywanie okolicy.
Başka bir bölümünde ise endüstriyel binalar bulunmaktadır.Na terenie powiatu znajduje się kilka zakładów przemysłowych.
Gary'deki en yüksek binalar listesiLista najwyższych budynków w Calgary
Müze parkı 44 hektarlık alanda olup çeşitli yerlerden ve tarihi dönemlerden kalma binalar içermektedir.Museiparken är 44 hektar stor och har byggnader från olika platser och från flera historiska perioder.
En eski binalar 18. yüzyıldan kalırken, 1640 ve 1682 yıllarında yaşanan iki yangın kasabayı yıktı.De äldsta byggnaderna är från 1700-talet då bränderna år 1640 och 1682 förstörde staden.
Ardından binalar askeri hizmetlere devredilmiştir.Sedan skänktes anläggningarna till militären.
Dublin Şehir Konseyi yüksek binalar üzerindeki eski sınırlamalarını yumuşatmıştır.Dublin City Council har nu också släppt lite på gränserna för hur höga byggnader man får bygga.
Békés , 20. yüzyılın başından civarında, hızla gelişti ve birçok yeni binalar inşa edildi.Vid 1900-talets början utvecklades Békés snabbt och flera nya byggnader byggdes.
Baixa limana yakın yerleşim bölgesidir ve dar ve eski sokakları ve eski koloni binaları mevcuttur.Baixa de Luanda ligger vid hamnen och har smala gator och äldre kolonialbyggnader.
Oyunda, araba ve bazı binalar gibi belirli nesneler de hasar görebilmektedir.Vissa föremål, såsom bilar och vissa byggnader är förstörbara.
Avrupa'nın en yüksek binaları arasındadır.Det är en av de högsta byggnaderna i USA.
Alan, Orta Çağ sokak planının ve Reformasyon dönemi binalarının çoğunu korumaktadır.Old Town har bevarat sin medeltidsplan och flera reformationstidsbyggnader.
Saray'ın binaları iç avluya sahip bir şekil oluşturur.Markims hushållningssällskap får i uppdrag att anlägga en trädgård.
30 cm külün binalara yığılması evlerin yıkılmasına neden olabilir.Laharer som är tjockare än 30 cm kan få hela byggnader att kollapsa.
En önemli Barok binalar katedral, piskoposluk sarayı ve belediye binasıdır.De viktigaste barocka byggnaderna i staden är katedralen, det episkopala palatset och stadshuset.
Bu tünel şu anda II* olarak derecelendirilmiş tescilli binalardandır.Detta är de VRT-kanaler som för närvarande är aktiva.
İlk binalar Picunche yerlileri tarafından yapılmıştır.De första byggnaderna uppfördes med hjälp av urinvånarna, picuncheindianerna.
Yeni hükûmet binalarının inşası da daha fazla alana ihtiyacına neden oldu.Det bestämdes också att den nya, större, tingsrätten behövde nya lokaler.
Bu tasarımi yapilan binaların yapımına 1459'da başlanmıştır.På detta syftar ett avlatsbrev från 1459.
Royal Albert Hall Birleşik Krallık'ın en kıymetli ve kendine özgü binalarından birisidir.Och Royal Albert Hall är ett väldigt ikoniskt och speciellt ställe.
Eski ve tarihi binaları içerisinde barınmaktadır.Han använder undermåligt och gammalt byggnadsmaterial.
Merkezi ısıtma, genel olarak, soğuk iklimlerdeki özel apartman veya kamu binalarında kullanılır.Detta gäller särskilt för direkt användning i form av uppvärmning av hus och andra byggnader.
Bu istasyon halen Hollanda'da bulunan en eski istasyon binalarından birine sahiptir.Byggnaden är en av de äldsta stationsbyggnaderna i Finland.
Bu yapılar daha çok dinî yapılar ve kamu binalarıydı.De flesta husen var träbyggnader och självbyggen.
Sovyet birlikleri bu binaları bir moloz yığını haline getirdi.Allt detta förvandlade fästningen till en grushög.
Bunlara ilaveten bayrak başka mekanlarda, binalarda, inşaat yerlerinde ve evlerde de bulunabilir.Man kan till och med hitta mynt här och där på marken, i lådor eller på andra ställen.
Başka bir bölümünde ise endüstriyel binalar bulunmaktadır.Vid västra sidan märks några större industribyggnader.
Binalar da duvar resimleri ile dekore edilmişti.Tak och väggar fick dekorationsmålningar.
Tramvay durağı hala bu güne kadar var, ama eski binalardan sadece biri hala duruyor.Den ligger vid Gamlestadsvägen, men idag finns bara någon enstaka gravsten kvar.
Puerto Montt, Binaların %90'ı tahrip oldu.I Port Vila skadades cirka 90 procent av bebyggelsen.
Üniversitenin şehrin farklı yerlerinde binaları vardır.Flera fakulteter är belägna på olika platser i staden.
Ancak daha güçlü binalar daha çok enerji harcarlar.Teoretiskt finns det dock effektivare sätt att frigöra energi.
Ayrıca bazı araçlar başka binalara da ihtiyaç duyar.Bilarna har även kopplingar med flera plattor.
Binalar bu sur duvarına bitişik inşa edilmiştir.I östra delen är de byggda direkt på muren.
İnşaat Alanları biraz enerji üretirler ve başka binalar kurmak için gereklidir.De flesta kraftverken har en begränsad livslängd och nya måste sedan byggas.
Viyana'nın en ünlü binalarından bazıları savaş sonunda yıkılmış durumdaydı.Stadsdelen var bland en av de hårdast drabbade i hela Wien vid krigsslutet.
Billings'deki en yüksek binalar listesi ^ "US Gazetteer files 2010".Det är en av de rikaste platserna i USA. ^ ”2010 Census Gazetteer Files”.
Resmi binalar buradadır.Här finns bygdegården.
Bu dönemde birçok yerleşim ve ticari binaları tasarladı.Under denna tid byggdes många nya bostadsområden och offentliga byggnader.
Okul binaları Belfast'ın doğu kesiminde, Stormont'taki Parlamento Binasının yakınında bulunur.Den har sitt säte i parlamentsbyggnaderna i Stormont i Belfast.
Üssünüzdeki binaların yapımında ve savunma düzeneklerinin yapımından sorumludurlar.Idag inhyser det Försvarets materielverk och försvarsmaktens produktionsledning.