Bir depremin ne zaman olacağını asla bilmezsiniz.You never know when an earthquake will happen.
Serbest seçimlerle ilgili sıkıntı, nasıl sonuçlanacaklarını asla bilmezsiniz.The trouble with free elections is that you never know how they are going to turn out.
Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz."God knows and you do not know.
Sizler bunu bilmezsiniz.You guys may not know this one, it was way back in 1991.
Kurtlar sofrasý, hý? Bilmezsiniz.I had just became a lead singer.
Çocuklarınız oluncaya dek, bunun nasıl bir his olduğunu bilmezsiniz "And until you have children, you don't know what it's like."
Siz, başkalarına sorun yaratmanın nasıl bir şey olduğunu bilmezsiniz!You people don't know what it's like to have troubled others!
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "At the same time, don't you know, I had to have that remittance."
Ben, seni karşılamak için birkaç dostlarým sordunuz, demek siz bilmezsiniz. "I mean to say, I've asked a few of my pals in to meet you, don't you know."
Bir çok bilinmeyen var, ve siz sıkça olmayan birşeyden başka birşey bilmezsiniz.There's a lot of unknown, and you often don't know what it is except by its absence.
Ve neyin işlediğini bilmezsiniz, fakat orada birşeylerin işlediğini bilirsiniz.And you don't know what is operating, but something is operating there.
Allah bilir, siz bilmezsiniz.Only God has knowledge, and you do not know.
Bu, sizin için daha iyi ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.This is both proper and right for you, for God knows and you do not know.
Çünkü Allah (benzetme yapmayı) bilir, siz ise bilmezsiniz!Indeed God knows, and you do not know.
Allah bilir de siz bilmezsiniz.Only God has knowledge, and you do not know.
Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah, bilir de siz bilmezsiniz.This is both proper and right for you, for God knows and you do not know.
Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.And God has the knowledge, while you do not know.
(Allah da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek.He will answer: "For all it will be double; but this you do not know."
Artık Allah'a benzerler aramaya kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.So do not invent similitudes for God. Indeed God knows, and you do not know.
Siz bilmezsiniz, Allah bilir.Only God has knowledge, and you do not know.
Bu sizin için daha nezih ve daha paktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.This is both proper and right for you, for God knows and you do not know.
Şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz.Indeed God knows, and you do not know.
Allah bilir, siz bilmezsiniz ki.Only God has knowledge, and you do not know.
Bu, sizin için daha hayırlıdır, daha temiz bir iştir. Siz bilmezsiniz ama Allah bilir.This is both proper and right for you, for God knows and you do not know.
Her zümre için diyecek, katkat fazla azap var ama siz bilmezsiniz.He will answer: "For all it will be double; but this you do not know."
Bu sizin için daha isabetli ve daha temizdir. Allah bilir ama siz bilmezsiniz.This is both proper and right for you, for God knows and you do not know.
Bu öğüdü tutmanız kendiniz için en iyisi ve en temizidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.This is both proper and right for you, for God knows and you do not know.
Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.And God has the knowledge, while you do not know.
Çünkü Allah, (eşi bulunmadığını) bilir, siz bilmezsiniz.Indeed God knows, and you do not know.
Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz.Only God has knowledge, and you do not know.
"Hepsi için iki kat vardır. Ancak bilmezsiniz," dedi.He will answer: "For all it will be double; but this you do not know."
Allah'a benzerler koşmaya kalkmayın. Şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz.Therefore do not ascribe equals to Allah; indeed Allah knows whereas you do not know.
Allah bilir ama siz bilmezsiniz.And Allah knows whereas you do not know.
Artık Allah'a örnekler verip durmayın. Allah bilir, siz bilmezsiniz.Therefore do not ascribe equals to Allah; indeed Allah knows whereas you do not know.
Artık Allah'a ortaklar koşmayın. Çünkü Allah, (eşi bulunmadığını) bilir, siz bilmezsiniz.Therefore do not ascribe equals to Allah; indeed Allah knows whereas you do not know.
(Allah): "Hepsi için bir kat fazla (azab) vardır, ama siz bilmezsiniz." dedi.He will say, 'Unto each a double, but you know not.
Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.And Allah knoweth, and ye know not.
(Her şeyi) Allah bilir; siz bilmezsiniz.And Allah knoweth, and ye know not.
Allah, bilir de siz bilmezsiniz.Allah knows and you know not.
Ancak siz bilmezsiniz" diyecek.He will say: "For each one there is double (torment), but you know not."
Bazı şeyler de vardır, hoşlanırsınız, şerdir size. Allah bilir, siz bilmezsiniz ki.Allah knows but you do not know.
Siz bilmezsiniz ama Allah bilir.Allah knows and you know not.
Allah buyurur: "Her biri için bir kat fazlası var, fakat siz bilmezsiniz!"He will say: "For each one there is double (torment), but you know not."
Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz.Your parents and your children—you do not know which are closer to you in welfare.
Baba ve çocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilmezsiniz.Your parents and your children—you do not know which are closer to you in welfare.
Ancak bilmezsiniz," dedi.He will answer: 'Each will have a doubled torment; although you do not know.'
Siz onları bilmezsiniz ama Allah hepsini bilir.Allah knoweth them.
Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz."Gott weiß Bescheid, ihr aber nicht.
Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz."Allah sait, et vous, vous ne savez pas.
Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz."Аллах знает, а вы не знаете.
Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz."لأن القائل فيه بغير علم، قائل على الله ما لا علم له به.»
Metagaming: Gerçek hayatta herkesin ismini bilmezsiniz.Irmã de Spaak: seu verdadeiro nome nunca é revelado em toda a série.
Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz."Bóg wie wszystko a wy nic nie wiecie.
Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz."Sesungguhnya Allah mengetahui, sedang kalian tidak mengetahui.”
Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz."主贤明,能听汝;不明,将不汝听。
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Allo stesso tempo, non lo sai, ho dovuto avere quella rimessa. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Dans le même temps, tu ne sais pas, j'ai dû avoir cette remise. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "În acelaşi timp, nu ştii, a trebuit să au acest remitenţe. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Ob istem času, ne veš, sem moral so that nakazila. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Op hetzelfde moment, weet je niet, ik moest hebben die remise. "