Aptal parasının kıymetini bilmez.A fool and his money are soon parted.
Tom'dan başka hiç kimse onun adresini bilmez.No one knows his address but Tom.
Nasıl olur da bunu bilmezsin?How come you don't know this?
Herkes benim planım hakkında bilmez.Not everybody knows about my plan.
Ne zaman deprem olacağını kimse bilmez.Nobody knows when the earthquake will occur.
Sağlıklı olan adam sağlığın değerini bilmez.A healthy man does not know the value of health.
İnsanlar iyi sağlığın nimetini onu kaybedinceye kadar bilmezler.People do not know the blessing of good health until they lose it.
Ne yapacağımı bilmez haldeydim.I was at a loss what to do.
Ebeveynleri zengin olan çocuklar parayı nasıl kullanacaklarını bilmezler.Children whose parents are rich do not know how to use money.
Bir bebek iyi veya kötüyü bilmez.A baby does not know good or evil.
Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.People living in town don't know the pleasures of country life.
Elektronik hakkında bir şey bilmez.He knows nothing about electronics.
O, daha iyisini bilmez.He doesn't know any better.
O, hiç Fransızca bilmez.He doesn't know French at all.
O, hiç İngilizce bilmez.He doesn't know English at all.
O hiç İngilizce bilmez.He knows no English.
İngilizcenin dışında yabancı dil bilmez.He knows no foreign language except English.
Çocuklarla nasıl baş edeceğini bilmez.He doesn't know how to handle children.
O, araba sürmeyi bilmez.He does not know how to drive a car.
Japonya hakkında çok şey bilmez.He doesn't know a lot about Japan.
O, nasıl araba süreceğini bilmez.She doesn't know how to drive a car.
Amacının ne olduğunu bilmezsen, onu asla başaramazsın.If you don't know what your goal is, you'll never be able to achieve it.
Hiç kimse tam olarak kaç kişinin kendilerini hippi kabul ettiklerini bilmez.No one knows exactly how many people considered themselves hippies.
Tom sporlar hakkında çok şey bilmez.Tom doesn't know much about sports.
Tom Endonezya hakkında çok şey bilmez.Tom doesn't know much about Indonesia.
Tom sanat hakkında çok şey bilmez.Tom doesn't know much about art.
Tom Fransızcayı adam akıllı konuşmayı bilmez.Tom doesn't know how to speak French properly.
Tom Fransızca bilmez.Tom doesn't know French.
Tom daha iyi bilmez.Tom doesn't know any better.
Tom bu tür şeyleri bilmez.Tom doesn't know about those kinds of things.
Tom yüzme bilmez.Tom can't swim.
Tom Mary'nin ondan daha genç mi daha yaşlı mı olduğunu bilmez.Tom doesn't know whether Mary is younger or older than he is.
Kuyudaki bir kurbağa okyanusu bilmez.A frog in a well doesn't know the ocean.
Tom Mary'nin okuluna nasıl gidileceğini bilmezlikten geldi.Tom pretended not to know how to get to Mary's school.
Tom hiç Fransızca bilmez.Tom doesn't know any French.
"Kimse onu bilmez" dedi doktor."Nobody knows that," said the doctor.
Erkekler, kadınlar hakkında hiçbir şey bilmezler.Men know nothing about women.
Tom bilmezdi.Tom wouldn't know.
Herkes her şeyi bilmez ama hiç kimse hiçbir şeyi bilir.Everybody knows everything but nobody knows anything.
Birçok kişi antibiyotiklerin viral hastalıklara karşı etkisiz olduğunu bilmez.Many people don't know that antibiotics are ineffective against viral diseases.
Nasıl sessiz kalacağını bilmeyen biri nasıl konuşacağını da bilmez.He who does not know how to remain silent, does not know how to speak either.
O, kumsalın yanında yaşar ama yüzmeyi bilmez.She lives near the beach, but she can't swim.
Okyanusun yanında yaşar ama yüzmeyi bilmez.She lives near the ocean, but she can't swim.
Çok küçük çocuklar çok kelime bilmezler.Very young children don't know many words.
O, İngilizce bilmez.He doesn't know English.
Asla bilmezsin.You never know.
Gelecekte ne olacağını kimse bilmez.No one knows what'll happen in the future.
Senin pozisyonunda olsaydım muhtemelen ne yapacağımı bilmezdim.If I were in your position, I probably wouldn't know what to do.
O, Kazak dilini bilmez.He doesn't know Kazakh language.
O, siyaset hakkında bir şey bilmez.He doesn't know anything about politics.
O, bir bilgisayarı nasıl bozacağını bilir fakat nasıl tamir edeceğini bilmez.He knows how to break a computer but he doesn't know how to fix it.
Tom ve Mary'nin ikisi de araba kullanmayı bilmez.Tom and Mary both don't know how to drive.
Hem Tom hem de Mary araba sürmeyi bilmezler.Tom and Mary both don't know how to drive.
Sen Tom'un neye benzediğini bilmezsin.You don't know what Tom is like.
O doymak bilmez bir okuyucudur.She's a voracious reader.
O, iyi ve kötü arasındaki farkı bilmez.He doesn't know the difference between good and evil.
Doktorlar hiçbir şey bilmezler.Doctors don't know anything.
Hiçbir şeyin kıymetini bilmezlik etme.Don't take anything for granted.
Giyinmeyi hiç bilmez ama iyi göründüğünü düşünür.He has no dress sense at all, but he thinks he looks good.
Onu benden başka kimse bilmez.Nobody knows it but me.