Her şeyi bilmiyorum, asla her şeyi bilmedim ve asla her şeyi bilmeyeceğim.I don't know everything, I never knew everything, and I'll never know everything.
Sorun insanların ne yaptığımızı bilmediğimizi düşünmeleridir.The problem is that people think we don't know what we're doing.
Sadece nasıl çözeceğimizi bilmediğimiz bir sorunumuz kaldı.I just have one problem left that I don't know how to solve.
Sorun sana güvenebilip güvenemeyeceğimi hâlâ bilmediğimdir.The problem is I still don't know if I can trust you.
Tom, problemi nasıl çözeceğini bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know how to solve the problem.
Tek sorun nereden başlayacağımızı bilmediğimizdir.The only problem is we don't know where to start.
Sorun Tom'un yüzemediğini bilmediğimdi.The problem was I didn't know Tom couldn't swim.
Sorun Tom'un nerede olduğunu bilmediğimizdir.The problem is that we don't know where Tom is.
Bu nasıl çevireceğimi bilmediğim bir cümle.This is a sentence that I don't know how to translate.
Bilmediğini bilseydim, bir şey söylemezdim.If I had known that she didn't know, I wouldn't have said anything.
Onun bilmediğini bilmiş olsaydım herhangi bir şey söylemezdim.If I had known that she didn't know, I wouldn't have said anything.
O bana nasıl dikiş dikeceğimi bilip bilmediğimi sordu.She asked me if I knew how to sew.
Tom bana Fransızca konuşmayı bilip bilmediğimi sordu.Tom asked me if I knew how to speak French.
Ben sadece bunu biliyorum: hiçbir şey bilmediğim.I only know this: that I know nothing.
Tom bilmediğini itiraf etmek istemiyordu.Tom didn't want to admit that he didn't know.
Tom yüzmeyi çok iyi bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know how to swim very well.
Bilmediğimiz çok şey var.There's a lot we don't know.
Hâlâ bilmediğimiz çok şey var.There's a lot we still don't know.
İşim hakkında hâlâ bilmediğim çok şey var.There's a lot I still don't know about my job.
Bana önceden bilmediğim bir şey söyle.Tell me something I don't already know.
Ne kadar çok bilirsen hiçbir şey bilmediğini o kadar çok anlarsın.The more you know, the more you understand that you know nothing.
Bilmediğim devam eden bir şey var mı?Is there something going on that I don't know about?
Tom'un nasıl yüzeceğini bilmediğine dair kesinlikle hiçbir fikrim yoktu.I certainly had no idea Tom didn't know how to swim.
Yüzmeyi bilmediğine dair hiçbir fikrim yoktu.I had no idea you didn't know how to swim.
Tom'un yüzmeyi bilmediğini duydum.I heard that Tom doesn't know how to swim.
Tom'un yüzmeyi bilmediğini düşünüyorum.I think Tom doesn't know how to swim.
Birinin bu soruna bir çözüm bilip bilmediğini çevredekilere soracağım ve anlayacağım.I'll ask around and see if anyone knows of a solution to this problem.
Tom'un Fransızca bilmediğinden oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom doesn't know French.
Dün Tom bana yüzmeyi bilmediğini söyledi.Yesterday, Tom told me he didn't know how to swim.
Tom bana yüzmeyi bilip bilmediğimi sordu.Tom asked me if I knew how to swim.
Tom bana Mary'nin e-posta adresini bilip bilmediğimi sordu.Tom asked me if I knew Mary's email address.
Tom bana Mary'nin telefon numarasını bilip bilmediğimi sordu.Tom asked me if I knew Mary's telephone number.
Tom bana toplantının saat kaçta başlayacağını bilip bilmediğimi sordu.Tom asked me if I knew what time the meeting was going to start.
Tom bana Mary'nin nerede yaşadığını bilip bilmediğimi sordu.Tom asked me if I knew where Mary lived.
Tom bana Mary'nin erkek arkadaşının kim olduğunu bilip bilmediğimi sordu.Tom asked me if I knew who Mary's boyfriend was.
Tom Fransızca bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know French.
Ben onun var olduğunu bilmedim.I didn't know it existed.
Tom'un Mary'nin telefon numarasını bilip bilmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom knows Mary's phone number.
Tom'un Fransızca konuşmayı gerçekten bilmediğine dair içimde bir his var.I've got a feeling Tom doesn't really know how to speak French.
Belki Tom bizim bilmediğimiz bir şey biliyor.Perhaps Tom knows something that we don't.
Tom'un hiçbir şey bilmediği belli.It's obvious Tom doesn't know anything.
Bilmediğin bir şey var... Ben hamileyim.There's something you don't know... I'm pregnant.
Gerçekten bilmediğimi mi düşündün?Did you really think I didn't know?
Geldiğimizi bilmediklerini umalım.Let's hope they don't know we're coming.
Tom ne yaptığını bilmediğimi düşünüyor?Tom thinks that I don't know what he did.
Tom, ne dediğini bilmediğimi düşünüyor.Tom thinks that I don't know what he said.
Ne yaptığını bilmediğin için seni affediyorum.I forgive you because you didn't know what you were doing.
Tom'un nerede olduğunu bilip bilmediğini merak ediyordum.I was wondering if you knew where Tom was.
Tom cevaplarını bilmediğim bir sürü soru sordu.Tom asked a lot of questions I didn't know the answers to.
Tom'un Mary'nin bilmediği birkaç banka hesabı var.Tom has a couple of bank accounts Mary doesn't know about.
Tom bana herkesin bilmediği sırrını açıklamadı.Tom didn't let me in on his secret.
Tom onu nasıl yapacağını bilmediğini itiraf etmek istemiyor.Tom doesn't want to admit that he doesn't know how to do it.
Bilmediğini mi demek istiyorsun?Do you mean you don't know?
Tom Mary'nin onu nasıl yapacağını bilmediğini söyledi.Tom said Mary wouldn't know how to do that.
Bana Tom'un bilmediğini mi söylüyorsun?Are you telling me Tom doesn't know?
Bana nasıl araba süreceğini bilmediğini söyleme.Don't tell me you don't know how to drive.
Bana bunun hakkında bir şey bilmediğini söyle.Tell me you don't know anything about this.
Sen bana bilmediğim hiçbir şey söylemiyorsun.You're not telling me anything I don't know.
Tom'a onun araba anahtarlarının nerede olduklarını bilmediğimi söyle.Tell Tom I don't know where his car keys are.
Bana onun kim olduğunu bilmediğini mi söylüyorsun?Are you telling me you don't know who he was?