Onu nasıl yapacağımı bilmediğimi zaten söyledim.I already said I don't know how to do that.
Tom bana Mary hakkında bilmediğim bir şeyler anlattı.Tom told me some things about Mary that I didn't know.
Tom ve Mary bilmediğimi düşünüyor.Tom and Mary think I don't know.
Tom'a zaten bilmediği bir şey söylemeyeceğim.I'm not going to tell Tom anything that he doesn't already know.
Bugün Mary'nin neden burada olmadığını Tom'un bilip bilmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom knows why Mary isn't here today.
Mary'nin dün neden okulda olmadığını Tom'un bilip bilmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom knows why Mary was absent from school yesterday.
Birinin onu nasıl yaptığını bilmediğimi zaten söylemiştim.I've already said I don't know how one does it.
Onun nasıl yapılacağını bilmediğimi zaten söyledim.I've already said I don't know how to do it.
Tom Mary'nin babasının kim olduğunu bilip bilmediğini merak ediyordu.Tom wondered if Mary knew who his father was.
Tom muhtemelen onun kim olduğunu bilmediğimi düşünüyordu.Tom probably thought I didn't know who he was.
Yüzmeyi bilmediğini fark etmedim.I didn't realize you didn't know how to swim.
Tom muhtemelen nasıl pirinç pişireceğimi bilmediğimi düşünüyordu.Tom probably thought I wouldn't know how to cook rice.
Tom, John'un hapishanede üç yıl geçirdiğini Mary'nin bilip bilmediğini merak ediyordu.Tom wondered if Mary knew John had spent three years in prison.
Tom muhtemelen ne olduğunu bilmediğimi düşünüyordu.Tom probably thought I didn't know what was going on.
Benim hakkımda bilmediğin çok şey var.There's a lot you don't know about me.
Bilmediğin bir şey biliyorum.I know something that you don't know.
Benim hakkımda bilmediğin şeyler var.There are things about me you don't know.
Tom bilmediğimiz bir şey biliyor.Tom knows something that we don't know.
Tom Mary'nin onun hakkında bir şey bilip bilmediğini merak ediyordu.Tom wondered whether Mary knew anything about it.
Tom'un Fransızca konuşmayı bilmediğini nasıl bildin?How did you know that Tom didn't know how to speak French?
Tom John'un ne yaptığını Mary'nin bilip bilmediğini merak ediyordu.Tom wondered if Mary knew about what John had done.
Tom Mary'nin John ve Alice'in boşanmayı planladıklarını bilip bilmediğini merak ediyordu.Tom wondered if Mary knew John and Alice were planning on getting divorced.
Tom muhtemelen yemek çubuklarını nasıl kullanacağımı bilmediğimi düşündü.Tom probably thought I didn't know how to use chopsticks.
Tom Mary'nin John'un tutuklandığını bilip bilmediğini merak ediyordu.Tom wondered if Mary knew John had been arrested.
Senin onu bilmediğini düşündüm.I thought you didn't know him.
Anadilimde bile bilmediğim kelimeler var.Even in my native language, there are words that I don't know.
Onun ne olduğunu bilmediğinden emin misin?Are you sure you don't know what it was?
Bana Tom'un nerede yaşadığını bilmediğini mi söylüyorsun?Are you telling me you don't know where Tom lives?
Bilmediğiniz bir şey var mı?Is there anything you don't know?
Bunun ne olduğunu bilmediğinden emin misin?Are you sure you don't know what this is?
Bana onun nerede olduğunu bilmediğini mi söylüyorsun?Are you telling me you don't know where it is?
Tom ne olduğu hakkında bir şey bilmediğini söyledi.Tom said he knew nothing about what had happened.
Nasıl yapacağını bilmediğin bir şey var mı?Is there anything you don't know how to do?
Tom ne yapacağını bilmediğini kabul etti.Tom admitted he didn't know what to do.
Ne yaptığımı bilmediğimi mi düşünüyorsun?Do you think I don't know what I'm doing?
Onu bilmediği önemli değil.It does not matter that he did not know about it.
Tom neden Mary'nin olmadığını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know why Mary was absent.
Tom havaalanında Mary'yi ne zaman karşılaması gerektiğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know when he was supposed to meet Mary at the airport.
Tom, Mary'nin neden sinirli olduğunu bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know why Mary was angry.
Tom, ne yapması gerektiğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know what to do.
Tom, Meryem'in kendisinden ne yapmasını istediğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know what Mary wanted him to do.
Tom Meryem'e, ne yapılacağını bilmediğini söyledi.Tom told Mary that he didn't know what to do.
Tom hiç Fransızca bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know any French.
Tom onu nasıl yapacağını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know how to do that.
Tom toplantının ne zaman başlayacağını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know when the meeting starts.
Tom Mary'nin nerede çalıştığını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know where Mary worked.
Tom neyin yanlış olduğunu bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know what was wrong.
Tom Mary'nin onun almasını istediği şeyi bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know what Mary wanted him to buy.
Bilmediğim çok şey var.There's too much I don't know.
O bana okuma yazma bilip bilmediğimi sordu.She asked me whether I can read and write.
Tom onu nasıl yapacağını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know how to do it.
Tom tenis oynamayı bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know how to play tennis.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know where Mary lives.
Tom onu kime vereceğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know who to give it to.
Tom Mary'nin neden John'dan hoşlanmadığını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know why Mary didn't like John.
Tom Mary'nin nereye okula gittiğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know where Mary went to school.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know where Mary lived.
Ne bekleyeceğinizi bilmediğiniz zaman gergin hissetmeniz normal.It's normal to feel nervous when you don't know what to expect.
Fransızca konuşmayı bilmediğine dair hiç bir fikrim yoktu.I had no idea you didn't know how to speak French.
Bilip bilmediğini bilmiyorum fakat burada Amerika'da garsona bahşiş vermen bekleniyor.I don't know if you know or not, but here in America you're expected to tip the waiter.