biliyorsunuz ile cümle

biliyorsunuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""Non ce la facciamo a sopravvivere qui, ma ma sembra che non ce la facciamo nemmeno a morire".
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""No podemos sobrevivir aquí, y parece que tampoco morimos".
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""Știți, nu putem supraviețui aici, dar se pare că nici nu putem muri."
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""Tudják, itt képtelenek vagyunk megélni, de úgy tűnik, meghalni sem tudunk."
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""Vous savez, nous ne pouvons pas survivre ici, mais .. ..mais nous n'arrivons pas à mourir non plus " .
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""Weet je, we kunnen hier niet overleven, maar we lijken hier zelfs niet te kunnen sterven."
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""Wissen Sie, wir können hier nicht überleben, aber wir scheinen auch nicht sterben zu können".
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""Ξέρεις, δεν μπορούμε να επιβιώσουμε εδώ, αλλά από ότι φαίνεται ούτε να πεθάνουμε μπορούμε."
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""Знаете ли, не можем да оцелеем тук, но като че ли не можем дори и да умрем."
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""Знаете, мы и жить не можем тут, но и помереть тоже не получается".
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin lâkin ölemeyeceğimizde gözüküyor.""Знаєте, ми не можемо вижити тут, але й про смерть не можемо навіть мріяти".
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin"Nie da się tu przetrwać, i nie umieramy".
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin"Ông biết đấy, chúng tôi không thể sống sót ở đây,
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin"אתם יודעים, אנחנו לא יכולים לשרוד כאן, אבל
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkin"تعلم، لايمكننا العيش هنا، ولكن
"Biliyorsunuz ki, biz burada hayatta kalamayabiliriz, lâkinしかし死ぬことすらできないんです"
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Aber, wissen Sie, unsere Geschichten sind so, weil unser Leben so ist.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Ale viete, naše príbehy sú takéto, pretože naše životy sú takéto.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Ale, víte, naše historky jsou takové, protože jsou takové i naše životy.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Certo si sa, i nostri racconti sono così perché le nostre vite sono così.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Dar poveştile noastre sunt aşa pentru că vieţile noastre sunt aşa.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.De tudják, a történeteink az életünkből táplálkoznak.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.그러나 여러분, 이야기가 그러한 것은 우리의 삶이 그렇기 때문입니다.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Maar, weet je, onze verhalen zijn zo omdat onze levens zo zijn.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Mais, vous le savez, nos histoires sont comme ça parce que nos vies sont comme ça.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Mas as nossas histórias são assim porque a nossa vida é assim.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Men, I ved, vores historier er på denne måde fordi vores liv er på denne måde.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Mutta tarinamme ovat sellaisia, koska elämä on sellaista.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Namun, Anda tahu, cerita kita adalah seperti ini, karena kehidupan kita seperti ini.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Nhưng, bạn nên biết rằng, những câu chuyện của chúng ta là như vậy bởi vì cuộc sống của chúng ta là như vậy.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.No, ale nasze historie są takie, ponieważ takie jest nasze życie.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Pero, ya saben, nuestras historias son así porque nuestras vidas son de ese modo.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Αλλά, ξέρετε, οι ιστορίες μας είναι έτσι γιατί οι ζωές μας είναι έτσι.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Але, ви знаєте, - наші історії схожі на цю тому що наше життя схоже.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Но, вы знаете, наши истории такие, потому что наша жизнь такая.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.Но, знаете ли, нашите истории са такива, защото нашия живот е такъв.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.אבל, אתם יודעים, הסיפורים שלנו הם כאלה כיוון שהחיים שלנו הם כאלה.
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.ان قصصنا جُلها كذلك .. لأن حياتنا كذلك
Biliyorsunuz ki bizim hikayelerimiz böyle çünkü hayatlarımız böyle.人生にも当てはまります 最初に起こると思った事と
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.그는 우리와 일하면서 새벽 3시까지 사무실에 있었어요. 그리고 그에게는 일종의 방랑자 같은 면이 있었죠.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.Anh ta ở văn phòng đến tận 3 giờ sáng làm việc với chúng tôi và có cảm giác của 1 người du mục trong anh ta.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.A potem się pakował i wyjeżdżał. Zawsze było w nim coś z nomady.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.Bent volt tudod az irodában és hajnali háromig dolgozott velünk és valahogy ez a nomád érzés vette körül.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.Hij was tot drie uur 's ochtends met ons aan het werk en er ging een echte nomade in hem schuil.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.Stătea în birou până la trei dimineaţa, să lucreze cu noi, şi avea un fel de aer de nomad.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.Zvykol byť v kancelárii do tretej rána pracujúc s nami, mal v sebe niečo nomádske.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.Знаете, он бывал в офисе с трех утра, работая с нами, и в нем был некий дух странствий.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.Стоеше в офиса до три сутринта и работеше с нас, и номадът в него се усещаше.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.היית יודע שהוא יהיה במשרד עד שלוש בבוקר עובד איתנו והייתה בו מין תחושה של הנווד.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.كان كثيراً ما يبقى في المكتب حتى الثالثة صباحاً يعمل معنا و كنت لتحس بأنه من النوع المحب للتجوال.
Biliyorsunuz ki bizimle çalışarak sabah üçe kadar ofiste olacaktı ve onda biraz bedevi duyusu vardı.彼には放浪者的感覚があったね 鉄道駅で亡くなったことほど悲惨なものはないけれど
Biliyorsunuz ki bizim tüm sitediğimiz우리는 모두 "라쇼몽"을 본
Biliyorsunuz ki bizim tüm sitediğimizאנו כולנו שואפים להיות זה
Biliyorsunuz ki bizim tüm sitediğimizتدرون أننا جميعا نريد أن نكون مميزين
Biliyorsunuz ki bizim tüm sitediğimizなりたいと思う一方
Biliyorsunuz ki bu benim en sevdiğim aletlerden biri.Acesta este unul din dispozitivele mele favorite.
Biliyorsunuz ki bu benim en sevdiğim aletlerden biri.Bạn biết đấy, đây là một trong những thiết bị yêu thích của tôi.
Biliyorsunuz ki bu benim en sevdiğim aletlerden biri.Das hier ist eines meiner Lieblingsgeräte.
Biliyorsunuz ki bu benim en sevdiğim aletlerden biri.Det här är en av mina favoritprylar.
Biliyorsunuz ki bu benim en sevdiğim aletlerden biri.Dit is één van mijn favoriete toestellen.

İlgili Sayfalar