Gad (Beni İsrail) Gad, Eski Ahit'te adı geçen bir bilici, kahin veya peygamberdir.The council consists of a hakim or headman, a jurist or mahat and a dhuli or messenger.
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Then Saul drew near to Samuel in the gate, and said, "Please tell me where the seer's house is."
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Yahweh spoke to Gad, David's seer, saying,
Bir şeyi açığa vursanız da, saklı tutsanız da; şüphesiz Allah, herşeyi bilici olandır.Whether you discuss a thing or conceal it, surely God has knowledge of everything.
Böylesi bir beraberlik Allah'ın lütfudur. Herşeyi bilici olarak Allah yeter.This is a favour from God; and sufficient is God, the all-knowing.
Allah her şeyi işitici ve bilicidir.For God hears all and knows everything.
Allah hakkıyle bilicidir, yegane hikmet sahibidir.And Allah is Knowing, Wise.
Allah her şeyi bilicidir, büyük hikmet sahibidir.And Allah is Ever All-Knowing, All-Wise.
Herşeyi bilici olarak Allah yeter.God suffices as Knower.
Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur.Die Kinder bitten die Pfadfinderin, wieder zu gehen.
Çünkü biliciler onunla ilgili iki kehanette bulunmuşlardı.L'église avait à l'origine deux sacristies.
İddo (veya Bilici İddo, Eydo; İbranice: עדו veya עידו) Tevrat'ta adı geçen küçük peygamberlerden biridir.Асхаб аль-Карья — жители небольшого селения в Антакье (Антиохии), которые отвергли посланников Аллаха.
Bilici Gad, Gad kabilesinin bir mensubuydu.Серко представлял собой тип истинного запорожца.
Bilici Gad, Gad kabilesinin bir mensubuydu.Mas isso pareceu banal, para um bobo do valor de Triboulet.
Bilici Gad, Gad kabilesinin bir mensubuydu.Tohtori Pakara Petturiuksen hullu tiedemies.
Çünkü biliciler onunla ilgili iki kehanette bulunmuşlardı.Kirken har haft to prædikestole.
Bilici ona ne kadar engel olmaya çalışsa da kral bunu bulmak konusunda ısrar eder.Til sidst spurgte de ham, hvor meget kongen var værd.
Çünkü biliciler onunla ilgili iki kehanette bulunmuşlardı.科学家对此提出两个假说。
Çünkü biliciler onunla ilgili iki kehanette bulunmuşlardı.Учените предполагат, че има две основни причини за това.
Çünkü RAB size uyuşukluk ruhu verdi; Gözlerinizi mühürledi, ey peygamberler, Başlarınızı örttü, ey biliciler.대저 여호와께서 깊이 잠들게 하는 신을 너희에게 부어주사 너희의 눈을 감기셨음이니 눈은 선지자요 너희를 덮으셨음이니 머리는 선견자라
Çünkü RAB size uyuşukluk ruhu verdi; Gözlerinizi mühürledi, ey peygamberler, Başlarınızı örttü, ey biliciler.TUHAN membuat kamu mengantuk dan tidur nyenyak. Ia menutupi mata para nabi dan menudungi muka para pelihat
Çünkü RAB size uyuşukluk ruhu verdi; Gözlerinizi mühürledi, ey peygamberler, Başlarınızı örttü, ey biliciler.ибо навел на вас Господь дух усыпления и сомкнул глаза ваши,пророки, и закрыл ваши головы, прозорливцы.
Çünkü RAB size uyuşukluk ruhu verdi; Gözlerinizi mühürledi, ey peygamberler, Başlarınızı örttü, ey biliciler.כי נסך עליכם יהוה רוח תרדמה ויעצם את עיניכם את הנביאים ואת ראשיכם החזים כסה׃
Çünkü RAB size uyuşukluk ruhu verdi; Gözlerinizi mühürledi, ey peygamberler, Başlarınızı örttü, ey biliciler.لان الرب قد سكب عليكم روح سبات واغمض عيونكم. الانبياء ورؤساؤكم الناظرون غطّاهم.
Çünkü RAB size uyuşukluk ruhu verdi; Gözlerinizi mühürledi, ey peygamberler, Başlarınızı örttü, ey biliciler.因 為 耶 和 華 將 沉 睡 的 靈 、 澆 灌 你 們 、 封 閉 你 們 的 眼 、 蒙 蓋 你 們 的 頭 . 你 們 的 眼 、 就 是 先 知 . 你 們 的 頭 、 就 是 先 見
Çünkü RAB size uyuşukluk ruhu verdi; Gözlerinizi mühürledi, ey peygamberler, Başlarınızı örttü, ey biliciler.因為 耶和華 將 沉睡 的靈 、 澆灌 你 們 、 封閉 你 們 的 眼 、 蒙蓋 你 們的頭 . 你 們 的 眼 、 就是 先知 . 你 們的頭 、 就是 先見
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:A Hospodin hovoril Gádovi, vidiacemu Dávidovmu, a riekol:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Akkor szóla az Úr Gádnak, a Dávid prófétájának, mondván:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:De HERE zei tegen Gad, de profeet van David:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Domnul a vorbit astfel lui Gad, văzătorul lui David:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Ðức Giê-hô-va phán với Gát, là đấng tiên kiến của Ða-vít rằng:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Ðức_Giê - hô-va phán với Gát , là đấng tiên_kiến của Ða - vít rằng :
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Entonces Jehovah habló a Gad, vidente de David, diciendo
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Falou o Senhor a Gade, o vidente de Davi, dizendo:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Il Signore disse a Gad, veggente di Davide
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:In GOSPOD je govoril Gadu, Davidovemu vidcu, rekoč:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Ja Herra puhui Gaadille, Daavidin näkijälle, näin: "Mene ja puhu Daavidille:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:여호와께서 다윗의 선견자 갓에게 이르시되
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:L`Éternel adressa ainsi la parole à Gad, le voyant de David:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Men HERREN talade till Gad, Davids siare, och sade:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Men HERREN talede således til Gad, Davids Seer:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Men Herren talte til Gad, Davids seer, og sa:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:TUHAN berkata kepada Nabi Gad, yang menjadi penghubung antara Daud dan TUHAN
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Und der HERR redete mit Gad, dem Seher Davids, und sprach:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:V tom mluvil Hospodin k Gádovi, proroku Davidovu, řka:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Zatem rzekł Pan do Gada, proroka Dawidowego, mówiąc:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:Και ελαλησε Κυριος προς τον Γαδ τον βλεποντα του Δαβιδ, λεγων,
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:И говорил Господь Гаду, прозорливцу Давидову, и сказал:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:И Господ говори на Давидовия гледач Гад, казвайки:
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:וידבר יהוה אל גד חזה דויד לאמר׃
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:فكلم الرب جاد رائي داود وقال
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:耶 和 華 吩 咐 大 衛 的 先 見 迦 得 說
RAB Davutun bilicisi Gada şöyle dedi:耶和華 吩咐 大衛 的 先見 迦得說
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Akkor Saul a kapu alatt Sámuelhez közeledék és monda: Ugyan mondd meg nékem, hol van itt a nézõ háza?
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.A tak przystąpił Saul do Samuela w pośrodku bramy, i rzekł: Proszę powiedz mi, gdzie tu jest dom widzącego?
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Da trådte Saul hen til Samuel midt i Porten og sagde: "Vær så god at sige mig, hvor Seerens Hus er!"
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Da trat Saul zu Samuel unter dem Tor und sprach: Sage mir, wo ist hier des Sehers Haus?
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Então Saul se chegou a Samuel na porta, e disse: Mostra-me, peço-te, onde é a casa do vidente.
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Keď sa potom priblížil Saul Samuelovi vprostred brány, povedal: Povedz mi, prosím, kde je tu dom vidiaceho.
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.사울이 성문 가운데 사무엘에게 나아가 가로되 선견자의 집이 어디인지 청컨대 내게 가르치소서