Ama aslında kaynağın kimliği hakkında neredeyse hiç bir zaman bilginiz yok.Αλλά στην πραγματικότητα σχεδόν ποτέ δεν ξέρετε ποια είναι η ταυτότητα της πηγής.
Ama aslında kaynağın kimliği hakkında neredeyse hiç bir zaman bilginiz yok.Но ведь на самом деле вы почти никогда не знаете источник информации.
Ama aslında kaynağın kimliği hakkında neredeyse hiç bir zaman bilginiz yok.Но всъщност, почти никога не знаете идентичността на източника.
Ama aslında kaynağın kimliği hakkında neredeyse hiç bir zaman bilginiz yok.אבל למעשה אתם כמעט אף פעם לא יודעים את זהות המקור.
Ama aslında kaynağın kimliği hakkında neredeyse hiç bir zaman bilginiz yok.لكن فى الحقيقة أنت لا تعرف تقريباً من هو هذا المصدر للمعلومات .
Ama aslında kaynağın kimliği hakkında neredeyse hiç bir zaman bilginiz yok.実際 分からないんですよね? ええ 滅多に分かりません
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?¿Cuál es el tamaño real de estos pasteles?
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?De nem tudjuk azt a fontos információt, hogy mi is a valós mérete ezeknek a szeleteknek?
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?하지만, 우리는 가장 중요한 정보를 놓치고 있습니다. 바로 '이 파이의 실제 크기가 얼마인가?' 입니다.
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?Maar we missen een belangrijk stukje informatie: wat is de werkelijke grootte van de koekjes?
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?Wie groß ist der Kuchen tatsächlich?
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?Но мы упускаем из вида самую главную информацию — каков размер этих двух кругов.
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?אבל חסרה לנו פיסת המידע הכי חשובה: מהו באמת הגודל של העוגות האלה?
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?لكننا نفتقد اهم معلومة التي هي: ما هو الحجم الفعلي لتلك الفطائر؟
Ama bilginin en önemli parçası eksik sanki, o da pastaların gerçek boyutunun ne olduğu?実際の収益総額は どのくらいなのかという点です バザーなら運営費がたったの5%でも 収益金もちっぽけなら 何の意味もありません
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Aber das sind nicht die Geschichten, die der Gymnosoph gehört hatte.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Ale to nie są historie, które słyszał gimnosofista.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Dar aceste povești nu erau cele pe care le auzise gimnosofistul.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Ezek nem egyeznek azokkal a történetekkel, amiket a gümnoszofista hallott.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.그러나 이것은 나체수행자가 들은 이야기가 아닙니다.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Maar dit zijn niet de verhalen die de gymnosophist hoorde.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Mais ce ne sont pas les histoires qu'a entendues le gymnosophiste.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Ma non sono queste le storie che aveva sentito il gimnosofo.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Mas estas não são as histórias que o gimnosofista ouviu.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Nhưng đó không phải là câu chuyện mà triết gia được nghe.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Tapi ini bukanlah cerita-cerita yang didengar sang gymnosophist.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.To však nebyly příběhy, které slýchával gymnosofista.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Αλλά αυτές δεν είναι οι ιστορίες που άκουσε ο γυμνοσοφιστής.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Но не тези истории бил чувал гимнософът. Той чул много различна история.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.Но у гимнософиста в голове были совсем другие истории.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.אך אלו אינם הסיפורים שהגימנוסופיסט שמע ולמד.
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.ولكن هذه ليست القصص التي سمعها الراهب
Ama bunlar bilginin duyduğu hikayeler değildi.彼は全く別の物語を聞きました
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Cependant, il reste à déterminer dans quelle mesure ces découvertes pourront être mises en pratique.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Det är dock ännu oklart i vilken utsträckning forskningsrönen kan används i praktiken.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Det er imidlertid fortsat uvist, i hvor høj grad disse metoder kan anvendes i praksis.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Het blijft echter de vraag in hoeverre deze methoden ook in de praktijk kunnen worden gebruikt.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Jednakże stopień praktycznego wykorzystania tych metod nadal budzi wątpliwości.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Míra použitelnosti v praxi zůstává přesto stále sporná.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.No entanto, até que ponto isto pode ser usado na prática permanece incerto.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.No obstante, sigue siendo dudoso en qué medida podrán utilizarse en la práctica.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Resta tuttavia dubbio fino a che punto ciò sia praticabile.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Totuși, măsura în care aceste date pot fi aplicabile în practică este încă discutabilă.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Továbbra is kérdéses azonban, milyen mértékben használható ez a gyakorlatban.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Vendar pa je treba opredeliti, v kolikšni meri je ta odkritja mogoče uporabiti v praksi.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Ωστόσο, ο βαθμός στον οποίο τα παραπάνω μπορούν να χρησιμοποιηθούν στην πράξη παραμένει αμφίβολος.
Ancak, bu bilginin uygulamada ne ölçüde kullanılabileceği tartışmaya açıktır.Все пак степента, в която това може да бъде приложено на практика, остава под въпрос.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Alamme kuitenkin vasta hiljalleen ymmärtää ympäristötiedossa piilevän valtavan potentiaalin.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Ändå har vi bara börjat förverkliga miljöinformationens fulla potential.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Až teraz si však začíname uvedomovať úplný potenciál environmentálnych informácií.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Die EUA strebt an, die Technik, insbesondere das Internet, in neue Richtungen zu lenken.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Ennek ellenére még csak most kezdjük teljes mértékben kihasználni a környezeti információk lehetőségeit.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Maar we zijn nog maar net begonnen het volledige potentieel van milieu-informatie te bevatten.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Pero todavía nos estamos empezando a dar cuenta del enorme potencial de la información medioambiental.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Teprve však začínáme plně využívat potenciálu informací týkajících se životního prostředí.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Vendar se šele začenjamo zavedati vseh možnosti, ki jih podatki o okolju ponujajo.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Едва сега обаче започваме да осъзнаваме цялостния потенциал на информацията за околната среда.
Ancak Finans Bakanı, Finans Bakanı'nın Daimi Sekreteri, bana yazıp, bu bilginin de muaf tutulduğunu söyledilerMinistrstvo za finance, njegov predstavnik mi je pisal in mi rekel, da je ta podatek prav tako izvzet.
Aynı şey bilginin tüketimi için de geçerli.Acelaşi principiu este respectat când te gândeşti la informaţie.
Aynı şey bilginin tüketimi için de geçerli.A to isté platí aj pri informáciách.