O benim bildiğimin on katı kadar çok İngilizce kelime biliyor.He knows ten times as many English words as me.
Hiçbir kayıp bildirilmedi.No casualties were reported.
Eğer yardımıma ihtiyacın olursa sadece bana bildir.If you ever need my help, just let me know.
Eğer benim bildiğimi bilseydin bu kadar ilgisiz olmazdın.If you knew what I knew, you wouldn't be so complacent.
Hiçbir şikayet bildirilmedi.No complaints have been reported.
Kurbanın adı bildirilmedi.The victim's name hasn't been released.
Hiçbir ciddi yaralanma bildirilmedi.No serious injuries have been reported.
Ben baskılayıcı bir kişi olarak bildirildim.I've been declared a suppressive person.
Çoklu yaralanmalar bildirildi.Multiple injuries have been reported.
Bildiğim kadarıyla bu kitap Japoncaya çevrilmedi.As far as I know, this book has never been translated into Japanese.
Birkaç yaralanma bildirildi.Several injuries have been reported.
Onu bildiğime memnun oldum.I'm glad to know that.
Başka can kaybı bildirilmedi.No other casualties were reported.
Tom Mary'ye bildirecek.Tom will notify Mary.
Gerçeği bildiğine memnun oldum.I'm glad you know the truth.
Biz yaşlanırken bildiğimizi okuruz.As we age, we become set in our ways.
Tom'un nerede olduğunu bildiğimizi düşünüyoruz.We think we know where Tom has been.
Tom senin bildiğini biliyor.Tom knows that you know.
Tom Mary'nin nasıl hissettiğini bildiğini söyledi.Tom said he knew how Mary felt.
"Eğer fikrini değiştirirsen bana bildir." "Bildireceğim.""Let me know if you change your mind." "Will do."
Tom'un ne yapması gerektiğini bildiğinden emin olmak zorundayız.We have to make sure Tom knows what he's supposed to do.
Tamam olduğunda bana bildir.Let me know when it's done.
Geri bildirimini dört gözle bekliyoruz.We look forward to your feedback.
Yardımıma ihtiyacın olursa bana bildir.Let me know if you need my help.
Herhangi bir yardıma ihtiyacın olursa bana bildir.Let me know if you need any help.
İnsanlara ne yapmaları gerektiğini bildirmeliyiz.We have to let people know what they need to do.
Tom'u bulacağım ve ona bildireceğim.I'll find Tom and let him know.
Tom'un Mary hakkında bildiği tüm şey buydu.That was all Tom knew about Mary.
Onun ne anlama geldiğini bildiğini bilmiyorum.I don't know what that meant.
Bildiğim kadarıyla, o hiç olmadı.She never said that, as far as I know.
Tom'un ne yapması gerektiğini bildiğinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom knows what he's supposed to do.
Geri bildirimini dinlemek için sabırsızlanıyorum.I look forward to hearing your feedback.
Henüz Tom'un bildiğinden emin değilim.I'm not sure that Tom knows yet.
Herkesin ne yapacağını bildiğini sanmıyorum.I don't think everyone knows what to do.
Bildiriler yanlış bilgi içeriyordu.The papers contained false information.
Lütfen bana iyi olduğunuzu bildirin.Please let me know that you're OK.
Birinin cevapları bildiğini biliyorum.I know somebody knows the answers.
İnsanlardan geri bildirim almak istiyoruz.We want to get people's feedback.
Bildiğimiz şeyle başlayalım.Let's start with what we do know.
Tom hemen suçu bildirdi.Tom immediately reported the crime.
Bildiğim kadarıyla, Tom haklı olabilirdi.For all I know, Tom could be right.
Henüz kimsenin bildiğini sanmıyorum.I don't think anybody knows yet.
Hiçbir önemli şiddet bildirilmedi.No major violence was reported.
Tom'un pazartesi günü kayıp olduğu bildirildi.Tom was reported missing Monday.
Tom, Mary'nin kayıp olduğunu bildirmedi.Tom didn't report Mary missing.
Soygun amaçlı birçok saldırı bildirilmiyor.Many muggings go unreported.
Onların bizi bildiklerini düşünüyoruz.We think that they know us.
Onların bizi bildiklerini sanıyoruz.We think that they know us.
Çalıntı bildirildi.It was reported stolen.
Bildiri istemiyorum.I don't want a handout.
Tom bildiğim başka herkesten daha yüksek sesle horluyor.Tom snores louder than anyone else I know.
Tom bildiği her şeyi polise anlattı.Tom told the police everything he knew.
Bildiğin her şeyi bana söyle.Tell me everything you know.
Tom'un onu nasıl bildiğini düşünüyorsun?How do you think Tom knew that?
Tom hemen hırsızlığı bildirdi.Tom immediately reported the theft.
Mesajınızı Tom'a bildireceğim.I'll relay your message to Tom.
Umurumda değil, bu yüzden bana bildirme.I don't care so don't inform me.
Otobüs şoförünü tur şirketine bildirdik.We've reported the bus driver to the tour company.
Tom'un yardım edeceğini nasıl bildin?How did you know Tom would help?
Tom'un burada olacağını nasıl bildiniz?How did you know Tom would be here?