Eğer uykun gelirse bana bildir.If you get sleepy, let me know.
Tom'un Mary'nin telefon numarasını bildiğine dair bir ihtimal olduğunu düşünüyor musun?Do you think there's any chance that Tom knows Mary's phone number?
Hiçbir tutuklama bildirilmedi.No arrests have been reported.
Ben senin geri bildirimini takdir ediyorum.I appreciate your feedback.
Ne hakkında konuştuğumu tamamen bildiğini düşünüyorum.I think you know exactly what I'm talking about.
Ne hakkında konuştuğumu tamamen bildiğinizi düşünüyorum.I think you know exactly what I'm talking about.
Bildiğim kelimelerin sayısı şaşırtıcı.The number of words I know is amazing.
Gümrük bildiriminiz, lütfen.Your customs declaration, please.
Tom'un ölüm bildirimi bugünkü gazetedeydi.Tom's death notice was in today's paper.
Tom bunu asla otoriteye bildirmedi.Tom never reported that to the authorities.
Tom, kız kardeşinin kayıp olduğunu bildirdi.Tom reported his sister missing.
Onun iyi olduğunu bildiğim için mutluyum.I'm happy to know she's well.
Sanırım onu sevmediğini Tom'a bildirmelisin.I think you should let Tom know that you don't like him.
Tom, zaten bildiğim için bana sebebini söylemek zorunda değildi.Tom didn't have to tell me why because I already knew.
Ne yaptığını bildiğine ikna olmuş değilim.I'm not convinced you know what you're doing.
Tom bunun hakkında benim bildiğim kadar çok bilmiyor.Tom doesn't know as much about this as I do.
Tom bana daha önce bildirmeliydi.Tom should've let me know earlier.
Tom'un Fransızca bildiğinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom knows French.
Herkes neyin geldiğini bildi.Everyone knew what was coming.
Tom ne bildiğimi bilmiyordu.Tom didn't know what I knew.
Bildiğim kadarıyla o tek mümkün çeviri.As far as I know, that's the only possible translation.
Tom Mary'nin sırrını bildiğini söyledi.Tom said he knows Mary's secret.
Hazır olduğunda bana bildir.Let me know when you'll be ready.
Bitirdiğinde bana bildir.Let me know when you've finished.
Tom bildiğim başka herkesten daha hızlı yüzebilir.Tom can swim faster than anyone else I know.
Bu bildiğin bir bölge mi?Is that an area you are familiar with?
Tom bildiğim en uzun adamdır.Tom is the tallest man I know.
Tom soygun hakkında bir şey bildiğini reddetti.Tom denied knowing anything about the robbery.
Hiç kimse onun bildiğinden daha iyi bilmiyor.Nobody knows that better than she does.
Daha fazlasına ihtiyacın varsa bana bildir.Let me know if you need more.
Yapabileceğim bir şey varsa bana bildir.Let me know if there's something I can do.
Tom onu sevdiğini Mary'ye bildirmeli.Tom should let Mary know that he likes her.
Onu bildiğini düşünüyorum.I think he knew that.
Onun yaklaşan partisi hakkında e-posta bildirimini aldım.I received an email notification of his upcoming party.
Sigara içme yasağı bildirimi dün restoranın dışında yayınlandı.Notification of the smoking ban was posted outside the restaurant yesterday.
Onu hepiniz bildiniz mi?Did you all know that?
Tom bildiri almadı.Tom didn't get the memo.
Tüm bildiğim şey gazetelerde okuduklarımdır.All I know is what I read in the papers.
Bunu nasıl bildin?How did you know this?
Bildiğim kadarıyla onların çocukları yok.They have no children, to the best of my knowledge.
Bana rapor edileni bildiriyorum.I am reporting what was reported to me.
O tür bilgiyi bildiremeyeceğimi biliyorsun.You know I can't give out that kind of information.
Bana zaten cevaplarını bildiğin soruları soruyorsun.You're asking me questions you already know the answers to.
Bildiğim her şeyi sana söyleyeceğim.I'll tell you everything I know.
Onların bir şey bildiğini düşünüyorum.I think they knew something.
Tom onu bildiğimizi biliyor.Tom knows we know it.
Tom bizim bildiğimizi biliyor.Tom knows that we know.
Birkaç dakika daha olacağını onlara bildirir misin?Could you let them know it will be a few more minutes?
Bildiğim her şeyi polise anlattım.I told the policeman everything I knew.
Bu akşamki küçük toplantımızı ona bildirdin mi?Did you let him know about our little get-together this evening?
Onlar hemen polise onun hakkında bildirdi.They immediately informed the police about it.
Tom'un ailesine bildirildi.Tom's family has been notified.
Onlara bildirmek zorunda olacağım.I will have to inform them.
Tom Mary'nin bildiğini düşünüyor.Tom thinks Mary knows.
Gelebilip gelemeyeceğini bize bildir.Let us know if you can come.
Onu yapabilip yapamayacağını bize bildir.Let us know if you can make it.
Eğer yorgunsan sadece bana bildir.If you're tired, just let me know.
Tom onun çaldığı parayı nereye sakladığını bildiğini söyledi.Tom said he knew where Mary had hidden the money she had stolen.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını bildiğini söyledi.Tom said he knew where Mary lived.
Onun hakkında patronuna bildirmek zorunda kalacaksın.You'll have to notify your boss about that.