bil ile cümle

bil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Umrumda bile değil.I don't give a shit.
İnsanların benim hakkımda ne dediğini bildiğimi düşünmüyor musun?Don't you think I know what people say about me?
Benim tartışmayı destekleyecek adil bir miktar bilimsel veriyi sıralayacağımI will marshal a fair amount of scientific data to support my argument.
Dilini biliyorum.I know your language.
Tavan arasında ne bulacağını kim bilir?Who knows what you'll find up in the attic?
Buradaki kişisel bilgisayar sistemi değiştiremediği için hiçbir şey yapılamaz.Because the personal computer here cannot change the system, nothing can be done.
Ben neler olduğunu bilmediğimi mi sanıyorsun?You think I don't know what's going on?
Biletimi kapıdaki adama gösterdim, sonra tiyatroya girdim.I showed my ticket to the man at the door, then entered the theater.
Ben avukatıma danıştıktan sonra sana kararımı bildireceğim.I'll let you know my decision after I have consulted my lawyer.
Dosyalarımıza giriş için FTP'nin nasıl kullanılacağına dair bilgileri ekledim.I have attached instructions on how to use FTP to access our files.
Onu bilseydim, sana söylerdim.If I had known about it, I would have told you.
Bilseydim, sana söylerdim.If I had known about it, I would have told you.
Amacının ne olduğunu bilmezsen, onu asla başaramazsın.If you don't know what your goal is, you'll never be able to achieve it.
İspiyoncu hakkında herhangi bir bilgi ifşa edemem.I cannot disclose any information about the informant.
Yaşamın kısa olduğunu biliyorum.I know that life is short.
Daha doğruyu bilmiyoruz.We don't know the truth yet.
Bir beyefendi nasıl banço çalacağını bilen ve bilmeyen biridir.A gentleman is someone who knows how to play the banjo and doesn't.
Başka biri onu yaptığında bile işi sevmiyorum.I do not like work even when someone else is doing it.
Hayatta başarılı olmak için iki şeye ihtiyacın var: bilgisizlik ve güven.To succeed in life, you need two things: ignorance and confidence.
Doğru, daha ayakkabılarını giyememişken; yalan, dünyanın öbür ucuna gitmiştir bile.A lie can travel halfway around the world while the truth is putting on its shoes.
Almanya'yı harita üzerinde saptayamıyorum bile! Utanıyorum!I'm not even capable of pinpointing Germany on a map! I'm ashamed!
Her şey için görgü kuralı vardır, hatta bir seks partisinin bile.There's proper etiquette for everything, even an orgy.
Bunu bilmiyordum.I did not know this.
Birkaç adam kaç yaşında olduğunu biliyor.Few men know how to be old.
Bilgisayarımı almak için yüz dolar ödemek zorunda kaldım.To buy my computer, I had to pay €100.
Bir boksörün nakavt edildikten on dakika sonra bilinci yerine geldi.A boxer regained his consciousness ten minutes after he was knocked-out.
Andy'yi arıyorum. Nerede olduğunu biliyor musun?I'm looking for Andy. Do you know where he is?
Bill, kapıyı aç.Bill, open the door.
Bu civarda herkes onun adını biliyor.Everyone around here knows his name.
İngilizcenin yanı sıra iki dil bilmekte.He speaks two languages besides English.
Bizim için herhangi bir geri bildiriminiz var mı?Do you have any feedback for us?
Sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki nereden başlayacağımı bilmiyorum.I have so many things to tell you that I don't know where to start.
Dilbilim dili tanımlamayı amaçlayan bilim dalıdır.Linguistics is the discipline which aims to describe language.
Herkes Jessie'nin senden hoşlandığını biliyor.Everyone knows that Jessie has a thing for you.
Radyo, kaza hakkında bilgi vermedi.The radio didn't inform about the accident.
Bilgisayarı onaramam.I'm not able to fix the computer.
Bilgisayarını doğru kullanmazsan, iyi çalışmaz.If you abuse your computer, it won't work well.
Raporuma bazı bilgiler eklemek istiyorum.I'd like to add some information to my report.
Fen bilgisinde iyi olmasına rağmen, Tom bir doktor olmak istemiyor.Tom doesn't want to be a doctor, although he's very good in science.
Nişanlarını ailelerine bildirdiler.They announced their engagement to the family.
Bu civarda iyi bir restoran biliyor musun?Do you know any good restaurants near here?
Tom bilgisayarın başında.Tom is at the computer.
Biyoloji birçok yaşam bilimlerini içerir.Biology includes many life sciences.
Kansere neyin sebep olduğunu bilmiyoruz.We don't know what causes cancer.
Bu iki bilgisayarı karşılaştır.Compare these two computers.
Bir bilgisayar elektroniği çok karmaşıktır.A computer's electronics are very complex.
Bu programı bilgisayarınıza kopyalayın.Copy this program on your computer.
Bilgisayarda hasar vardı.There was damage to the computer.
Bilgiyi bilgisayara girin.Enter the information into the computer.
Bir etnik dans biliyor musunuz?Do you know an ethnic dance?
Tom bilgisayarlarda oldukça deneyimlidir.Tom has a lot of experience in computers.
Bilim adamları deneyleri üzerinde çalıştı.The scientists worked on their experiment.
Dana etinin nasıl kıyılacağını biliyor musun?Do you know how to grind beef?
Tom'un bilgisayar sanayinde iyi bir işi var.Tom has a good job in the computer industry.
Mary dizüstü bilgisayarını her zaman yanında bulundurur.Mary keeps her laptop with her at all times.
Rusça bilmiyorum.I don't know Russian.
Tom çok şey bilir.Tom knows many things.
Onların planları hakkında bilgim yok.I have no knowledge about their plans.
Tom daha çok bilgi kazanmalı.Tom needs to gain more knowledge.
Profesör Johnson'ın matematik ile ilgili çok bilgisi vardır.Professor Johnson has a lot of knowledge about mathematics.

İlgili Sayfalar