bil ile cümle
bil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Çocukken bile iyi yüzebiliyordum.Even when I was a child, I was able to swim well.
O gerçeği bilemeyebilir.He is not able to know the truth.
Uçak biletimi nereden alabilirim?Where can I pick up my airplane ticket?
Bilgisayar çevirisi kullanma!Don't use computer translation.
Cevabı biliyor musun?Do you know the answer?
UFO'nun neye benzediğini gerçekten kimse bilmiyor.No one really knows what a UFO looks like.
İngilizce bilmiyorsun, değil mi?You don't speak English, do you?
Gelecekte ne olacağını hiç kimse bilmiyor.No one knows what'll happen in the future.
Benim babam bir defa bile yurt dışına çıkmadı.My father hasn't gone abroad even once.
Bir şeye ihtiyacın olursa, bana bildir.If you need anything, let me know.
Okumak için zamanım bile yok.I don't even have time to read.
Onun hakkında kesinlikle bir şey bilmiyorum.I know absolutely nothing about that.
Gökyüzünde tek bulut bile yok.There's not a cloud in the sky.
Nikolai'nin nereye gittiğini bilen biri var mı?Anyone know where Nikolai's gone off to?
O, dünyanın en büyük bilim adamlarından biri olarak kabul edilir.He's considered to be one of the greatest scientists in the world.
Bilime gelince, uygulama teoriden daha önemlidir.When it comes to science, practice is more important than theory.
Ağabeyim araba sürmeyi bilir.My older brother knows how to drive.
" Yardım için teşekkürler." " Lafı bile olmaz.""Thanks for the help." "Don't mention it."
Nakavttan on dakika sonra,boksör yeniden bilincini kazandı.Ten minutes after the knockout, the boxer regained consciousness.
Ben onun hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know a thing about her.
O neredeyse "bilmiyorum" dedi.She almost said "I don't know".
Onu biliyorum.I know that.
Senin öğretmen olduğunu biliyorum.I know that you're a teacher.
Yumurtaları sevmediğimi biliyorsun.You know that I don't like eggs.
Yumurta sevmediğimi bilirsin.You know that I don't like eggs.
Yumurta sevmediğimi biliyorsun.You know that I don't like eggs.
Yumurta sevmediğimi bilirsiniz.You know that I don't like eggs.
Yumurta sevmediğimi biliyorsunuz.You know that I don't like eggs.
Teknoloji hızla değişir demek bilinen gerçeği dile getirmektir.To say that technology changes rapidly is to utter a truism.
O çeşitli konular hakkında bilgili.He's knowledgable about a variety of subjects.
Bir bilgisayarı nasıl kullanacağını biliyor musun?Do you know how to use a computer?
Herkes ayın peynirden yapıldığını bilir.Everybody knows the moon is made of cheese.
Casuslar senin onların bilmesini istemediğin şeyleri bilmek için işlerini yaparlar.Spies make it their business to know things that you don't want them to know.
Bilgisayar korsanları bilgisayarlara izinsiz girerler.Hackers break into computers without permission.
Ben de bilmek istiyorum!I also want to know!
Bill, bu akşam beni ara.Bill, give me a call this evening.
Düşün ve kararını bana bildir.Think it over and let me know what you decide.
Bil bakalım kimle tanıştım bugün!Guess who I met today!
Bu makineyi kim icat ettiğini biliyor musun?Do you know who invented this machine?
Bu makineyi kim icat ettiğini biliyor musunuz?Do you know who invented this machine?
Sana gerekli tüm bilgiyi temin edeceğim.I will provide you all the necessary information.
Size gerekli tüm bilgiyi sağlayacağım.I will provide you all the necessary information.
Eğer Katsumi kendi bildiğini okumazsa derhal sinirlenir.If Katsumi doesn't get his own way, he gets angry right away.
Tokyo'da yaşadığım için o şehri oldukça iyi biliyorum.Since I lived in Tokyo, I know that city pretty well.
Kararımı bildirmek için ona bir mektup gönderdim.I sent him a letter to let him know my decision.
O nasıl araba süreceğini biliyor.He knows how to drive a car.
Bu bilet üç gün boyunca geçerlidir.This ticket is valid for three days.
Yaklaşık olarak kaç tane İngilizce kelime biliyorsun?About how many English words do you know?
Zamanım olacak mı bilmiyorum.I don't know if I'll have time.
Birisi onu bilir.Somebody knows that.
Hiç kimse içyüzünü bilmiyor.No one knows the inside story.
Dima " Bekle," "Ben, bana biraz borç verebilecek birini biliyorum." dedi."Hold on," Dima said, taking out his phone. "I know someone who could lend me some money."
Doğa bilimleri sosyal bilimlerden daha zordur.The natural sciences are harder than the social sciences.
Babam Bill ile çıkmama izin vermez.My dad won't let me go out with Bill.
Ben bir çocukken Doraemon'u çok izledim. Ama bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum!I watched Doraemon a lot when I was a kid. But I had no idea he was so large!
Kestirme bir yol biliyorum.I know a shortcut.
O nasıl söylenir bilmiyorum.I don't know how to say it.
Burada kışın bile çok karımız olmaz.We don't have much snow here even in the winter.
Bu kitap o kadar kolay ki bir çocuk bile onu okuyabilir.This book is so easy that even a child can read it.
Gerçeği bilseydim, sana söylerdim.If I'd known the truth, I'd have told you.