bil ile cümle

bil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Senin gibi olmasa bile en azından biraz daha kibar olmayı deneyebilirsin.You could at least try to be a bit more polite, even though it's not like you.
Bu ders kitabının geri dönüştürülmüş kağıttan yapıldığını biliyorsun.You know this textbook is made of recycled paper.
Nereden bileyim ben?Search me.
Ben nereden bileyim?Search me.
Amanın, sen haklısın, ben onu hiç bilmiyordum.Oh my, you're right, I didn't know that at all.
Kömür katranının damıtılmasıyla elde edilen bileşenler aşağıda gösterildiği gibidir.The components obtained by distillation of coal tar are as shown below.
Japon kültürü hakkında bilgili olmak iyi bir şeydir.Being knowledgeable about Japanese culture is a good thing.
Bilim felsefesini hiç öğrenmedim, bu yüzden Caveilles hakkında da okumadım.I've never studied scientific philosophy, so I haven't read about Caveilles either.
.art dosyasının nasıl kullanılacağını bilmiyorum.I don't know how to use an art file (.art).
Ayrıca şirket bilgisi oturumundan sonra bile biz bazen şirket turları düzenleriz.Furthermore, even after the company information session, we sometimes hold company tours.
O, Amerika için çoğumuzun hayal bile edemeyeceği fedakarlıklara katlandı.He has endured sacrifices for America that most of us cannot begin to imagine.
Ve biz hükümetin her problemi çözemeyeceğini biliyoruz.And we know the government can't solve every problem.
Çoğu kişi bilgisayarların asla düşünemeyeceklerini düşünüyor.Most people think computers will never be able to think.
Gitmeden önce bilin.Know before going.
O, tatili sırasında bile asla çevrimiçi değil.She is never online, even during her vacation.
Ben bilmiyorum.I don't know.
Yakında gerçeği bileceğiz.We'll soon know the truth.
Bu sorunun cevabını biliyorsanız, lütfen bana söyleyin.If you know the answer to this question, please tell me.
Bill, ne olursa olsun ona itaat etmesi gerektiğini söylemedi.Bill did not say that she should obey him no matter what.
Bill ona ne olursa olsun ona itaat etmesi gerektiğini söylemedi.Bill did not say that she should obey him no matter what.
Bu, şimdi bile, gerçekleştirilmemiş bir rüyadır.This is, even now, an unrealized dream.
Uzak bilgisayarlarıma erişmek için sık sık SSH'ı kullanırım.I often use SSH to access my computers remotely.
Bir şey bilmiyorum.I don't know anything.
Bilal okula gitti.Bilal went to school.
Bilal bilgili bir kişidir.Bilal is a person of knowledge.
Bilal eğitimli.Bilal is educated.
Bilal Karam'dan daha uzundur.Bilal is taller than Karam.
Onu ilk adından biliyorum.I know him by his first name.
Onun partiye gelip gelmediğini biliyor musun?Do you know if he's coming to the party?
O sağ ve sol arasındaki farkı bilmiyor.He does not know the difference between right and left.
Bir bilgisayarın var mı?Do you own a computer?
Sen bu TV'yi nasıl tamir edeceğini bilir misin?Do you know how to fix this TV?
Bill sık sık verdiği sözleri tutmaz.Bill often breaks his promises.
O şarkıyı bilmiyordum.I didn't know that song.
Bugün yapılan çoğu bilgisayar çok çekirdekli işlemcilerle donatılmıştır.Most computers made today are equipped with multi-core processors.
Onların adını kimse bilmiyor.No one knows their name.
Ben bütün bunların yalnızca bir oyun olduğunu biliyorum.I know that all of this is just a game.
Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.I don't know how to thank you.
Ben yarını bilmeliyim.I need to know tomorrow.
Bilgisayarlar karmaşık makinelerdir.Computers are complicated machines.
O, kötü bir şey yapsa bile, onu asla kabul etmeyecektir.Even if he does something bad, he'll never admit it.
Onun Kanada'da doğduğunu biliyoruz.We know that she was born in Canada.
O adam genç kızın bileğini yakaladı.That man grabbed the young girl's wrist.
Onun çok iyi bilinen bir aktris olduğu söylenilmektedir.It's said that she's a well-known actress.
Bill, babasının çok sigara içtiği gerçeğini sevmez.Bill doesn't like the fact that his father smokes a lot.
Bill babasının çok sigara içmesinden hoşlanmaz.Bill doesn't like the fact that his father smokes a lot.
Bill, babasının aşırı derecede sigara içmesinden nefret ediyor.Bill hates that his father smokes heavily.
Mary ona ne söyleyeceğini bilmiyor.Mary doesn't know what to say to him.
Onun biletleri almasının zor olacağını düşündüm.I thought it would be difficult for her to get the tickets.
İlk başta yeni işini nasıl yapacağını bilmiyordu.At first he didn't know how to do his new job.
Aşkın üzüntüsünü bilmeyenler ondan bahsetmeyebilir.Those who do not know the sadness of love may not speak of it.
Onun nereye kaçtığını kimse bilmiyor.Nobody knows where he has escaped to.
Onun nereye gittiğini kimse bilmiyor.Nobody knows where he has gone.
Onun sırrı bildiğine dair bir izlenimim var.I have a feeling that he knows the secret.
Ben bilmiyorum ve o da bilmiyor.I don't know and neither does he.
Hangi gün geleceğini bilmiyorum.I don't know what day he'll come.
Her şeyi biliyorum.I know everything.
Onun orada olduğunu bilmiyordum.I didn't know that he was there.
Gelecek sefer onun ne zaman geleceğini bilmiyorum.I don't know when he'll come next time.
Ondan bir mektup bile almadım.I didn't receive even one letter from her.

İlgili Sayfalar