bil ile cümle
bil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Biz, başvurunuzun kabul edilmediğini üzülerek bildiririz.We regret that your application has not been accepted.
İşin çok iyi yapılmayacağını ben de biliyordum.I also know the job won't be very well done.
Benim iş arkadaşlarım bu numarayı bilir.My business acquaintances know this number.
Ofisimizi bilgisayarlarla donattık.We have equipped our office with computers.
Ben başından beri bunu biliyordum.I knew it all along.
Biliyorsun, altı çocuğumuz var.We've got six children, you know.
Bir çocuk bile bunu okuyabilir.Even a child can read this.
Bir çocuk bile doğru ile yanlışı ayırt edebilir.Even a child knows right from wrong.
Bir çocuk bile onu anlayabilir.Even a child can understand that.
Bir çocuk bile ona cevap verebilir.Even a child can answer it.
Bir çocuk bile onu yapabilir.Even a child can do it.
Bir çocuk bile farkı farkederdi.Even a child would notice the difference.
Çocuklar bile onu anlayabilir.Even children can understand it.
Çocuklarla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum.I don't know how to handle children.
Çocuklar herkesçe bilinen değil.Children are not admitted.
Onları yalnız bıraksan bile, çocuklar büyür.Children will grow even if you leave them alone.
Bir parmağını bile kaldırmazdı.He wouldn't even lift a finger.
Ne demek istediğimi biliyorsun.You know what I mean.
Şaşırdım, o, sözlüğü nasıl kullanacağını bilmiyordu.To my surprise, he didn't know how to use the dictionary.
Soruyu nasıl cevaplayacağımı bilmediğimde, o bana bir ipucu verdi.When I didn't know how to answer the question, he gave me a hint.
Kazanacağımı ya da kaybedeceğimi bilmiyorum.I don't know whether I will win or lose.
Üniversiteye gitmek isteyip istemediğimi bilmiyordum.I didn't know whether I wanted to go to university.
Bütün bildiklerimi sana söylesem, şaşırırsın.If I were to tell you all I know, you would be amazed.
Geçen hafta ayrıldığından başka bir şey bilmiyorum.I know nothing except that she left last week.
Geçen hafta gitmesinin dışında bir şey bilmiyorum.I know nothing except that she left last week.
Bildiğim kadarıyla, o iyi bir öğrenciydi.So far as I know, he used to be a good student.
Bildiğim kadarıyla, o çok iyi bir insan.As far as I know, she is a very good person.
Bildiğim kadarıyla, o iyi bir adam.He is, so far as I know, a good guy.
Bildiğim kadarıyla, o, şehirdeki en iyi doktorlardan biridir.As far as I know, he is one of the best doctors in town.
Bildiğim kadarıyla arabayla geliyor.As far as I know, he is coming by car.
Bildiğim kadarıyla, o, güvenilir bir kişidir.As far as I know, he is a reliable person.
O, doğrudan bana bildirecek.She will report directly to me.
Tokyo'da olduğumu bilseydi, beni ziyaret etmeye gelirdi.If only she had known I was in Tokyo, she would have come to visit me.
Japon olduğumu bilmiyorlar.They don't know that I'm Japanese.
Nerede olduğumuzu bilmek önemli.To know where we are is important.
İhtiyacımız olan bilgi çeşidi her zaman mevcut değil.The sort of information we need is not always available.
Bildiğimiz kadarıyla, dünya okyanusları olan tek gezegendir.As far as we know, the earth is the only planet to have oceans.
Hepimizin bir dünyanın insanları olduğumuzu biliyoruz.We know that we are all people of one world.
Daha sonra ne yapacağımızı bilmiyorduk.We didn't know what to do next.
Biz Kolomb'un 1492 yılında Amerika'yı ziyaret ettiğini biliyorduk.We knew that Columbus visited America in 1492.
Kuralları bilmemiz gerekiyor.We are supposed to know the rules.
Biz onu başından beri biliyorduk.We knew it all along.
Allah elimizden gelen her şeyi yaptığımızı biliyor.Heaven knows we've done everything we can.
Biz ne yapacağımızı bilmiyorduk.We didn't know what to do.
Hangi otobüse bineceğimizi bilmiyorduk.We didn't know which bus to take.
Henüz gerçeği bilmiyoruz.We have yet to know the truth.
Hepimiz gerçeği bilmek için istekliyiz.We are all eager to know the truth.
Bir tek kelimesini bile kaçırmamak için dikkatlice dinledik.We listened carefully in order not to miss a single word.
Trafik sıkışıklığını nasıl aşacağımızı biliyoruz.We know how to get around traffic congestion.
Bilgeliği yaşla kazanırız.We gain wisdom with age.
Mümkün olduğu kadar çok bilgi almalıyız.We have to get as much information as possible.
Suyun 100 derece kaynadığını biliyoruz.We know that water boils at 100 degrees.
Uçak biletlerimizi iki ay önceden aldık.We bought our plane tickets two months in advance.
Ne biliyorsak onu konuştuk.We spoke what we know.
Bir pirinç tanesini bile harcamamamız gerekir.We shouldn't waste even one grain of rice.
Senin için yapabileceğim bir şey olursa, lütfen bana bildir.If there's anything I can do for you, please let me know.
Bildiğim kadarıyla onun doğru olduğunu düşünmüyorum.As far as I am concerned, I don't think it's true.
Lütfen, onun hakkında bildiklerini bana anlat.Please tell me what you know about it.
Sizin için yapabileceğim bir şey varsa, bana bildirmekten çekinmeyin.If there's anything I can do for you, don't hesitate to let me know.
Ne yapmak istediğini bilmiyorum.I don't know what you want to do.