bi ile cümle

bi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Biz ulaşımdan mahrum edildik.We were deprived of transportation.
Biz dönüşümlü olarak araba sürdük.We took turns with the driving.
Tahminlerimizde hata payı bıraktık.We left a margin for error in our estimates.
Biz birbirimizi terk etmeyeceğimiz konusunda bir pazarlık yaptık.We made a bargain that we wouldn't forsake each other.
Biz hayatın ileri dönemlerinde zengin ödüller kazanacağız.We will reap rich rewards later on in life.
Birbirimizle haberleşmeliyiz.We need to communicate with each other.
Birbirimizle haberleşmemiz gerekiyor.We need to communicate with each other.
Biz beş dakika kapıyı çaldık, ama nafile.We knocked at the door for five minutes, but in vain.
Biz dil vasıtasıyla iletişim kurarız.We communicate by means of language.
Biz ham madde ithal ederiz ve bitmiş ürünler ihraç ederiz.We import raw materials and export the finished products.
Biz ipek mallar alıp satarız.We deal in silk goods.
Biz köpekler, kediler, kuşlar ve bunun gibi şeylere sahip olabiliriz.We can have dogs, cats, birds, and so on.
Biz Pazartesi günü saat akşam 6'da buluşmak için anlaşma yaptık.We made arrangements to meet at 6 p.m. on Monday.
Biz asla anlaşamayacağız.We will never agree.
Sıkı bir savaş yaptık.We fought a hard battle.
Biz planımızdan vazgeçmek zorundaydık.We had to abandon our plan.
Biz deneyim ile öğreniriz.We learn by experience.
Biz silah azaltma konusunda onlarla anlaşmak istiyoruz.We hope to come to an accord with them about arms reduction.
Oğlunuzla ilgili iyi bir fikrimiz vardı.We had a good opinion of your son.
İlginç bir bilgiye sahibiz.We got an interesting piece of information.
Ortak bir sürü sempatimiz var.We have a lot of sympathies in common.
Biz tehlikede değiliz.We are free from danger.
Biz çevremizin etkisi altındayız.We are influenced by our environment.
Biz çevremiz tarafından etkileniyoruz.We are influenced by our environment.
Biz gözyaşlarına boğulduk.We were moved to tears.
Biz hepimiz fiyatların düşmesini istiyoruz.All of us want prices to decline.
Hepimiz onun böyle iyi bir adamı niye terk ettiğini merak ettik.We all wondered why she had dumped such a nice man.
Bir dereceye kadar, biz hepimiz ondan muzdaribiz.We all suffer from it to some degree.
Yabancı firmalardan kaynaklanan bir rekabetle karşı karşıyayız.We face competition from foreign suppliers.
Biz planımıza sadık kalmalıyız.We should stick to our plan.
Biz asla düşündüğümüz kadar çok mutlu, nede mutsuz değiliz.We are never so happy nor so unhappy as we imagine.
Biz bir şey yemeden saatlerce çalışmaya devam ettik.We kept on working for hours without eating anything.
Mümkün olan tüm yollarla bir savaşı önlemeliyiz.We must prevent a war by all possible means.
Yan sokaktaki küçük ve rahat bir evde yaşıyoruz.We live in a cozy little house in a side street.
Biz müzik eşliğinde dans ettik.We danced to the music.
Bir günde üç kez yemek yeriz.We have three meals a day.
Şiddetli bir krizle karşı karşıyayız.We are facing a violent crisis.
Giysiler giydiğimizden beri birbirimizi tanımıyoruz.Ever since we've been wearing clothes, we haven't known one another.
Biz tamamen galiptik.We were completely victorious.
Biz bugünün genç insanlarına vatanseverlik aşılamalıyız.We must instill patriotism into the young people of today.
Robin Hood efsanesi bize tanıdık.We are familiar with the legend of Robin Hood.
Laramie'ye birlikte geldik ve orada ayrıldık.We went together to Laramie, and there we parted.
Biz sık sık balığı çiğ yedik.We often eat fish raw.
Şartlar bizi toplantıyı ertelememiz için zorladı.Circumstances forced us to put off the meeting.
Parmağımızı bile kıpırdatmadan kazandık çünkü diğer rakipler zayıftı.We won hands down, because the other players were weak.
İleride başka bir gemi gördük.We saw another ship far ahead.
Paris'e uçtuk, orada bir hafta kaldık.We flew to Paris, where we stayed a week.
Biz New York'ta onlara rastladık.We came upon them in New York.
Bir yolunu bulup ormanı geçeceğiz.We will get through the jungle somehow.
Bizim fırtınalı bir zamanımız oldu.We had a rough time.
Biz tenis oynamaktan keyif aldık.We enjoyed playing tennis.
Biz çok uzağa gitmedik.We didn't go very far.
Gece için yol kenarı parkta yatacak bir yer bulduk.We bedded down at the roadside park for the night.
Biz sorunu tartıştık.We debated the problem.
Biz sorunu birkaç kez tartıştık ama boşuna.We have discussed the problem several times but to no avail.
Biz konuyu tartıştık.We discussed the matter.
Biz hırsızı ele geçirdik.We captured the thief.
Biz hasardan sorumluyuz.We are liable for the damage.
Aslında biz kazayı gördük.We actually saw the accident.
Biz dağa tırmandık ama zorlukla.We climbed up the mountain, but with difficulty.

İlgili Sayfalar