bi ile cümle
bi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yakışıklı olmak bir avantajdır.It's an advantage to be good-looking.
Küçük bir dere kayaların arasından akıyor.A small stream ran down among the rocks.
O, gözlükleri olmadan bir yarasa kadar kördür.Without his glasses, he is as blind as a bat.
Gözleri zayıf olan bir kişi uzağı göremez.A person with weak eyes can't see far.
Biz hâlâ kanser için etkili bir tedavi keşfetmek zorundayız.We have yet to discover an effective remedy for cancer.
Bir bilgi sayacı var mı?Is there an information counter?
Bir gümrük beyanı gereklidir.A customs declaration is required.
Biz tarifeyi düşürmeyi umuyoruz.We hope to lower the tariff.
Sürekli yükselen fiyatların bir sonucu olarak sosyal huzursuzluk çıkabilir.Social unrest may come about as a result of the endless rising of prices.
Öğünler arasında yemek yemek kötü bir alışkanlıktır.Eating between meals is a bad habit.
O bir saç tarafından kurtarıldı.He was saved by a hair.
Yanlışlıkla ters yöne giden bir trene bindim.By mistake I boarded a train going in the opposite direction.
Eğer bir hata yaparsanız, sadece düzgün bir şekilde çiziniz.If you make a mistake, just cross it out neatly.
Bana yanlış bir sipariş gönderdiğini düşünüyorum.I think you have sent me a wrong order.
Ben bir hata yapmış olmalıyım.I must have made a mistake.
Ben yanlışlıkla başka birinin odasına girdim.I entered someone else's room by mistake.
Hatalarını fark etmek onun sadece birkaç dakikasını aldı.It took him only a few minutes to realize his mistakes.
Bu yaygın bir hatadır.It's a common mistake.
O yaygın bir hata.It's a common mistake.
Bir hata yapıldı.An error was made.
Bir hata var gibi görünüyor.There appears to have been a mistake.
Senden bizi zamanında uyandırmanı bekliyoruz bu yüzden uykuya dalma.We're counting on you to wake us up in time, so don't fall asleep.
Bizim oraya zamanında varabileceğimizi düşünüyor musun?Do you think we can get there in time?
Dönme dolaba binmek benim en sevdiğim şeydir.What I like best is going on Ferris wheels.
Bütün turistler gemiye bindiler mi?Have the tourists all gone on board?
Turist danışma merkezi isteyen herkese bir şehir haritası verdi.The tourist information center gave a city map to whoever asked it.
Bir gezi için vize almak istiyorum.I want to get a sightseeing visa.
Turist otobüsü uzun bir tünelden geçti.The sightseeing bus ran through a long tunnel.
Müsait bir tur rehberi var mı?Is there a tour guide available?
Turizm birçok yeni iş üretti.Tourism generated many new jobs.
Bir yer bulmanın kolay olacağına eminim.I'm sure it'll be easy to find a place.
İnsanlar basit deneyimlerle birçok hatadan kaçınabilirlerdi.People could have avoided many mistakes by simple experiments.
Kısa ve öz bir açıklamaya ihtiyacım var.I need a concise explanation.
Bir karyolayı nasıl kuracağımı bana gösterir misin?Will you show me how to set up a cot?
Hemşire bana bir iğne yaptı.The nurse gave me a shot.
Hiç bir hemşire olmayı düşündün mü?Have you ever thought of becoming a nurse?
Bir hemşire beyaz giyer.A nurse wears white.
Bir hemşire ateşimi ölçtü.A nurse took my temperature.
Müdür ona bir kupa verdi.The manager bestowed a trophy on him.
Tatlı bir şey istiyorum.I want something sweet.
Çevre kirliliği ile nasıl uğraşacağın ciddi bir konudur.How to deal with environmental pollution is a serious matter.
Lütfen bana biraz kanji öğret.Teach me some kanji, please.
Ben teşekkürlerimi nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum.I don't know how to express my thanks.
Minnettarlığımın bir ifadesi olarak bunu size sunabilir miyim?May I present this to you in token of my appreciation?
Doktor hastanın sadece birkaç günlük ömrü olduğunu vurguladı.The doctor emphasized that the patient had only a few days.
Hasta ümitsiz bir hasta.The patient is sick beyond all hope.
Hastanın iyileşeceğine dair kesin bir şey söyleyemem.I cannot say for certain that the patient will recover.
Eğer saman yanarsa, gerçek bir felaket olur.If the hay caught fire, it would be a real disaster.
Biz samanı samanlıkta depoladık.We stored the hay in the barn.
Henüz mükemmel bir kocayla karşılaşmadım.I have yet to find a perfect husband.
Herhangi bir toplumun efsanelerinden tamamen vazgeçebilmesi olası görünmüyor.It seems unlikely that any society could completely dispense with myths.
O, artık mükemmel bir daire gibi görünmüyor.It no longer seems to be a perfect circle.
İngilizcede akıcılık bir zorunluluktur.Fluency in English is a must.
Bana bir mola verin.Give me a break.
Biz ayrı hesaplar istiyoruz.We'd like separate checks.
Faturamda bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum.I think there's a mistake in my bill.
Sanırım faturamda bir hata var.I think there's a mistake in my bill.
Tüm faturalar bilgisayarlar tarafından düzenlenir.The bills are all done by computers.
Bir soğuk hava dalgası Avrupa'yı vurdu.A cold spell gripped Europe.
Bir soğuk hava dalgası Japonya üzerinden geçti.A cold wave passed over Japan.