Ana içeriğe geç
Sözlük

besler ile cümle

besler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yavrular kendilerini beslerler.The young feed themselves.
Tyreese, Judith'i beslerken Lizzie, yakınlardaki bir ağaç kütüğünün üzerinde oturmaktadır.Tyreese feeds Judith, while Lizzie sits on a nearby log, home to three baby bunnies.
Bu su, hem mandırayı hem de oradaki bahçeleri beslerdi.Certainly it is as if he removes the flow from that River and from that Garden.
Her iki ebeveyn sonra yavruları beslerler.Both parents then feed the chicks.
Ayrıca tenar çıkıntının kaslarını da besler.It also houses the relics of Dorje Rinchen.
Yaklaşık 118 akarsu ve dereler, gölü besler.Today, 183 homes and cottages border the lake.
Bu sinirleri dimağ, murdar ilik yardımiyle besler.""정다빈 등 아역스타 불우이웃돕기 나서".
Ayrıca Faith'e karşı romantik hisler besler.He also has romantic feelings for Zapata.
Erginleri larvalarını pup dönemine girene kadar besler.The tadpoles will reside in the pouch until they have morphed.
Şeytan benzeri oniden daha akıllıdır ve insanlara daha az kötülük besler.Men are more ashamed now of good deeds than of evil ones.
Vardvan sabırla kendisine güvenileceği umudunu besler.Karan agrees to patiently wait for her.
Yani bunların hepsi birbirini besler.So this all feeds in together.
Yumurtlar, larvaları besler-- karıncalar önce yumurta olarak başlayıp sonra larvaya dönüşürler.She lays eggs, she feeds the larvae -- so an ant starts as an egg, then it's a larva.
Larvaları kendi yağ kaynaklarından kusmuğu ile besler.She feeds the larvae by regurgitating from her fat reserves.
Yiyecekleri geri getirirler ve larvaları beslerler.They bring it back and feed it to the larvae.
Bir şehri nasıl beslersiniz?How do you feed a city?
Peki bunun gibi bir şehir kendini nasıl besler?So how did a city like this feed itself?
Bu yönetim fransız ihtilâli hükümeti beşler heyeti diye adlandırılmıştır.So the executive is called the Directory.
Vücudumuz kalp hücrelerini onlara bol miktarda kan sağlayarak besler.Nature feeds the heart cells in your body with a very, very dense blood supply.
Bu kuşlar, yavrularını kış güvesi tırtılları ile besler.The birds prefer to feed their chicks winter moth caterpillars.
Ve bu çocukları kötü gıdayla beslerseniz, onlara bunu öğretirsiniz.And when you feed these kids bad food, that's what they're learning.
Cildinizi besler, korur ve dengeler.It leaves your skin feeling, nourished, protected and balanced.
Geçmişle ilgili daha olumlu hisler beslersek, yeni bir norm oluşur.And if we can maintain the more positive feelings about the past, that becomes the new norm.
Sen beni salak mý sandýn? Kýzýllarý besler miyiz sence? Bu çorba zehirli!Ao invés de vagar pelos bares, com sua batina... ...atacando a Igreja, a qual pertence.
İnce çizgileri ve kırşıklıkları düzleştirir, besler ve yumuşatır.It plumps, hydrates and smoothes fine lines and wrinkles and is ideal for non-sensitive skin.
Kendisinden korkanları besler, Antlaşmasını sonsuza dek anımsar.He has given food to those who fear him. He always remembers his covenant.
Doğru kişinin sözleri birçoklarını besler, Ahmaklarsa sağduyu yoksunluğundan ölür.The lips of the righteous feed many, but the foolish die for lack of understanding.
Ne besler ve ne doyurur, açlığı defeder.Neither nourishing nor banishing hunger.
O ise ne besler ne de açlığı giderir.Neither nourishing nor banishing hunger.
O da ne besler, ne de açlığı giderir.Neither nourishing nor banishing hunger.
Ne besler, ne de açlığı giderir.Neither nourishing nor banishing hunger.
Nice canlı var ki rızkını taşıyamaz, onları da sizi de Allah besler.How many a beast that bears not its own provision, but God provides for it and you!
Davarlarda da sizin için ibretler vardır. Onların içinden çıkan sütle sizi besleriz.And verily in the cattle for you is a lesson.
Onların içinden çıkan sütle sizi besleriz.In the cattle there is indeed a lesson for you.
Onların içinden çıkan sütle sizi besleriz. Daha onlarda sizin için nice faydalar bulunur.We provide you with drink from their bellies and many other benefits.
“Genellikle tarihi filmler, içerisinde bulunduğu ülkenin milliyetçi duygularını besler."Usually, historical movies feed nationalistic feelings in any given country.
Son olarak, kortizol vücudu ağır stres zamanlarında yakıtla besler.[19]Lastly, cortisol supplies the body with fuel in times of heavy stress.[19]
Bu arterden çıkan bazı dallar dördüncü ventrikülün koroid pleksusunu besler.Branches from this artery supply the choroid plexus of the fourth ventricle.
Ayrıca, izolasyonu nedeniyle birçok nadir bitki ve hayvan türünü besler. [1] [2]Also, because of its isolation, it nurtures many rare plants and animal species.[6][7]
Kaka çifti birbirini beslerkenKaka pair feeding each other via regurgitation
Bu sırada Ryce, onu öptükten sonra sınıf arkadaşı Taylor Devereaux'ya karşı güçlü duygular besler.Meanwhile, Ryce develops strong feelings for her classmate, Taylor Devereaux, after he kisses her.
Devamında Río Limache gibi birkaç daha küçük akarsu Aconcagua Nehri'ni besler.Im weiteren Verlauf speisen den Río Aconcagua noch einige kleinere Zuflüsse, wie der Río Limache.
45.000 insan burada balıkçılık yaparken 1 milyon insanı bu şekilde beslerler.Ungefähr 45.000 Menschen leben von der Fischerei und ernähren damit rund eine Million Menschen.
Yavrular kendilerini beslerler.Die Larven ernähren sich von Pilzen.
FreeBSD'nin PRNG'si(Fortuna) düzenli olarak besler ama entropiyi hesaplama konusunda girişimde bulunmaz.Crosbys Oberstimme ist geschmackvoll und driftet nie in Pathos ab.
12-16 gün boyunca kulaçkaya yatar ve bu süre boyunca erkek onu yuvada besler.Das Weibchen bebrütet sie 16–20 Tage, während der es vom Männchen gefüttert wird.
Bir kısmını yer, geri kalanıyla Ian'ı besler ve adam Cate'e teşekkür eder.Cate kommt am Ende mit Essen zurück und füttert den hilflosen Ian.
Bir kartal baykuşu besler.Elefant macht die Mücke.
Ana kuş bu yavruları birkaç hafta daha besler sonrasında genç kuşlar kendi başlarının çaresine bakar.Danach versorgen die beiden Alt Vögel das Junge noch mehrere Wochen weiter.
Rex'e büyük bir düşmanlık besler.Secrètement, elle éprouve une sorte d'attirance pour Rex.
Yavrularını tüyleri çıkana kadar, yaklaşık 7 hafta beslerler.Récolter environ sept semaines après le semis.
Bu damarlar içerisinde en önemlisi LAD, kalbin neredeyse üçte ikisini besler.Le tiers d'entre elles sont obtenues en haltérophilie dont presque les deux tiers de ses médailles d'or.
Bu dizi Afacan Beşler serisinin yeniden uyarlanmış halidir.Par ailleurs, il est à cinq reprises capitaine de la sélection espoirs.
Yavrular kendilerini beslerler.Los jóvenes se alimentan por sí mismos.
Her iki ebeveyn sonra yavruları beslerler.Ambos padres los alimentan luego.
Ayrıca Faith'e karşı romantik hisler besler.Él también tiene sentimientos románticos por Zoe.
Oğlanı bir aslan alıp besler.Para ello, necesita devorar a un león.
Normal zamanlarda ise nehir sızıntılarla gölü besler.En algunas ocasiones, el lago libera agua en el río.
Üçler, beşler, yediler...Cinco, cinco, cinco.
Yeniçeri hasekileri, padişahla birlikte ava çıkarlardı ve av köpeği beslerlerdi.Un grupo de españoles decidió irse de caza llevando consigo unos perros de presa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod