benim ile cümle
benim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Benim en ilginç Kanadalı arkadaşım Tom'dur.My most interesting Canadian friend is Tom.
Eğer Tom ödevini bitirdikten sonra TV izlerse benim için sakıncası yok.It's OK with me if Tom watches television after he finishes his homework.
Benim dün parkta gördüğüm kesinlikle Tom'du.It was definitely Tom that I saw yesterday in the park.
Tom'un gelip gelmemesi benim için farketmez.It doesn't make any difference to me whether Tom comes or not.
Tom'un benimle ilgili ne düşündüğünü merak ediyorum.I wonder what Tom thinks of me.
Sen Tom'un benim genç kız kardeşimle randevulaşacağını düşünüyor musun?Do you think Tom would consider dating my younger sister?
Tom benim Mary'ye biraz para verdiğimi gördü.Tom saw me give Mary some money.
Eskiden konser verdiğimde Tom ve Mary arkada benim yedek şarkıcılarımdı.Tom and Mary were my backup singers back when I used to perform.
Tom ve Mary her ikisi de benim meslektaşlarım.Tom and Mary are both colleagues of mine.
Hem Tom hem de Mary benim meslektaşlarım.Tom and Mary are both colleagues of mine.
Tom Mary'nin fikrini benimsedi.Tom adopted Mary's idea.
Mary'nin benimle evlenmesini istemek için kararımı verdim.I've made up my mind to ask Mary to marry me.
Açıkçası, Mary'nin benimle öğle yemeği yemesini istemeye güvenim yoktu.Frankly, I didn't have the confidence to ask Mary to have lunch with me.
Benim doğum günümü kutlamanı istemiyorum.I don't want to celebrate my birthday.
Benim ablam nişanlandı.My older sister got engaged.
Benim aspirine, penisiline ve sulfamidlere alerjim var.I'm allergic to aspirin, penicillin, and sulfamides.
Benimle birlikte pikniğe gitmek istiyor musunuz?Do you want to go on a picnic with me?
Barmen, benim bir içkiye ihtiyacım var.Barman, I need a drink.
Benim çok eğitimli annem az önce bize dokuz gezegeni gösterdi.My very educated mother just showed us nine planets.
Tam benim yeni spor arabamın arkasında park edilmiş eski bir külüstür vardı.There was an old clunker parked just behind my new sports car.
O, benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanıyor.He earns three times as much as I do.
Benimle birlikte konsere gitmeyecek misin?Won't you go to the concert with me?
Benim içgüdüsel hissim Tom'un yarın gelmeyeceğidir.My gut feeling is that Tom won't show up tomorrow.
Benim köyümde, bir dere üzerinde küçük, dar bir yaya köprüsü vardır.In my village, there is a small, narrow footbridge over a brook.
Benim hakkımda ne anlamak istiyorsun?What did you want to see me about?
Benimle ne hakkında konuşmak istiyordun?What did you want to talk to me about?
Bunlara karnım tok benim.I don't buy that.
Kesinlikle benim bir ilgim yok.I have absolutely nothing to do.
Benimle konuşmak istemediği açık.It's clear that he doesn't want to talk to me.
Otobüs süren adam benim iyi bir arkadaşım.The man driving the bus is a good friend of mine.
Benim iki İngilizce kitabım var.I have two English books.
Benim ülkemde yaz mevsimi erken başlar.Summer begins early in my country.
Benim yemek neredeyse ben mutfağa gelmeden yanmış.My cooking had almost burnt by the time I came to the kitchen.
Benim profesör kamu için yazılan bilim kitaplarını küçümsüyor.My professor sneers at science books for the general public.
Aşağı yukarı benimle aynı boyda.She is about as tall as me.
Benim bir gün izne ihtiyacım var.I need a day off.
Onlar benim!They are mine!
O, benim hatam değildi.It wasn't my fault.
O, benim hatam değil.That is not my fault.
Benim hatam değildi.It wasn't my fault.
Gerçekten benimle konuşmak istiyorsan, şimdi ya da asla.If you really want to speak to me, it's now or never.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.As long as you're talking to me, it's fine, but as soon as you stop, I get hungry.
Ah! Bugün benim günüm.Oh! Today is my day.
Benim çok param yok ama bir şekilde geçiniyorum.I don't have a lot of money, but I get along somehow.
Artık benimle konuşma.Don't talk to me anymore.
Benim karaciğerim ağır biçimde hasar görmüştür.My liver is heavily damaged.
Onun planı benimkinden daha iyi görünüyor.Her plan seems to be better than mine.
Düşük kalorili bir diyet benimsemek yaşam sürenizi artıracaktır.Adopting a low calorie diet will increase your lifespan.
Benim yanıma oturdu.He sat next to me.
Benim davranışım çok tuhaftı.My behaviour was very strange.
Onlar bütün gece odada benimle kaldılar.They stayed with me in the room all night.
Büyükbabam bunu benim için aldı.Grandpa bought this for me.
Benim horladığımı bilmelisin.You must know that I snore.
Senin hayat felsefen benimkinden farklı.Your philosophy of life is different than mine.
Yeşil, benim en sevdiğim renktir.Green is my favorite color.
Masadaki para benim değil.The money on the table isn't mine.
Birçok insan bu konuda benim hissettiğim gibi aynı şekilde hissediyor.A lot of people feel the same way about this as I do.
Benim seninle birlikte gitmemi istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want me to go with you?
Tom komitenin onun önerisini benimseyeceğini umuyordu.Tom was hoping the committee would adopt his proposal.
Tom'un benim için torpili var gibi görünüyor.Tom seems to have it in for me.