Hizmetçi benim yatağımı yaptı.The maid made my bed.
Benim çok param var.I have a lot of money.
Teyzem benim başarımdan memnundu.My aunt was pleased with my success.
Affedersiniz ama o kutuyu benim için kaldırabilir misin?Excuse me but, would you kindly lift that box for me?
Büyük babam benim beş katım kadar yaşlıdır.My grandfather is five times as old as I am.
Aslında benimle ilk kez karşılaştığında ne düşündün?What did you think when you actually met me for the first time?
Benim patronum bugün çok neşeli.My boss is very cheerful today.
Benim takımım seninkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.I'll eat my hat if, by some chance, my team loses to yours.
Benim takımım sizinkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.I'll eat my hat if, by some chance, my team loses to yours.
Benim yerime uğramayacak mısın?Won't you come over to my place?
Benimle böyle konuşmaya nasıl cesaret edersin!How dare you speak to me like that!
Benimle bir beyzbol maçı seyretmeye gitmeyecek misin?Won't you go and see a baseball game with me?
Yalnızca benimle gitmek zorundasın.You have only to go with me.
Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.It is not my intent to hurt you in any way.
Benim iyi bir fikrim var.I've got a good idea.
Böyle bir hata yapmak benim aptallığımdı.It was stupid of me to make such a mistake.
Onlar benim kız kardeşimin kitaplarıdır.Those are my sister's books.
Şu kitaplar benim.Those are my books.
Onlar benim CD'lerim.Those are my CDs.
O benim bir resmim mi?Is that a picture of me?
O benim kız kardeşimin kamerası.That is my sister's camera.
Bu benim köpeğim.This is my dog.
Bu benim köpeğimdir.This is my dog.
O benim hatamdı.That was my mistake.
O benim kalemim değildir.That is not my pen.
O benim paltom.That is my overcoat.
O benim doğduğum evdir.That is the house where I was born.
O, benim sahip olduğum bisikletle aynıdır.That is the same bicycle as I have.
O, benim iyi tanıdığım kızdır.That is the girl whom I know well.
O benimki.That is mine.
Şu benim okulum.That is my school.
Yeni çevreyi benimsemelisin.You must assimilate into new surroundings.
Amerika'da, benim programım hemen hemen her gün farklı ve benzersizdir.In America, my schedule is different and unique nearly every day.
Amerikalı bir öğrenci benim evin yanında yaşıyor.A student from America lives near my house.
O kahverengi olan da benimki.That brown one is mine, too.
O üniversite benim ilk tercihimdi.That university was my first choice.
O büyük olan da benimki.That big one is also mine.
O mavi olanda benimdir.That blue one is also mine.
O, benim her hareketimi izliyor.He is watching my every move.
O benim hakkımda titizdi.He was critical of me.
Onlar benim yaşlı bir kadın olduğumu söylüyorlar.They say that I'm an old woman.
O doğrudan benim üstümdedir.He is directly above me.
Şu küçük kız benim kız kardeşimin arkadaşıdır.That little girl is my sister's friend.
Şu küçük olan da benimki.That small one is also mine.
O araba benimki.That car is mine.
O, o zaman benim tavsiyemi alsaydı, şimdi zengin bir adam olurdu.If he had taken my advice then, he would be a rich man now.
Şu siyah olan benim.That black one is mine.
O çanta benim.That bag is mine.
Onlar o okulda yeni bir İngilizce öğretme metodu benimsedi.They adopted a new method of teaching English in that school.
O güzel kız benim kız kardeşim.That pretty girl is my sister.
Benim için şu çantaları arabaya koyar mısınız?Could you put those bags in the car for me?
Size yardım etmek benim görevim.It's my duty to help you.
İşittiğime göre benimle aynı fikirde olacaksın.I gather you'll agree with me.
Şimdilik benimle kalabilirsin.You may stay with me for the time being.
Sen benimdin.You were mine.
Sen benim sözlüğümü kullanabilirsin.You may use my dictionary.
Benim fikrime itiraz ediyor musun?Do you object to my idea?
Sen benim dilimi konuşuyorsun.You speak my language.
Sen benim pantolonumu ne yaptın?What did you do with my pants?
Benim kameramı gördünüz mü?Did you see my camera?