Bencil olanlar veya fedakâr olamayanlar ne yaparlarsa yapsınlar aydın olamazlar.그러나 그 행위로 인하여 이익을 받은 자나 전득한 자가 그 행위 또는 전득 당시에 채권자를 해함을 알지 못한 경우에는 그러하지 아니하다.
Oyunbozan bencil bir çocuk gibi davranır.평상시엔 천진난만한 소년의 모습을 하고 있다.
2 kız kardeşi vardır ve onlar da Bonnie gibi bencildirler.היו לו שתי אחיות והוא חונך כקתולי.
Bütün bu bencillikler ve yalanlar rahibin insanlığa olan inancını zayıflatır.Ove varke i laži uzdrmaju svećenikovu vjeru u humanost.
Bencildir ve zengindir.Također je i pohlepan i sebičan.
"Sen de hep bencildin."der Boone acı çekerek.Jako ga je preplašilo.", prisjeća se de Bont.
Bencil ve beceriksiz kişilerdir ve ayrıca salaklardır.Obojica imaju višak kilograma, nasilnici su, ali ujedno i glupi.
Bencil ve kendini beğenmişin tekidir.Je veľmi sebecký a egoistický.
Tabii ki onlar onun bencil olduğunu söyler.Izkažeta se kot egoistki.
Bencildir ve zengindir.Reveži in bogatini.
Kötü kalpli, bencil ve kimseye iyiliği dokunmayan biridir.Čia kenčia ištižėliai, egoistai, gyvenime nepadarę nieko gera ir nieko bloga.
Bencildir ve zengindir.Ta sai tuntuks ja jõukaks.
Görevi onun bencilce isteklerini yerine getirmektir.Seejuures on tähtis ületada oma egoistlikud instinktid.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Bene devo ammettere che ho avuto anche una ragione del tutto personale per costruire "Mathematica".
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Bueno, debo admitir, de hecho, que yo tenía una razón muy egoísta para construir Mathematica.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Eh bien, je dois admettre que, en fait, que j'avais aussi une raison très égoïste pour construire Mathematica.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Ei bine, trebuie să recunosc, de fapt, că am avut și un motiv foarte egoist pentru a concepe Mathematica.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Ik moet toegeven dat ik Mathematica ook uit eigenbelang heb gemaakt.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Muszę się jednak przyznać, że miałem bardzo egoistyczny powód by zrobić program Mathematica.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Nos, meg kell vallanom, hogy valójában volt egy nagyon önző célom is a Mathematica megépítésével.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Nun, ich muss zugeben, eigentlich hatte ich einen sehr egoistischen Grund, um Mathematica zu erschaffen.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Saya harus akui, sebenarnya, bahwa saya juga mempunyai alasan yang sangat egois dalam membangun Mathematica.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Tôi phải thừa nhận rằng thật ra tôi đã có một lý do rất ích kỷ khi viết Mathematica.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Должен признаться, что при создании Mathematica мною двигал и один эгоистичный мотив.
Açıkçası, itiraf etmeliyim ki Mathematica'yı oluşturmak için çok bencil bir nedenim de vardı.Трябва да призная всъщност, че имах доста егоистична причина, за да изградя Математика.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Ale ak máte horkú závisť a svár vo svojom srdci, nechváľte sa a neluhajte proti pravde.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Ale jeźli macie gorzką zawiść i zajątrzenie w sercu waszem, nie chlubcież się, ani kłamcie przeciwko prawdzie.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Če pa imate grenko zavist in sebičnost v srcu svojem, nikar se ne hvalite in ne lažite zoper resnico!
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Habt ihr aber bitteren Neid und Zank in eurem Herzen, so rühmt euch nicht und lügt nicht wider die Wahrheit.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Ha pedig keserû irígység és czivódás van a ti szívetekben, ne dicsekedjetek és ne hazudjatok az igazság ellen.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.그러나 너희 마음 속에 독한 시기와 다툼이 있으면 자랑하지 말라 진리를 거스려 거짓하지 말라
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Ma se avete nel vostro cuore gelosia amara e spirito di contesa, non vantatevi e non mentite contro la verità
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Men har I besk avind og trettesyke i eders hjerter, da ros eder ikke mot sannheten og lyv ikke mot den!
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Men have I bitter Avind og Rænkesyge i eders Hjerter, da roser eder ikke og lyver ikke imod Sandheden!
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Pakliť máte mezi sebou hořkou závist a zdráždění v srdci svém, nechlubte se a neklamejte proti pravdě.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Pero si en vuestros corazones tenéis amargos celos y contiendas, no os jactéis ni mintáis contra la verdad
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Или мислите,че без нужда казва писанието, че Бог и до завист ревнува за духа, който е турил да живее в нас?
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Коли ж гірку зависть маєте та сварку в серцї вашому, то не величайтесь і не кривіть на правду.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.Но если в вашем сердце вы имеете горькую зависть и сварливость, то не хвалитесь и не лгите на истину.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.ואם קנאה מרה ומריבה בלבבכם אל תתהללו ואל תשקרו באמת׃
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.ولكن ان كان لكم غيرة مرة وتحزب في قلوبكم فلا تفتخروا وتكذبوا على الحق.
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.你 們 心 裡 若 懷 著 苦 毒 的 嫉 妒 和 分 爭 、 就 不 可 自 誇 、 也 不 可 說 謊 話 抵 擋 真 道
Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın.你 們心裡若懷 著 苦 毒 的 嫉妒 和 分爭 、 就 不 可自誇 、 也不可說謊話 抵擋 真 道
Anne, yine de gidiyorum. Kendi bencilliğini kardeşine yüklemeye kalkma. Ona para verdim.Ja jeden, na którego zawsze narzekasz.
AS: Bencil bir karakteri nasıl sevdirirsiniz?AS: 자 이제 어떻게 이기적인 극중인물을 좋아할만한 사람으로 만들죠?
AS: Bencil bir karakteri nasıl sevdirirsiniz?Bạn muốn 1 nhân vật ích kỷ được yêu thích?
AS: Bencil bir karakteri nasıl sevdirirsiniz?א"ס: אז איך גורמים לדמות אנוכית להיות חביבה?
AS: Bencil bir karakteri nasıl sevdirirsiniz?أ.س: إذن كيف تجعل شخصية أنانية مثيرة للإعجاب؟
Aslında problemin kaynağı bencil ,bozguncu ve kar amacına dayalı gruplar değildir.Adevărul este că grupurile bazate pe lăcomie, corupţie, putere şi profit nu sunt adevărată sursă a problemei.
Aslında problemin kaynağı bencil ,bozguncu ve kar amacına dayalı gruplar değildir.Dejstvo je, da sebične in pokvarjene skupine, ki imajo moč in velike dobičke, niso pravi vzrok za težavo.
Aslında problemin kaynağı bencil ,bozguncu ve kar amacına dayalı gruplar değildir.Den egennyttiga korrumperade makten och de vinststyrda koncernerna är inte källan till problemet.
Aslında problemin kaynağı bencil ,bozguncu ve kar amacına dayalı gruplar değildir.왜냐하면 이기적이고, 타락했으며 권력과 이윤을 바탕으로 한 집단은 문제의 원인 아니기 때문이다
Aslında problemin kaynağı bencil ,bozguncu ve kar amacına dayalı gruplar değildir.Себичните, корумпирани групировки, опиращи се на печалби и икономическа сила не са причината за проблема.
Ayrıca, para genellikle bencil hissettirir ve sadece kendimiz için bir şeyler yaparız.Außerdem bewirkt Geld oft, dass wir uns egoistisch fühlen und wir Dinge nur für uns tun.
Ayrıca, para genellikle bencil hissettirir ve sadece kendimiz için bir şeyler yaparız.El dinero, a menudo, nos vuelve muy egoístas y hacemos cosas solo para nosotros mismos.
Ayrıca, para genellikle bencil hissettirir ve sadece kendimiz için bir şeyler yaparız.Geld maakt ons ook vaak egoïstisch. We doen dingen alleen voor onszelf.
Ayrıca, para genellikle bencil hissettirir ve sadece kendimiz için bir şeyler yaparız.돈은 또한, 우리가 매우 이기적이라고 느끼게하기도 하고 우리가 우리를 위해서만 행동한다고 느끼게 합니다.
Ayrıca, para genellikle bencil hissettirir ve sadece kendimiz için bir şeyler yaparız.Men penge gør os ofte også meget egoistiske og vi gør ting kun for os selv.
Ayrıca, para genellikle bencil hissettirir ve sadece kendimiz için bir şeyler yaparız.Non solo, i soldi spesso ci rendono egoisti e facciamo le cose solo per noi stessi.
Ayrıca, para genellikle bencil hissettirir ve sadece kendimiz için bir şeyler yaparız.Przez pieniądze stajemy się samolubni, zajmujemy się tylko sobą.