Belki bunu birlikte yapmalısınız.Maybe you should do this together.
Belki bunu birlikte yapmalıyız.Maybe we should do this together.
Belki bugün yeni bir şey öğreneceğiz.Maybe we'll learn something new today.
Emin değilim ama belki Tom bugün işe gelmeyecek.I'm not sure, but perhaps Tom won't be coming into work today.
Belki onu zamanında yapabilirz.Maybe we can make it on time.
Belki bunu onarabilirz.Maybe we can fix this.
Belki bunu almalıyım.Maybe I should take this.
Belki sadece bir şeyler duyuyorum.Maybe I'm just hearing things.
Belki biri onu yapmana yardım edebilir.Maybe someone can help you do that.
Belki onu değiştirebiliriz.Maybe we can change that.
Belki onu sadece hayal ettim.Maybe I just imagined that.
Belki durmalısın.Perhaps you should stop.
Belki bir şey kaçırdın?Maybe you missed something.
Belki haklı olduğunu düşündüm.I thought maybe you were right.
Belki biz akrabayız.Maybe we're related.
Belki sadece ayrılmalıyım.Maybe I should just quit.
Belki size yardım edebilirim.Maybe I can help you out.
Belki bunu halledebiliriz.Maybe we can work it out.
Belki bir tane alabiliriz.Maybe we could take one.
Belki sadece yaşlanıyorum.Maybe I'm just getting old.
Belki şimdi onu açmalısın.Maybe you should open it now.
Belki şimdi onu açmamız gerekiyor.Maybe we should open it now.
Belki o ihtiyacım olan şey.Maybe that's what I need.
Belki kendimi kandırıyorum.Maybe I'm fooling myself.
Belki çok fazla bekliyorum.Maybe I expect too much.
Belki önümüzdeki pazartesiye kadar bunu yaptırabilirim.Maybe I can have this done by next Monday.
Belki toplantıyı iptal etmelisin.Maybe you should cancel the meeting.
Belki Tom beni hatırlamıyor.Maybe Tom doesn't remember me.
Belki bana yardım edebilirsin.Perhaps you can help me.
Belki beni tanıyacaklar.Maybe they'll recognize me.
Belki bana inanacaklar.Maybe they'll believe me.
Belki Tom Mary'ye gülüyordu.Perhaps Tom was laughing at Mary.
Belki biraz daha beklememiz gerekiyor.Maybe we should wait a little longer.
Belki dinlemelisin.Maybe you should listen.
Belki sadece gitmelisin.Maybe you should just leave.
Belki sadece gitmeliyiz.Maybe we should just leave.
Belki bunu denemelisin.Maybe you should try it.
Belki onu yapabiliriz.Maybe we can make it.
Belki eve gitmelisin.Maybe you should go home.
Belki de burada kalmamalıyım.Maybe I shouldn't stay here.
Belki Tom'un yardım etmesini istemeliyiz.Maybe we should ask Tom to help.
Belki yardım etmek istersin.Maybe you'd like to help.
Belki biraz daha yardıma ihtiyacın olacak.Maybe you'll need more help.
Belki başımı tıraş edeceğim.Maybe I'll shave my head.
Belki de bu gerçekten olur.Maybe it really happens.
Belki sadece bir aptalım.Maybe I'm just a fool.
Belki o benim hatam değildi.Maybe it wasn't my fault.
Belki abarttım.Maybe I exaggerated.
Belki bunu yeterince iyi açıklamadım.Perhaps I didn't explain it well enough.
Belki bunun hakkında daha önce bir şey söylemeliydin.Maybe you should've said something about this earlier.
Belki yavaşlamam gerekiyor.Maybe I should slow down.
Belki yaptığımız için Tom'u suçlamalıyız.Maybe we should blame Tom for what we did.
Emin değilim ama belki de Tom çoktan öldü.I'm not sure, but perhaps Tom is already dead.
Belki Tom'un çocukları yoktur.Maybe Tom doesn't have children.
Belki daha önce tanıştık.Perhaps we've met before.
Belki geri gitmeliyiz.Maybe we should go back.
Belki onu ben attım.Maybe I threw it away.
Belki uykuya daldım.Maybe I fell asleep.
Belki uyuyacağım.Maybe I'll fall asleep.
Belki utanmalıyım.Maybe I should be ashamed.