Ve fetüsün bu belirlemelerinin temelinde yatan annesinin yedikleridir.Und die Grundlage für die Prognosen des Fötus ist die Nahrung, die die Mutter zu sich nimmt.
Ve fetüsün bu belirlemelerinin temelinde yatan annesinin yedikleridir.Và cơ sở thông tin cho các bào thai đó là dựa vào những gì mẹ chúng ăn.
Ve fetüsün bu belirlemelerinin temelinde yatan annesinin yedikleridir.Y la base de la predicción del feto es lo que come su madre.
Ve fetüsün bu belirlemelerinin temelinde yatan annesinin yedikleridir.Η βάση για τις προβλέψεις του εμβρύου είναι η διατροφή της μητέρας.
Ve fetüsün bu belirlemelerinin temelinde yatan annesinin yedikleridir.В основе прогноза плода лежит то, что ест его мать.
Ve fetüsün bu belirlemelerinin temelinde yatan annesinin yedikleridir.И основата за предсказанието на зародиша е това, което яде майка му.
Ve fetüsün bu belirlemelerinin temelinde yatan annesinin yedikleridir.І базою для прогнозування плода є те, що їсть його матір.
Ve fetüsün bu belirlemelerinin temelinde yatan annesinin yedikleridir.והיסוד לתחזיותיו של העובר הוא מה שאימו אוכלת.
Ve fetüsün bu belirlemelerinin temelinde yatan annesinin yedikleridir.ويعتمد الجنين في عمليّة التنبّؤ على ما تأكله أمه.
Ve fetüsün bu belirlemelerinin temelinde yatan annesinin yedikleridir.環境を推定します 妊婦が口にする食事は
Ve ilk olarak helikoperin uzunluğunu belirlemek istiyorlar. .מהו האורך של המסוק
Ve para sadece çok son dakikada fiyatları belirlemek için getirilmiş.E o sistema monetário é apenas mencionado no fim para determinar os preços.
Ve para sadece çok son dakikada fiyatları belirlemek için getirilmiş.Y sólo en el último momento se trae a colación el dinero para fijar los precios.
Ve para sadece çok son dakikada fiyatları belirlemek için getirilmiş.Και τα χρήματα είναι μόνο έφερε την τελευταία στιγμή για τον καθορισμό τιμών.
Ve sınırları belirlememiz lazım, değil mi?Dan moeten we grenzen bepalen.
Ve sınırları belirlememiz lazım, değil mi?그리고 우리는 제한구간을 설정해야겠죠?
Ve sınırları belirlememiz lazım, değil mi?Musimy najpierw ustalić granice całkowania, prawda?
Ve sınırları belirlememiz lazım, değil mi?Y tenemos que especificar límites, verdad?
Ve sınırları belirlememiz lazım, değil mi?ここでは、x が、aと b間です。
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.Apoi trebuia să văd dacă acela fusese glasul Domnului, sau al diavolului.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.A wtedy kazano mi dociec, czy był to głos Boga, czy diabła.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.Daarna moest ik uitmaken of die stem van God of van de duivel kwam.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.Ensuite, j'étais censé déterminer si c'était la voix de Dieu ou la voix du diable.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.E poi si suppone che dovessi decidere se quella fosse la voce di Dio o la voce del Diavolo.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.그리고 나서, 그것이 신의 목소리인지 악마의 목소리인지 구분해야 했고
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.Majd meg kellett állapítanom, hogy Isten hangja volt-e, vagy az Ördögé.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.Rồi tôi phải tìm hiểu xem tiếng nói nội tâm đó là lời của Chúa hay là lời của Quỷ.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.Und dann wurde von mir erwartet festzustellen, ob das die Stimme Gottes oder die des Teufels war.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.Y entonces se supone que tenía que distinguir si esa había sido la voz de Dios o la voz del Diablo.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.Τότε, υποτίθεται ότι έπρεπε να προσδιορίσω εάν αυτή ήταν η φωνή του Θεού ή η φωνή του Διαβόλου.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.И тогава трябваше да разбера дали това е гласът на Бог или този на дявола.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.Но потом я был вынужден определить, был ли это голос Бога, или это был голос Дьявола.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.ואז הייתי אמור להחליט אם זה היה הקול של אלוהים או של השטן.
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.بعدها كان علي أن أحدد ما اذا كان ذلك الصوت، نداء من الله أم الشيطان
Ve sonra belirlemem gerekirdi bu ses Tanrı'nın mıydı yoksa Şeytan'ın mıydı.神の声か それとも悪魔の声か」と考えるようになりました どうやら 私の中に悪魔がいたらしい
Ve Yunuslar çok promiscuous vardır ve bu nedenle Babalar olan belirlemek gerekirJe jí 35 let a je stydlivá.
Yahudi halkının ulusal anlamda kendi geleceğini belirlemesine -Hayır- Nein zur nationalen Selbstbestimmung des jüdischen Volkes.
Yahudi halkının ulusal anlamda kendi geleceğini belirlemesine -Hayır- Nej till självbestämmanderätt för det judiska folket
Yahudi halkının ulusal anlamda kendi geleceğini belirlemesine -Hayır"tidak" pada negara Yahudi yang merdeka
Yahudi halkının ulusal anlamda kendi geleceğini belirlemesine -Hayırلا- لتقرير المصير القومي للشعب اليهودي
Yahudi halkının ulusal anlamda kendi geleceğini belirlemesine -Hayırユダヤの父祖の地を承認することへの「NO」
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -A ja sa môžem spýtať iba jednu otázku a iba jedného z nich, ktorá mi pomôže sa rozhodnúť, ktoré dvere otvoriť.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -A můžu položit jen jednu otázku jednomu z těch dvou lidí, abych se rozhodnul, které dveře otevřít.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -E eu só posso fazer uma pergunta a um deles para decidir qual porta devo abrir.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -En ik kan maar één vraag stellen aan één van de twee om te beslissen welke deur ik open zal doen.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -En ik kan maar één vraag stellen aan één van de twee voordat ik kan beslissen om een deur te openen.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -E posso fare una sola domanda a uno solo di loro per decidere quale porta aprire.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -Et je ne peux seulement poser qu'une seule question à l'un d'entre eux. pour décider quelle porte ouvrir.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -그리고 나는 문을 열기 위한 단 하나의 질문을 그들 중 한 명에게만 물어볼수 있습니다.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -Mogę zadać jednemu z nich tylko jedno pytanie, aby zadecydować, które drzwi powinienem otworzyć.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -Och jag kan bara ställa en fråga till en av den för att bestämma vilken dörr jag ska öppna.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -Og jeg kan kun stille et spørgsmål til en af dem for at finde ud af hvilken dør jeg skal åbne.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -Und ich darf nur einem von ihnen eine Frage stellen, um zu entscheiden, welche Tür ich öffne.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -Και μπορώ να κάνω μόνο ΜΙΑ ερώτηση σε ΕΝΑΝ από αυτούς για να αποφασίσω ποιά πόρτα ν' ανοίξω.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -Мога да задам само един въпрос, преди да реша коя врата да отворя.
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -אני יכול לשאול שאלה אחת לאחד מהם על מנת להחליט איזו דלת לפתוח
Yalnızca bir tanesine bir adet soru sorarak hangi kapıyı açacağımı belirlemem gerekiyor. -チャンスは一度きりです。 ふたりとも、正しい答えを知っています。
Yani cinsiyet belirlemek dışındaki görevlerinin sayısı azdır. -Aber es sagt uns immerhin soviel, dass es sehr wenig anderes tut als das Geschlecht zu bestimmen.
Yani cinsiyet belirlemek dışındaki görevlerinin sayısı azdır. -Ale rozhodně to říká, že tento chromozom určuje jen velmi málo jiných věcí než je pohlaví.
Yani cinsiyet belirlemek dışındaki görevlerinin sayısı azdır. -하지만 제가 전달하려는 내용은 이 염색체는 성별을 결정하는 것 빼고는 거의 역할이 없다는 것입니다