Biraz daha bekler misiniz?Can you hold on a little longer?
On dakika daha bekler misin?Would you mind waiting another ten minutes?
Otobüs beklerken bir sağanağa yakalandım.While waiting for bus, I was caught in a shower.
Otobüs beklerken bir trafik kazası gördüm.While I was waiting for the bus, I saw a traffic accident.
Bir otobüs beklerken, arkadaşımla buluştum.Waiting for a bus, I met my friend.
Kemancı, çalmak için sinyali bekler.The violinist waits for the signal to play.
Birkaç dakika bekler misiniz?Would you mind waiting a few minutes?
Şu anda bir ziyaretçimiz var. Biraz bekler misiniz?We have a visitor right now. Would you mind waiting for a while?
Bir dakika bekler misin?Do you mind waiting for a minute?
Onları daha fazla beklersek zaman kaybı olur.It'll be a waste of time if we wait for them any longer.
Bir süre burada bekler misin?Could you wait here for the moment.
Kate'i beklerken, Bob ve Mary'yi gördüm.Waiting for Kate, I saw Bob and Mary.
Eğer beklersem bir koltuğa oturabilme olasılığım nedir?If I wait, what's the possibility I can get a seat?
Makyaj yapana kadar bekler misin?Can you wait until I make up my face?
Ne zaman gelirsen gel, her zaman bekleriz.Whenever you come, you are always welcome.
Müdürler çalışanlardan doğruluk,verimlilik ve adanmışlık bekler.Office managers expect accuracy, efficiency, and dedication.
Otobüs beklerken ayakta durdum.I stood waiting for a bus.
Bir bankta beklerken oturdum.I sat waiting on a bench.
Lütfen birkaç dakika bekler misin?Would you please wait for a few minutes?
Biraz bekler misiniz?Would you mind waiting a moment?
Eğer biraz beklerseniz, Jane'i telefona alacağım.If you hold on a moment, I will get Jane on the phone.
Lütfen bir dakika bekler misin?Would you please wait for a minute?
Siz beklerken kaydedilmiş bazı müziklerin tadını çıkarabilirsiniz.You can enjoy some recorded music while you wait.
O saatlerce onun aramasını beklerdi.He would wait for hours for her call.
Treni beklerken platformda ileri geri yürüdü.He walked back and forth on the platform while waiting for the train.
Her zaman benim ona yardım etmemi bekler.She always expects me to help her.
Oğlunun eve gelmesini beklerken geç saatlere kadar yatmadı.She sat up late waiting for her son to come home.
Beklerken, dergi okuyarak vakit geçirdi.She killed time reading a magazine while she waited.
Trang'in partisi ölüyü beklerken verilen bir ziyafet gibiydi.Trang's party was like a wake.
O, randevusunun çıkmasını beklerken bir dergi okumuştu.She perused a magazine while waiting for her date to show up.
Tom otobüsü beklerken bir dergi okudu.Tom read a magazine while he waited for the bus.
Umarım o beni bekler.I hope he'll wait for me.
Ne görmeyi beklersiniz?What would you expect to see?
Bir soru sorduğun zaman bir cevap beklersin.When you pose a question, you expect an answer.
Uzun süredir beklediğini biliyorum fakat sadece biraz daha bekler misin?I know you've been waiting a long time, but could you wait just a little bit longer?
Tom'u beklerken belki de Mary'yi davet etmemem gerektiği aklıma geldi.It occurred to me while I was waiting for Tom that maybe I shouldn't have invited Mary.
Tom Mary'yi otobüs durağında beklerken gördü.Tom saw Mary waiting at the bus stop.
Tom faturasını ödemek için sıkı sık son dakikaya kadar bekler.Tom frequently waits until the last minute to pay his bills.
Umarım o benim için bekler.I hope he will wait for me.
Zaman bekler ve zaman unutur.Time waits and time forgets.
Kate'i beklerken Bob ve Mary'yi gördüm.I saw Bob and Mary while I was waiting for Kate.
Kate'i beklerken Bob ve Mary ile karşılaştım.I met Bob and Mary while I was waiting for Kate.
Seni her zaman beklerim.You are always welcome.
Bir saniye bekler misin?Would you wait a second?
Otobüs beklerken bazı arkadaşlarla karşılaştım.I met some friends while I was waiting for a bus.
Otobüs beklerken bir arkadaşa rastladım.I met a friend while I was waiting for a bus.
Biz beklerken, neler olduğunu neden bana söylemiyorsun?While we're waiting, why don't you tell me what happened?
Biz beklerken bunu okumak isteyebilirsin.You might want to read this while we're waiting.
Biraz bekler misin?Can you wait a bit?
Tom bir kalp krizinden muzdaripti ve ambulans beklerken neredeyse ölüyordu.Tom suffered from a heart attack and almost died waiting for the ambulance.
Tramvayı beklerken bir trafik kazasına tanık oldum.While I was waiting for the streetcar, I witnessed a traffic accident.
Arkadaşımı beklerken tam bir saat harcadım.I've spent an entire hour waiting for my friend.
Yalnız başıma bütün bunları yapmamı nasıl beklersin?How do you expect me to do all this alone?
Tom Mary'yi beklerken karanlıkta yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone in the dark waiting for Mary.
Yarın onda onu bekleriz.We expect him tomorrow at ten o'clock.
Bugün bekleriz, yarın kazanacağız.Today we wait, tomorrow we will win.
Seni beklerken, yarım şişe şarapla sarhoş oldum bile.I've already drunk half a bottle of wine while I was waiting for you.
Tom takımda olsa bile, o sadece yedek kulübesinde bekler.Even though Tom is on the team, he's just a bench warmer.
Tom otobüs beklerken bir kitap okudu.Tom read a book while he was waiting for the bus.
Tom Mary'yi beklerken sabırsızlandı.Tom got impatient waiting for Mary.