Bekleme salonunda bekleyin.Wait in the waiting room.
Bekleme salonunda beş hasta vardı.There were five patients in the waiting room.
Bekleme salonunuz var mı?Do you have any standing room?
Bekleme salonuna geri dönün.Go back to the waiting room.
Gazeteler bekleme salonuna konuldu.Newspapers were laid out in the waiting room.
Bekleme salonundaki insanların bazıları TV izliyorlardı.Some of the people in the waiting room were watching TV.
Bekleme salonunda bir sürü insan var.There are a lot of people in the waiting room.
Büyük bir istasyon binasında bekleme salonu, kafeler ve bilet gişeleri bulunmaktadır.A large station building houses a waiting lounge, cafes and ticket offices.
Hastalar kliniğin bekleme salonuna doluşuyorlar.Patients are piling up in the clinic waiting room.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.So we began with a card table in the clinic waiting room -- totally lemonade stand style.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.Same thing in the clinic waiting room.
Bekleme salonunda konuşalım.Let's talk in the reception room.
Geleceğimi, büyük bir tren istasyonun... ...bekleme salonunda görüyorum.I see my future like a waiting room in a big train station, with benches and drafts.
Batı Balkanlar ve Türkiye, AB’nin bekleme salonundaWestern Balkans, Turkey, in the anteroom for EU accession
Bekleme salonunda beş hasta vardı.Il y avait cinq patients dans la salle d'attente.
Bekleme salonunda beş hasta vardı.Había cinco pacientes en la sala de espera.
Bekleme salonundayım.أنا في قاعة الإنتظار.
Bekleme salonundayım.Sunt în sala de așteptare.
Bekleme salonundayım.Είμαι στην αίθουσα αναμονής.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.Même chose dans la salle d'attente de la clinique.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.To samo dotyczy poczekalni.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.Ugyanez a klinikák várótermeiben.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.Το ίδιο και για τις αίθουσες αναμονής.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.Същото се случва в чакалнята на клиниката.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.То же самое происходит в комнатах ожидания.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.אותו הדבר מחדר ההמתנה.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.نفس الشيء في غرفة الإنتظارلعيادة الطبيب .
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.毎日のこの国では
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.Den samme ting i denne klinik med venteværelse.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.Điều giống nhau ở các phòng chờ khám.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.E la fel în cazul camerei de așteptare a clinicii.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.Gleiches gilt im Wartezimmer.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.Hetzelfde geldt voor de wachtkamer.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.Igualmente en la sala de espera de la clínica.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.진찰 대기실도 마찬가지 입니다.
Aynı şey, kliniğin bekleme salonu için de geçerli.La stessa cosa vale per la sala d'attesa della clinica.
Bekleme salonunda konuşalım.Ayo bicara di ruang tamu
Bekleme salonunda konuşalım.- Hablemos afuera.
Bekleme salonunda konuşalım.아이구... 접견실 가서 말씀 나누시죠, 예...
Bekleme salonunda konuşalım.Vamos conversar na recepção.
Bekleme salonunda konuşalım.- Поговоримо в приймальні. - Похмілля замучило.
Bekleme salonunda konuşalım.تعمل بجد؟ .لنتحدث في غرفة الإستقبال
Boston Tıp Merkezi'nde, klinik bekleme salonunda,<헬스리드> 자원봉사자로
Boston Tıp Merkezi'nde, klinik bekleme salonunda,היא התנדבה ב"בריאות מובילה"
Boston Tıp Merkezi'nde, klinik bekleme salonunda,كانت احدى المتطوعين في Health Leads
Boston Tıp Merkezi'nde, klinik bekleme salonunda,ボストンメディカルセンターの 診療所の待合室で働きました
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Abbiamo iniziato con un tavolino nella sala d'attesa della clinica -- stile bancarella.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Also begannen wir mit einem Kartentisch im Wartezimmer der Klinik - wie auf einem Kuchenbasar.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Chúng tôi bắt đầu với một cái bàn con ở phòng chờ khám hoàn toàn theo phong cách gian hàng nước chanh
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Egy kis asztallal kezdtük a váróteremben -- limonádéstand stílusban.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.처음엔 병원 대기실에 작은 접이식 탁자에서 시작했는데 완전히 레모네이드 판매대와 같았죠.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Så vi begyndte med et kortbord i klinikkens venteværelse -- total juicebod stil.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.We begonnen met een kaarttafel in de wachtruimte
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Ξεκινήσαμε λοιπόν με ένα μικρό τραπέζι στην αίθουσα αναμονής της κλινικής ακριβώς σαν σταντ για λεμονάδες.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Започнахме с карта на таблица в залата за чакане в клиниката - напълно в стил лимонаден щанд.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.Итак мы начали со стола, на котором собирают рецепты — полностью в стиле лимонадного бизнеса.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.אז התחלנו עם שולחן קטן בחדר המתנה- ממש כמו עמדת ילדים מוכרי לימונדה.
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.لذلك ابتدأنا بوضع طاولة للبطاقات في غرقة الانتظار للعيادة كطاولة بيع عصير الليمون
Bu nedenle bekleme salonundaki oyun masasıyla başladık - tamamen limonata standı stili.まるで道端のレモネードスタンドです しかし現在は大学生の参加者が千人おり
Bu ülkede her gün, yaklaşık 3 milyon hasta, yaklaşık 150 bin kliniğin bekleme salonunda sırasını bekliyor.이 나라에서 매일 300만명의 환자가 약 15만개의 대기실을 드나듭니다.