Sizden bir hediye almak beklenmedik bir sürprizdi.Receiving a gift from you was an unexpected surprise.
Tom beklerken oturdu.Tom sat waiting.
Ben kesinlikle beklemiyorum.I'm definitely not waiting.
Ne kadar çok beklersek o kadar az Tom'u bulma şansımız olur.The longer we wait, the less chance we have of finding Tom.
Biraz beklersen seni Tom'a götüreceğim.If you'll wait a moment, I'll take you to Tom.
Tom için bunu yapmanı beklemiyordum.I wasn't expecting you to do it for Tom.
Bunun olacağını beklemeliydim.I should've anticipated that this would happen.
Bu olacağını bekleyen bir felaket.That's a disaster waiting to happen.
Tom olacağını bekleyen bir kazaydı.Tom was an accident waiting to happen.
Bu yer olacağını bekleyen bir kaza.This place is an accident waiting to happen.
Bölgede yoğun sağanak bekleniyor.Extensive rainfall is expected throughout the region.
O duymayı beklediğim en son şeydi.That was the last thing I expected to hear.
Bunun birkaç dakika bekleyebileceğine eminim.I'm sure it can wait a few minutes.
Tom gerçekten bunu beklemiyordu.Tom hadn't really expected this.
Tom bunu kesinlikle sabırsızlıkla beklemiyor.Tom is definitely not looking forward to this.
Talimatlar için beklemede kalın.Stand by for instructions.
Talimatlar için hazır bekleyin.Stand by for instructions.
Tom üç yıldır bekleme listesinde bulunuyor.Tom has been on the waiting list for three years.
Şimdi, Tom, sana bütün cevapları vermemi bekleyemezsin.Now, Tom, you can't expect me to give you all the answers.
Tom'un beklemeden cevap verme sorunu var.Tom has trouble thinking on his feet.
Onun için burada bekleyeceğiz.We'll wait here for it.
Bunu kabul etmeni beklemiyordum.I didn't expect you to admit it.
O beklemeye değdi.That was worth the wait.
Zar zor bekleyebilirim.I could hardly wait.
Tom bu anı sabırsızlıkla beklemiyor.Tom hasn't been looking forward to this moment.
Neden farklı bir şey beklediğimi bilmiyorum.I don't know why I expected anything different.
Çok fazla beklemiyorum.I don't expect a lot.
Ben seni beklerken öğle yemeği yiyeceğim.I'll have lunch waiting for you.
Biz endişeyle bekledik.We waited anxiously.
Tom uysalca bekledi.Tom waited obediently.
Sabırla bekleyeceğim.I'll wait patiently.
Tom'un Mary ile geçinemeyeceğini beklemeliydim.I should've anticipated that Tom wouldn't get along with Mary.
Tom sabırla Mary'nin hikayesini bitirmesini bekledi.Tom patiently waited for Mary to finish her story.
Her zaman beklenilen şeyi yapmaz mısınız?Don't you always do what's expected?
Hey, bir dakika bekle, sen benim ne düşünüyor olduğumu düşünüyor musun?Hey, wait a minute, are you thinking what I'm thinking?
Tom'un bitirmesini beklemem gerekir mi?Should I wait for Tom to finish?
Bekle, neden bunu sana söylüyorum?Wait, why am I telling you this?
Gerçekten insanların ona inanmasını beklemiyorsun, değil mi?You're not really asking people to believe that, are you?
Bu tam beklediğim şey.It's just what I expected.
O beklediğimden daha zordu.It was more difficult than I'd expected.
Bu bekleniyordu.That was to be expected.
Tom oturdu ve bekledi.Tom sat down and waited.
Tom kapıyı çaldı ve bekledi.Tom knocked on the door and waited.
Film olmasını beklediğimden çok daha iyiydi.The movie was a lot better than I expected it to be.
Ofisinde seni bekleyen biri var.There's someone waiting for you in your office.
Dışarıda bekledik.We waited outside.
Beni dışarıda bekleyen biri var.There's someone waiting for me outside.
Beni bekleyeceğini düşündüm.I thought you were going to wait for me.
Tom uzun süre beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait for a long time.
Tom Mary'yi beklemekten usandı, bu yüzden eve gitti.Tom got tired of waiting for Mary, so he went on home.
Sırada beklemeyi sevmiyorum.I don't like waiting in line.
Burada bir saniye bekleyin.Wait a second here.
Tom ve Mary'nin burada olmalarını beklemiyordum.I didn't expect Tom and Mary to be here.
Tom Mary'nin burada olmasını beklemiyordu.Tom wasn't expecting Mary to be here.
Seninle burada karşılaşmak beklenmedik bir zevk.Meeting you here is an unexpected pleasure.
Tom Mary'nin gerçekten sözünü tutacağını asla beklemiyordu.Tom never expected that Mary would really keep her promise.
Tom hiçbir şey beklemiyormuş gibi görünüyordu.Tom seemed to expect nothing.
Kesinlikle beklediğim bu değil.This is definitely not what I was expecting.
Tom beklemekten usandı.Tom got tired of waiting.
Beklediğiniz için çok teşekkürler.Thanks very much for waiting.