Odanın dışında bir süre bekleyin.Wait for a moment outside the room.
Bu mektubun sizi ilgilendirdiğini umuyoruz ve dört gözle cevabınızı bekliyoruz.I hope this letter interests you and look forward to your reply.
Sırada bekleyin lütfen.Wait in line, please.
İkinci bir şansı bekle.Wait for a second chance.
Avukat Ben'i bekliyordu.The lawyer was expecting Ben.
Avukat onu bekliyordu.The lawyer was expecting him.
Annem beni her an bekliyor olacak.My mother will be expecting me at any moment.
Raporla ilgili yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.I look forward to your comments on the report.
Mücevher beklenmedik bir yerde bulundu.The jewel was found in an unlikely place.
Radyo istasyonunun önünde senin için bekleyeceğim.I will wait for you in front of the radio station.
Seni radyo istasyonunu önünde bekleyeceğim.I will wait for you in front of the radio station.
Ziyaretçiler bekleniyor.Visitors are welcome.
Ona bir dakika beklemesini rica ettim.I asked her to wait a minute.
Beş yıllık ayrılıktan sonra onu göreceğim günü sabırsızlıkla bekliyordum.I was looking forward to the day when I could see him after five years' separation.
Onun cumartesi öğleden sonra gelmesini bekliyoruz.We expect him to show up on Saturday afternoon.
Her gün okuldan sonra onu kitapçıda bekledim.Every day I waited for her at the bookstore after school.
Lütfen oturun ve adınız çağrılıncaya kadar bekleyin.Please have a seat and wait until your name is called.
Yarın sabah seni istasyonda bekliyor olacağım.I'll be waiting for you at the station tomorrow morning.
Yarın sabaha kadar bekleyin.Wait until tomorrow morning.
Yarın sabaha kadar bekle.Wait until tomorrow morning.
Yarın gece yağmur bekleniyor,öyleyse o zamana kadar şemsiyelerimizi bırakalım.It's supposed to rain tomorrow night, so let's leave our umbrellas until then.
Yarın şiddetli yağış bekliyoruz.We anticipate a heavy rainfall tomorrow.
Yarın senin ya da onun gelmesi bekleniyor.Either you or he is supposed to come tomorrow.
Yarın beni bekleyebilirsiniz.You may expect me tomorrow.
Sorunu beklediğimden daha kolay buldum.I found the problem easier than I had expected.
Bu bekçiye bir rüşvettir.It's a sop to Cerberus.
Çaydanlık ötmeye başlayıncaya kadar bekle.Wait till the kettle begins to sing.
Arkadaşımın gelmesini çok uzun süre beklemek zorunda kaldığımda huzursuz hissediyorum.I feel restless when I have to wait too long for my friend to show up.
Kütüphanenin önünde beni bekleyen bir arkadaşım var.I have a friend waiting for me in front of the library.
Bazı beklenmedik zorluklar ortaya çıktı.Some unexpected difficulties have arisen.
Beklenmedik olayları öngörmeliyiz.We should provide for unexpected events.
Beklenildiği gibi, onlar yarışmayı kaybettiler.As was expected, they lost the contest.
Beklediğimden daha fazla seyirci vardı.There were more spectators than I had expected.
Bebeğimi ocak ayının ortalarında bekliyorum.I'm expecting my baby in the middle of January.
Ertesi sabaha kadar beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.There was nothing to do but wait until the next morning.
Gelecek hafta seni bekleyeceğim.I'll expect you next week.
Gelecek hafta seni görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to seeing you next week.
Okyanusların önümüzdeki yüzyılın sonuna kadar 50 santimetre yükselmesi bekleniyor.Oceans are expected to rise by 50 centimeters by the end of the next century.
Ben hala sabah kahvaltımı bekliyorum. Lütfen onu bana şimdi getir.I'm still waiting for my breakfast. Bring it to me now, please.
Boşanma oranının artması bekleniyor.The divorce rate is expected to rise.
Bekleme salonunuz var mı?Do you have any standing room?
Eğer ben yokken gelirse, lütfen ben geri gelene kadar beklemesini isteyin.If he should come in my absence, please ask him to wait until I come back.
Olumlu yanıtını sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to receiving your favorable answer.
Olumlu cevabını almayı sabırsızlıkla bekliyorum.I am looking forward to receiving your favorable answer.
Trenler arasında uzun bir bekleme var.There is a long wait between trains.
Tren altıda bekleniyordu.The train was due at 6.
Trenin beş dakika içinde hareket etmesi bekleniyor.The train is supposed to leave in five minutes.
Tren zamanında ulaştı böylece biz beklemek zorunda olmadık.The train arrived on time, so we didn't have to wait at all.
Tren beni beklemedi.The train didn't wait for me.
Olmayı bekleyen bir kazaydı.It was an accident that was waiting to happen.
Beklediğim kadar pahalı değildi.It wasn't as expensive as I expected.
Son dakikaya kadar bekledim.I waited until the last minute.
Yeni yılda bir bebek bekliyorum!I'm expecting a baby in the new year!
O beklenmeyen bir gök gürültüsü gibiydi.It was like a bolt out of the blue.
Hiç kimse İspanyol Engizisyonu beklemiyor!Nobody expects the Spanish Inquisition!
Onun her an gelmesini bekliyorum.I expect him to come at any moment.
O, beni 30 dakika bekletti.She kept me waiting for 30 minutes.
O beni yarım saat bekletti.She kept me waiting for half an hour.
O, beni yarım saat bekletti.She made me wait for half an hour.
O bekletildiği için sinirlenmişti.She was annoyed because she had been kept waiting.